Çocuk immünolojisi, nadir hastalıklar ve gen tedavileri alanındaki çalışmalarıyla tanınan Fischer, özellikle bağışıklık sistemi hastalıklarının genetik temellerine yönelik araştırmalarıyla modern tıpta çığır açan isimler arasında gösteriliyor.
Üniversitede düzenlenen konferansa Prof. Dr. Batu Erman ev sahipliği yaptı. Program kapsamında Fischer, hem bilimsel çalışmalarını anlattı hem de Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik laboratuvarlarını ziyaret ederek yürütülen hücresel tedavi araştırmaları hakkında bilgi aldı.
“DNA analizleri sayesinde hastalık mekanizmalarını daha iyi anlayabiliyoruz”

Genetik ve moleküler biyolojideki gelişmelerin tıpta devrim niteliği taşıdığını vurgulayan Fischer, genetik hastalıkların anlaşılmasında gelinen noktayı şu sözlerle anlattı:
“DNA analizleri sayesinde artık genlerdeki bozuklukları tespit edebiliyor, hastalıkların mekanizmasını daha iyi anlayabiliyor ve çok daha etkili tedavi yöntemleri geliştirebiliyoruz”
“500’ün üzerinde farklı hastalıktan söz ediyoruz”

Fischer, 40 yılı aşkın süredir bağışıklık sistemine bağlı genetik hastalıklar üzerinde çalıştığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“500’ün üzerinde farklı hastalıktan söz ediyoruz. Bu hastalıkların tamamı genetik bozukluklar ve mutasyonlar nedeniyle ortaya çıkıyor. 40 yılı aşkın süredir bu hastalıkların genetik nedenlerini anlamaya ve tedavi yolları geliştirmeye çalışıyorum.”
Gen tedavisinde çarpıcı örnek: 27 yaşındaki hasta
Gen tedavilerinin somut başarısına dikkat çeken Fischer, 1999 yılında uygulanan bir tedavi örneğini paylaştı:
“SCID hastası bebekler çok az veya hiç bağışıklık sistemi olmadan dünyaya gelirler. ‘Balon Çocuk Hastalığı’ olarak da bilinen bu çocuklar tedavi edilmezlerse genellikle doğumdan sonra ilk yıl içinde hayatlarını kaybederler. Ancak erken teşhis ve uygun tedaviyle bu çocuklar yaşayabilir. Biz 1999 yılında, henüz 6 aylık bir bebeğe gen tedavisi uyguladık. Bugün o hasta 27 yaşında ve sağlıklı bir yaşam sürüyor. Bu, gen tedavilerinin ne kadar güçlü bir tedavi yöntemi olduğunun en çarpıcı göstergelerinden biri.”
Gen tedavilerinin yalnızca bağışıklık sistemi hastalıklarında değil, farklı organ ve sistem hastalıklarında da etkili olduğunu belirten Fischer, yaklaşık 60 hastanın bu yöntemle tedavi edildiğini ifade etti.
CAR-T hücre tedavisine dikkat çekti
Fischer, laboratuvar ortamında güçlendirilen bağışıklık hücreleriyle uygulanan CAR-T hücre tedavisinin gelecekte daha yaygın kullanılacağını belirterek bu yaklaşımın önemine değindi.
“Gen tedavisi tıbbın geleceğinde kritik bir yer tutacak”
Gen tedavilerinin mevcut yöntemlerin yerini tamamen almayacağını ancak tamamlayıcı bir rol üstleneceğini ifade eden Fischer, geleceğe dair şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gen tedavileri özellikle genetik hastalıklarda en önemli tedavi seçeneklerinden biri haline gelecek. Gelecekte çok daha yaygın kullanılacağını öngörüyoruz”
Yapay zekâ ve erken tanı vurgusu
Bilimsel araştırmalarda yapay zekânın önemine dikkat çeken Fischer, bu teknolojinin genetik çalışmalarla birleştiğinde süreci hızlandırdığını söyledi.
Ayrıca erken tanı teknolojilerinin gelişimiyle birlikte hastalıkların doğumdan önce hatta anne karnında tespit edilebileceğini belirterek gelecekte tedavi süreçlerinin çok daha erken başlayabileceğini ifade etti.
“Aşılar tıbbın en büyük başarılarından biri”
Aşıların halk sağlığındaki kritik rolünü vurgulayan Fischer, aşıların dünya genelinde milyonlarca hayat kurtardığını söyledi. Aşı oranlarının düşmesinin ciddi riskler oluşturduğunu belirten Fischer, özellikle Covid-19 sürecine de dikkat çekti.
“Aşı karşıtlığı çok tehlikeli”
Aşı karşıtlığının ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna işaret eden Fischer, yanlış bilgilere karşı uyarıda bulundu:
“Aşıların otizm ya da kalp hastalıklarına yol açtığı yönündeki iddiaların hiçbir bilimsel dayanağı yok. Bunların hepsi yalan haber. Bu yanlış bilgilere inanılması, geçmişte kontrol altına alınmış hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına neden oluyor”
Fischer ayrıca kızamık vakalarındaki artışa dikkat çekerek aşısızlığın çocuk ölümlerine yol açtığını belirtti.





