Denizli Özel Tekden Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Raşid Aykota, çocukluk çağı obezitesinin yalnızca kilo fazlalığından ibaret olmadığını belirterek aileleri uyardı. Erken yaşlarda başlayan obezitenin yetişkinlik dönemine taşınabildiğini ifade eden Aykota, diyabet, hipertansiyon ve karaciğer yağlanması gibi ciddi sağlık sorunlarının çocukluk döneminde de görülebildiğini söyledi.

Dünya genelinde çocuk ve ergenlerde obezite oranlarının endişe verici seviyelere ulaştığını belirten Aykota, Dünya Sağlık Örgütünün 2024 verilerine göre 5-19 yaş grubunda yaklaşık 170 milyon çocuk ve ergenin obeziteyle yaşadığını aktardı.

'Çocuk büyüyünce zayıflar' düşüncesine dikkat!

Aw823942 01 (1)

Ömürlük lens taktırmadan önce bu uyarıya dikkat!
Ömürlük lens taktırmadan önce bu uyarıya dikkat!
İçeriği Görüntüle

Çocukların fazla kilolu olmasının bazı aileler tarafından sağlıklı büyümenin işareti olarak görülebildiğini belirten Aykota, bu yaklaşımın obezitenin fark edilmesini ve tedavi sürecinin başlamasını geciktirebildiğini ifade etti.

Aykota, "Toplumumuzda hâlâ kilolu çocuğun sağlıklı olduğu veya büyüdüğünde kendiliğinden zayıflayacağı yönünde yaygın bir düşünce var. Oysa çocukluk çağında başlayan obezite, erişkinlik dönemine kadar devam edebilen kronik bir hastalıktır. Üstelik bu çocuklarda henüz genç yaşlarda insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve karaciğer yağlanması gibi ciddi metabolik sorunlarla karşılaşabiliyoruz. Obeziteyi yalnızca tartıdaki rakamlarla değerlendirmek büyük bir hata" şeklinde konuştu.

Obezite çocukların psikolojisini de etkiliyor

Çocukluk çağı obezitesinin etkilerinin yalnızca fiziksel sağlıkla sınırlı kalmadığını vurgulayan Aykota, uyku apnesi, eklem sorunları ve hareket kısıtlılığının yanı sıra psikolojik problemlerin de ortaya çıkabildiğini belirtti.

Akran zorbalığı, özgüven kaybı, sosyal izolasyon ve depresif belirtilerin obezitesi bulunan çocuklarda karşılaşılabilen sorunlar arasında olduğunu kaydeden Aykota, hastalığın yalnızca çocuğun iradesi veya beslenme alışkanlıklarıyla açıklanamayacağını söyledi.

Aykota, "Obezitesi olan çocuklarda uyku apnesi, eklem problemleri, hareket kısıtlılığı ve erken yaşta metabolik hastalıklar görülebiliyor. Bunun yanında akran zorbalığı, özgüven kaybı, sosyal izolasyon ve depresif belirtiler de önemli sorunlar arasında. Bu nedenle çocukluk çağı obezitesini yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla açıklamak veya çocuğun iradesine bağlamak doğru değil. Karşımızda biyolojik, genetik, çevresel ve psikolojik faktörlerin birlikte rol oynadığı ciddi bir hastalık var" diye konuştu.

Ailelere diyet yerine sağlıklı yaşam önerisi

Obeziteyle mücadelede ailelerin yaklaşımının belirleyici olduğunu dile getiren Aykota, çocukların kilo vermeleri konusunda sürekli uyarılmasının veya katı diyetlere zorlanmasının doğru bir yöntem olmadığını ifade etti.

Ailelerin öncelikle kendi yaşam alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğini belirten Aykota; sağlıklı beslenme, şekerli içeceklerin ve yüksek kalorili işlenmiş gıdaların azaltılması, fiziksel aktivitenin artırılması ve düzenli uykunun önemine dikkat çekti.

Aykota, "Bir çocuğa sürekli kilo vermesi gerektiğini söylemek, onu arkadaşlarıyla kıyaslamak veya katı diyetlere zorlamak çoğu zaman sorunu çözmez. Öncelikle ailece sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmalı, şekerli içecekler ve yüksek kalorili işlenmiş gıdaların tüketimi azaltılmalı, fiziksel aktivite artırılmalı ve düzenli uyku alışkanlığı oluşturulmalıdır. En önemlisi de çocuk bu süreçte suçlanmamalı ve psikolojik olarak desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.

İleri obezitesi olan ergenlerde cerrahi seçenek

İleri derecede obezitesi bulunan bazı ergenlerde yaşam tarzı değişikliklerinin tek başına yeterli olmayabileceğini belirten Aykota, uygun tıbbi kriterleri karşılayan hastalarda metabolik ve bariatrik cerrahinin de değerlendirilebildiğini söyledi.

Ancak her kilolu çocuğun ameliyat için uygun olmadığının altını çizen Aykota, cerrahi kararının kapsamlı bir değerlendirme sonucunda verilmesi gerektiğini vurguladı.

Aykota, "Günümüzde uluslararası bilimsel kılavuzlar, ağır obezitesi bulunan ve belirli tıbbi kriterleri karşılayan ergenlerde metabolik ve bariatrik cerrahinin değerlendirilmesini öneriyor. Ancak burada son derece dikkatli bir hasta seçimi gerekiyor. Her kilolu çocuk ameliyat adayı değildir. Çocuk ve ergenlerin pediatrik endokrinoloji, beslenme, psikoloji ve obezite cerrahisi alanlarında deneyimli multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi gerekir. Cerrahi kararı yalnızca kilo üzerinden değil; eşlik eden hastalıklar, psikososyal durum ve uzun dönem takip koşulları dikkate alınarak verilmelidir" dedi.

Erken müdahale gelecekteki hastalık riskini azaltabilir

Çocukluk döneminin obeziteyle mücadelede kritik bir zaman dilimi olduğunu belirten Aykota, kilo sorunlarının ertelenmeden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Erken tanı ve doğru müdahalenin ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının önlenmesine katkı sağlayabileceğini ifade eden Aykota, ailelerin gerektiğinde profesyonel destek alması gerektiğini vurguladı.

Aykota, "Obezite ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek kadar, çocuklarımızın obeziteyle karşılaşmasını önlemek de önemlidir. Çocukluk çağında fark edilen kilo problemi ertelenmemeli, gerektiğinde profesyonel destek alınmalıdır. Çünkü bugün çocuğumuzun sağlığı için attığımız doğru bir adım, onun gelecekte diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi ciddi sorunlarla karşılaşma riskini azaltabilir. Unutmamalıyız ki obezite yalnızca yetişkinlerin hastalığı değildir ve mücadeleye başlamak için erişkinlik dönemini beklememeliyiz" diye belirtti.

Kaynak: İHA