Uzmanlar, ağız ve diş sağlığında diş ipinin ihmal edilmemesi gereken temel bakım adımlarından biri olduğunu vurguluyor. Sadece diş fırçalamanın yeterli olmadığına dikkat çeken Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, diş aralarının da mutlaka temizlenmesi gerektiğini belirterek, yanlış kullanımın ise diş etlerine zarar verebileceğini söyledi.

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, diş ipinin doğru teknikle kullanımının ağız ve diş sağlığındaki önemi, kullanım yöntemi ve olası yanlış inanışlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Diş ipi günlük bakımın vazgeçilmez parçası olmalı”

Ağız ve diş sağlığını korumada en önemli adımlardan birinin yalnızca fırçalama olmadığını belirten Güler, diş aralarının temizliğinin kritik olduğunu ifade etti.

“Bu noktada diş ipi kullanımı, günlük ağız bakım rutininin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak doğru teknikle uygulanmadığında istenilen faydayı sağlamadığı gibi diş etlerine zarar da verebilir.” dedi.

Diş ipi kullanımında yaklaşık 30-40 santimetrelik bir parçanın tercih edilmesi gerektiğini aktaran Güler, daha kısa iplerin kontrolü zorlaştırabileceğini belirtti. İpin iki elin orta parmaklarına sarılarak sabitlenmesi gerektiğini söyleyen Güler, üst dişlerde baş parmakların, alt dişlerde ise işaret parmaklarının kullanılmasının daha rahat bir uygulama sağladığını ifade etti.

“Amaç dişi sararak yüzey temizliği sağlamaktır”

Diş ipinin yalnızca diş arasına girip çıkmak için kullanılmadığını vurgulayan Güler, doğru tekniğin önemine dikkat çekti:

“Asıl hedef, dişin yüzeyine temas ederek dişin çevresini saracak şekilde temizlik sağlamaktır. Diş ipi, iki diş arasına nazikçe yerleştirildikten sonra temas noktasından hafif bir hareketle geçirilir ve diş etinin yaklaşık 1 mm altına kadar ilerletilir. Ardından ip, dişe ‘C’ şeklinde sarılarak yukarı doğru çekilir. Aynı işlem, komşu diş için de tekrarlanır. Böylece iki diş arasındaki her iki yüzey de etkin şekilde temizlenmiş olur. Tüm diş araları bu yöntemle tek tek temizlenmelidir.”

“En uygun zaman akşam yatmadan önce”

Her 3 çocuktan 1'i tehlikede!
Her 3 çocuktan 1'i tehlikede!
İçeriği Görüntüle

Diş ipinin günde bir kez, özellikle akşam yatmadan önce kullanılmasının daha uygun olduğunu belirten Güler, gece tükürük salgısının azalmasının ağız sağlığı açısından risk oluşturduğunu ifade etti.

“Bunun nedeni, gece uyku sırasında tükürük salgısının azalmasıdır. Tükürük miktarının düşmesiyle birlikte ağızda kalan yiyecek artıkları bakteri plağına dönüşür ve bu durum çürük ile diş eti hastalıklarına zemin hazırlar. Bu nedenle gece yatmadan önce hem dişlerin fırçalanması hem de diş aralarının temizlenmiş olması büyük önem taşır.” dedi.

Güler ayrıca, en doğru uygulamanın önce diş fırçalamak, ardından diş ipi kullanmak olduğunu da kaydetti.

“Doğru kullanım diş aralarını açmaz”

Yanlış tekniklerin diş etine zarar verebileceği uyarısında bulunan Güler, aceleci ve sert hareketlerden kaçınılması gerektiğini söyledi.

“İnce ve keskin yapısı nedeniyle agresif hareketlerle kullanıldığında diş etinde kesilmelere yol açabilir. Bu nedenle diş ipini dişlerin arasından geçirirken aceleci davranmamak gerekir.” ifadelerini kullandı.

Diş ipinin diş aralarını açtığı yönündeki inanışın doğru olmadığını da belirten Güler, şunları söyledi:

“Sert ve ani hareketler, diş etine doğrudan baskı yaparak travmaya neden olabilir. Oysa doğru kullanımda ip, diş etine zarar vermeden diş yüzeyine sarılarak temizleme işlemini gerçekleştirir. Diş ipinin dişlerin arasını açtığı yönündeki inanış da yaygındır. Ancak bu doğru değildir. Doğru teknikle kullanılan diş ipi diş aralarını açmaz. Aksine, yanlış ve sert kullanım diş etine zarar vererek çekilmelere neden olabilir. Bu da zamanla diş aralarında boşluk oluştuğu izlenimini yaratabilir. Özellikle dişleri sıkı temas eden kişilerde diş ipi kullanımı zor olabilir, ancak bu durum kullanımın bırakılmasını gerektirmez.”

“Uyumsuz dolgular kullanımda sorun çıkarabilir”

Diş ipinin dolgu ve kaplamalara zarar verip vermeyeceği konusuna da değinen Güler, doğru yapılan restorasyonların bu süreçten etkilenmediğini belirtti.

“Doğru şekilde yapılmış dolgu ve kaplamalar, dişle uyumlu ve pürüzsüz bir yüzeye sahiptir. Bu tür restorasyonlar diş ipi kullanımından etkilenmez.” dedi.
Ancak uyumsuz veya taşkın dolguların diş ipine takılabileceğini ifade eden Güler, bunun diş ipinden değil, yapılan tedavinin uyumsuzluğundan kaynaklandığını ve bu durumda restorasyonun yenilenmesi gerektiğini söyledi.

Güler, diş ipinin doğru teknikle kullanıldığında ağız sağlığını korumada etkili bir yöntem olduğunu belirterek, bu alışkanlığın diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının önlenmesinde önemli rol oynadığını vurguladı.

Kaynak: Basın Bülteni