Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada küresel finans sistemini eleştirerek, adalet ve ahlak temelli bir ekonomik düzene ihtiyaç olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen “3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi”nde konuştu. Zirveye farklı ülkelerden katılan konukları selamlayan Erdoğan, toplantı kapsamında gerçekleştirilecek panel ve oturumların İslam dünyası ve insanlık adına faydalı sonuçlar doğurmasını temenni etti.
İslam ekonomisinde sermayenin rolünün farklı boyutlarıyla ele alınacağını belirten Erdoğan, dijital dönüşümden finansal entegrasyona, yapay zekâ uygulamalarından vakıfların güçlendirilmesine kadar pek çok başlığın değerlendirileceğini ifade etti.
“İslam alemi birçok krizle mücadele ediyor”
Konuşmasında bölgesel gelişmelere de değinen Erdoğan, İslam coğrafyasının son yıllarda çok sayıda krizle karşı karşıya kaldığını söyledi.
“Şurası bir gerçek ki İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi, pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan'ın güneyinden Beyrut'un işlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez'deki kardeş ülkelerimizi değil, tüm dünyayı ölümsüz etkiliyor.”
Küresel borç yüküne dikkat çekti
Küresel ekonomide yaşanan kırılganlıklara işaret eden Erdoğan, uluslararası finans sistemine yönelik eleştirilerde bulundu.
“Bakınız, burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor küresel borçluluğun iki bin yirmi altının ilk çeyreğinde üç yüz elli trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorundur.”
“Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım: Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem geride bıraktığımız son yirmi yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir.”
“Faizin olduğu yerde bereket olmaz”
Faize dayalı ekonomik yapıyı eleştiren Erdoğan, İslam iktisadının temel değerlerine vurgu yaptı.
“Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez.”
“‘Dünya beşten büyüktür’ tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik ticari ilişkileri de kapsamaktadır.”
“‘Daha adil bir dünya mümkün’ derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkum olmadığımızı ifade ediyoruz.”
Erdoğan, konuşmasının devamında “Bereket; rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz.” ifadelerini kullandı.
“İslam iktisadı sosyal refahı esas alır”
İslam ekonomisinin yalnızca ekonomik büyümeyi değil toplumsal dayanışmayı ve çevrenin korunmasını da merkeze aldığını belirten Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
“İslam iktisadı, adalet, ahlak, erdem, diğer gamlık, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler etrafında teşekkür eder. Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. İnfakı, yardımı, dayanışmayı dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir. Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır.”




