Gündüz çözülebilir görünen sorunların geceleri daha karmaşık ve çıkışsız hissedilmesinde ise zihnin değişmesinden çok, dikkat dağıtan uyaranların ortadan kalkması etkili oluyor.
Acıbadem Eskişehir Hastanesi'nden Uzman Psikolog Beste Çokaygil, gece ortaya çıkan düşüncelerin aslında yeni olmadığını belirterek, gündüz saatlerinde dikkatin dış dünyaya yönelmesi nedeniyle bu düşüncelerin yeterince fark edilmediğini söyledi.
Çokaygil, gece zihnin daha yoğun çalıştığı hissinin altında gün boyunca devam eden yoğunluğun sona ermesinin bulunduğunu ifade ederek, "Gece ortaya çıkan düşünceler yeni değildir. Sadece gündüz onları duyacak kadar sessiz kalmamışızdır. Problem değişmemiştir; ona bakan zihnin şartları değişmiştir" dedi.
Günlük yoğunluk azalınca zihin içeriye dönüyor

İş, telefon, sosyal medya ve günlük sorumlulukların gün boyunca dikkati dış dünyada tuttuğunu belirten Çokaygil, gece bu uyaranların azalmasıyla birlikte zihnin iç dünyaya yöneldiğini söyledi.
Çokaygil, "Gün içinde iş, telefon, sosyal medya ve günlük sorumluluklar dikkatimizi sürekli dış dünyada tutuyor. Gece ise bu uyaranlar azalınca zihnimiz içeriye yöneliyor. O nedenle gece ortaya çıkan düşünceler çoğu zaman yeni değildir; gündüz fark etmediğimiz düşünceleri sessizlik içinde daha belirgin şekilde hissederiz" dedi.
Gece alınan kararlar yanıltıcı olabilir
Günün sonunda zihinsel yorgunluğun da arttığına dikkat çeken Çokaygil, yorgun bir zihnin duyguları düzenlemekte ve olaylara mesafeli yaklaşmakta daha fazla zorlanabileceğini ifade etti.
Çokaygil, "Yorgun bir zihin duyguları düzenlemekte ve olaylara mesafe koymakta daha fazla zorlanır. Gündüz çözülebilir görünen bir konu gece çok daha karmaşık ve umutsuz hissedilebilir. Bu nedenle özellikle geceleri önemli kararlar vermemek ve sabah yeniden değerlendirmek daha sağlıklı olabilir" diye konuştu.
Aynı düşüncenin etrafında dönmek mümkün
Gece zihni meşgul eden düşüncelerin çoğunlukla geleceğe yönelik kaygılardan oluştuğunu belirten Çokaygil, belirsizlik karşısında zihnin çözüm arayışına girdiğini söyledi. Ancak yatağa girildiğinde sorunları çözmeye yönelik imkânların sınırlı olması, düşünmenin zamanla aynı kaygıların tekrarına dönüşmesine yol açabiliyor.
Çokaygil, bu durumu "ruminasyon" olarak tanımlayarak, "Belirsizlik karşısında zihin çözüm üretmeye çalışır. Ancak gece yatağın içinde çoğu sorunu çözme imkânı olmadığı için düşünmek bir süre sonra aynı düşüncelerin tekrarına dönüşebilir. Psikolojide buna 'ruminasyon', yani zihinsel geviş getirme adı verilir. Kişi çözüme yaklaştığını düşünse de çoğu zaman aynı kaygının etrafında dönmeye devam eder" ifadelerini kullandı.
Yatmadan önce zihni sakinleştirecek alışkanlıklar
Gece artan düşüncelerle başa çıkmak için bazı basit alışkanlıkların yardımcı olabileceğini belirten Çokaygil, kişinin aklından geçenleri kısa notlar halinde yazmasını, düşünceleri ertesi güne bırakması konusunda kendisine sınır koymasını önerdi.
Çokaygil, yatmadan önce ekran kullanımının azaltılmasının ve düzenli bir uyku rutini oluşturulmasının da zihnin sakinleşmesine katkı sağlayabileceğini belirterek, "Aklınıza gelen konuları kısa notlar almak, 'Bunu yarın düşüneceğim' diyerek zihne sınır koymak, yatmadan önce ekran kullanımını azaltmak ve düzenli bir uyku rutini oluşturmak zihnin sakinleşmesine yardımcı olabilir. Ancak uzun süredir geceleri yoğun kaygı, düşünceleri durduramama veya uyku sorunları yaşanıyorsa mutlaka profesyonel destek alınmalıdır" dedi.




