Tekrarlayan nöbetlerle kendini gösteren bu hastalık, Türkiye’de yaklaşık bir milyon kişiyi etkiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi tedavisinde artık yaşam kalitesini düşüren sorunların büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini vurguluyor.
“Tedavide nöbetleri tamamen durdurmak veya sıklığı ile şiddetini azaltmak temel ilkemizdir. Doğru tedaviyle hastaların yüzde 70'inde nöbetler ilaç tedavisiyle tamamen kontrol altına alınabilirken, direnç gösteren 30'luk kısmı için cerrahi yöntemler ve epilepsi pili tedavisi gibi güçlü seçeneklerin olması büyük bir umut kaynağıdır” diyen Doç. Dr. Paksoy, hastaların normal yaşamlarını sürdürebilmelerinin tedavi hedefi olduğunu belirtiyor.
Nedenleri çoğu zaman belirsiz
Epilepsi hastalarının yaklaşık yarısında kesin bir neden saptanamıyor. Bununla birlikte aile öyküsü ve bazı gen mutasyonları, beyin tümörleri gibi yapısal bozukluklar en sık rastlanan sebepler arasında yer alıyor. Ayrıca kafa travmaları, menenjit ve ensefalit gibi beyin iltihapları, inme ve beyin kanaması gibi serebrovasküler olaylar ile hipoglisemi gibi metabolik nedenler de epilepsiye yol açabiliyor.
Nöbetten önce “Haberci belirtiler”
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Paksoy, bazı hastaların nöbetten hemen önce farklı duyumlar yaşadığını belirtiyor: “Yanık plastik kokusuna benzer bir koku, mide bulantısı veya yoğun bir korku hissi olabilir. Bunlar ‘haberci belirtiler’ olarak adlandırılır.” Epilepsi belirtileri beynin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak değişiyor. Kısmi belirtiler el veya yüz seğirmeleri, çevreden kopma ve anlamsız hareketler şeklinde kendini gösterebilirken, yaygın belirtilerde bilinç kaybı eşlik ediyor. “Vücudun aniden kaskatı kesilmesi ve ardından şiddetli sarsıntılar yaşanabilir. Ayrıca birkaç saniye süren ‘dalma atakları’ ve kas gücünün aniden kaybolmasıyla ‘yığılıp kalma’ şeklinde klinik belirtiler ortaya çıkabilir” diyor Doç. Dr. Paksoy.
Epilepsi pilinde önemli başarı
İlaç tedavisi her hastada etkili olmasa da, Vagal Sinir Stimülasyonu (VNS) olarak bilinen ve toplumda “epilepsi pili” olarak adlandırılan yöntem, dirençli vakalarda umut oluyor. Doç. Dr. Paksoy, uygulamanın hastaların yaklaşık yarısında nöbet sıklığını en az yüzde 50 azalttığını vurguluyor: “Bazı hastalarda nöbetler daha kısa sürmekte ve daha hafif geçmektedir. Bu yöntemin en ilginç özelliği ise etkisinin zamanla artmasıdır. İlk 3 ayda başarı oranı daha düşükken, birinci yılın sonunda hastaların yaklaşık yarısında yüzde 50 oranında iyileşme görülür. Beşinci yılın ardından bu oranlar yüzde 60-70 seviyelerine kadar çıkabilir. Hastaların yüzde 5-8’inde ise nöbetler tamamen kesilmektedir.”
Cerrahi işlemle yerleştiriliyor
VNS uygulamasında, boyun bölgesindeki vagus siniri üzerine elektrotlar yerleştirilerek sinir sistemine belirli aralıklarla elektriksel uyarılar gönderiliyor. Doç. Dr. Paksoy, epilepsi pilinin yerleştirilme sürecini şöyle anlatıyor: “Önce göğüs bölgesinde küçük bir kesi açılır ve epilepsi pili köprücük kemiğinin altındaki bölgeye yerleştirilir. Daha sonra, cihazdan çıkan ince elektrotlar, boyundan açılan küçük bir kesiden, boyun bölgesinin sol tarafından geçen vagus sinirine bağlanır. Vagus siniri, beyinle vücudun pek çok bölgesi arasında iletişim sağlayan sinirlerden biri olarak bilinir. Göğüs bölgesine yerleştirilen cihaz belirli aralıklarla vagus sinirine elektriksel uyarılar gönderir. Bu uyarılar, beyindeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine yardımcı olarak epilepsi nöbetlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar. Ardından cilt kapatılarak operasyon tamamlanır. Cihazın ayarları hekim tarafından hastanın nöbet sıklığına ve şiddetine göre programlanır.”




