Ankara Devlet Tiyatroları’nda butafor olarak çalıştığı yıllarda tiyatro ve opera çalışanlarının gazete kağıtlarından maske yapmasından etkilenen Gülcelal Yılmaz, 1998 yılında emekli olduktan sonra bu tutkusunu evine taşıdı. İlk olarak maske yapımıyla başlayan Yılmaz, daha sonra kendi imkanları ve "yap-boz" yöntemiyle geliştirdiği teknik sayesinde kağıttan heykeller üretmeye başladı.
'Tamamen benim icadım ve el emeğim'
Geliştirdiği yapım tekniğinin tamamen kendisine ait olduğunu vurgulayan 81 yaşındaki heykeltıraş, heykellerin yapım sürecini şu sözlerle anlatıyor:
"Eserlerimde tamamen gazete kağıdı, mukavva ve ahşap tutkalı kullanıyorum. Önce ıslak kağıtları kalıba yerleştiriyorum ki kolay çıksın. Ardından sırasıyla bir kat gazete, bir kat beyaz kağıt olmak üzere en az 5 kat çıkıyorum. Çıkarılan parçaları birleştirip içlerini tekrar gazete kağıdıyla sıkıca dolduruyorum. Bu sayede heykeller yere atılsa kırılmaz, üstüne basılsa ezilmez bir sağlamlığa ulaşıyor."
Hayali yüzlerden 'Kaplumbağa Terbiyecisi'ne
Heykellerindeki büst ve yüzlerin çoğunu hayal gücüyle şekillendirdiğini belirten sanatçı, aynı zamanda Kaplumbağa Terbiyecisi tablosundaki figür gibi detaylı eserleri de gazete kağıtlarıyla üç boyutlu heykele dönüştürdüğünü ifade ediyor.
Eserlerini ticari bir amaçla yapmadığını, tamamen sanat tutkusuyla ürettiğini belirten Gülcelal Yılmaz, verilen emeğin değerinin tam olarak anlaşılmamasından ötürü eserlerini satmak yerine elinde tutmayı tercih ettiğini söylüyor.
Sanata olan bağlılığını "Beni hayatta ve ayakta tutan şey sanatım. Yaşım 81 oldu ama hala evimde çalışıyor ve üretiyorum; boş durmam mümkün değil" sözleriyle açıklayan Yılmaz, kağıda hayat vermeye devam ediyor.




