Uzmanlara göre süreç, hızdan çok biyokimyasal uyumla şekilleniyor ve son kararı kadının yumurtası veriyor.
Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, döllenmeye ilişkin yerleşik bilgilerin aksine yumurtanın pasif bir yapı olmadığını vurgulayarak, sürecin aktif bir seçilim mekanizması içerdiğini belirtti.

“Yumurta pasif değildir. Seçer”

Kalay, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Yumurta pasif değildir. Seçer. En hızlıyı değil, en uyumlu olanı seçer”

Bilimsel çalışmalara atıfta bulunan Kalay, döllenmenin temelinde rekabetten çok seçici bir mekanizma olduğunu şu sözlerle anlattı:

“Hayat bir yarışla değil, biyokimyasal uyumla başlar. Stockholm Üniversitesi ve Manchester Üniversitesi’nden çığır açan araştırmalar, insan yumurtalarının pasif alıcılar olmadığını, aksine hangi spermin kendilerini dölleyeceğini seçen aktif yapılar olduğunu ortaya koyuyor. Yumurtalar, belirli ve uyumlu spermleri yönlendirmek için “kemoatraktan” adı verilen kimyasal sinyaller salgılar. Bu da sürecin hızla kazanılan bir yarıştan ziyade bir seçim olduğunu gösterir.

Yumurtalar, belirli spermleri çekmek için kemoatraktanlar salgılar ve genetik olarak daha uyumlu olanları tercih eder. Yani sadece en hızlı ya da en güçlü olanı değil.

Hatta yumurtalar, farklı erkeklerden gelen spermler arasında seçim yapabilir; bazen kadının partneri yerine başka bir erkeğin spermini tercih edebilir. Bu durum, yüksek düzeyde seçici bir kontrol olduğunu gösterir.

Spermlerin körü körüne yumurtaya doğru yarıştığı eski anlatı yanlıştır; bunun yerine döllenme, kimyasal olarak yönlendirilen karmaşık bir seçilim sürecidir.”

Diğer spermlere geçit yok

Bilimsel dergilerde yayımlanan çalışmalara göre, döllenme gerçekleştikten sonra yumurta hızlı bir yapısal değişime uğrayarak başka spermlerin içeri girmesini engelliyor. Bu mekanizma, tek bir spermin seçilmesini garanti altına alıyor.

Hastalar ve öğrenciler dikkat: İzmir’de fakülte yeni yerine taşınıyor
Hastalar ve öğrenciler dikkat: İzmir’de fakülte yeni yerine taşınıyor
İçeriği Görüntüle

Araştırmalar, insan yaşamının başlangıcına dair bilinenleri yeniden şekillendirirken, döllenmenin yalnızca bir hız yarışı değil, yüksek düzeyde kontrollü ve seçici bir süreç olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: Basın Bülteni