Halk arasında “sara” olarak bilinen epilepsi, beyindeki elektriksel faaliyetlerin kısa süreli aşırı yüklenmesi ya da düzensiz çalışması sonucu ortaya çıkan nörolojik bir tablo olarak tanımlanıyor. Uzmanlara göre özellikle gençlik döneminde görülen epilepsi, yalnızca nöbetlerle değil, sosyal yaşam ve psikolojik etkileriyle de dikkat çekiyor. Doğru tedavi ve uygun yaşam düzenlemeleriyle ise hastalık büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, gençlik çağı epilepsisinde belirtilerden sosyal etkilere kadar birçok başlıkta önemli değerlendirmelerde bulundu.

Belirtiler her zaman ağır nöbet şeklinde görülmeyebilir

Epilepsinin toplumda çoğunlukla şiddetli kasılma nöbetleriyle bilindiğini belirten Dr. Celal Şalçini, gençlik dönemindeki belirtilerin daha farklı ve kısa süreli tablolarla da ortaya çıkabildiğini vurguladı:

“Gençlik çağı epilepsisi dediğimizde, genellikle 10'lu yaşların başından 20'li yaşların başına kadar olan dönemi kastediyoruz.”

Belirtilerin her hastada aynı şiddette görülmediğini aktaran Şalçini, bazı gençlerde kısa süreli dalma, eldeki nesneyi aniden düşürme ya da sabah saatlerinde ani sıçrama hareketlerinin görülebildiğini ifade etti:

“Bazen gencin elindekini aniden düşürmesi, birkaç saniye boşluğa dalıp gitmesi veya sabahları ellerinde oluşan ani sıçramalar (sanki elektrik çarpmış gibi) en yaygın belirtilerdir.”

Sosyal kabul kaygısı hastalığın önüne geçebiliyor

Gençlik döneminde arkadaş ilişkileri ve sosyal kabulün belirleyici olduğuna dikkat çeken Dr. Şalçini, nöbet geçirme korkusunun bazı gençlerde hastalığın kendisinden daha yıpratıcı hale gelebildiğini söyledi:

“Bu nedenle bir genç için ‘nöbet geçirme korkusu’ bazen hastalığın kendisinden daha yorucu olabilir.”

Kullanılan ilaçların yol açabildiği hafif uyku hali ve dikkat azalmasının okul performansını etkileyebileceğini belirten Şalçini, bu durumun gençleri sosyal ortamlardan uzaklaştırma riskine işaret etti. Aile tutumunun bu süreçte belirleyici olduğunu da şu sözlerle anlattı:

“Gençler dışlanma korkusuyla kendilerini sosyal hayattan uzaklaştırabilir, eve kapatabilirler. Ailelere tavsiyem; onlara ‘hasta’ gibi değil, sadece yönetilmesi gereken durumu olan bir ‘genç’ gibi davranın. Aşırı korumacı olmak yerine, öğretmeni ve arkadaş çevresini bilgilendirerek gencin güvenli bir sosyal alanda kalmasını sağlayın.”

Dizinizden ses geliyorsa dikkat!
Dizinizden ses geliyorsa dikkat!
İçeriği Görüntüle

Tedavide hedef: Günlük yaşamdan kopmadan nöbet kontrolü

Epilepsinin günümüzde tedavi seçenekleri sayesinde çoğu hastada kontrol altına alınabildiğini belirten Dr. Celal Şalçini, temel yaklaşımın ilaç tedavisi olduğunu söyledi:

“İlaç tedavisi en yaygın yöntemdir. Modern ilaçlar artık çok daha az yan etkiye sahip. Amacımız, genci günlük hayatından koparmadan nöbetleri sıfırlamaktır.”

Yaşam tarzı düzenlemelerinin de tedavi kadar önemli olduğunu vurgulayan Şalçini, düzenli uyku ve stres kontrolünün nöbet yönetiminde güçlü bir destek sağladığını ifade etti. Olası yan etkilere ilişkin ise şu bilgiyi paylaştı:

“Bazı ilaçlar hafif sersemlik veya iştah değişikliği gibi yan etkilere neden olabilir ancak bunlar genellikle vücut alıştıkça geçer veya doktor kontrolünde doz ayarıyla çözülür.”

Destek grupları ve güvenilir bilgi kaynakları önemli

Türkiye’de epilepsi alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ve hasta destek gruplarının bulunduğunu hatırlatan Şalçini, ailelerin ve gençlerin güvenilir bilgi kaynaklarına yönelmesi gerektiğini vurguladı:

“Türkiye'de epilepsi konusunda çok aktif çalışan dernekler ve benzeri kurumlar var. Ayrıca bazı hastanelerin nöroloji bölümlerindeki hasta destek grupları, benzer süreçlerden geçen diğer ailelerle tanışmak için harika bir yerdir. Sosyal medyada sadece uzmanların yer aldığı güvenilir platformları takip etmek, kulaktan dolma yanlış bilgilerden korunmanıza yardımcı olur.”

Kaynak: BASIN BÜLTENİ