Psikiyatrist ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ergenlik döneminde gençlerin karşılaştığı şiddet, madde kullanımı ve dijital zorbalık risklerini değerlendirdi.

Adalet algısı ve okul iklimi

Prof. Dr. Tarhan, adalet algısının bozulmasının hem bireysel hem de okul iklimini etkilediğini belirterek, “Açık, şeffaf, hesap verebilir ve sorgulanabilir bir sistem yoksa adalet algısı bozulur. Aidiyet duygusu zayıflar. Öğretmenle güven ilişkisi zarar görür. Öğrenci kendini güvende hissetmez.” dedi.

Adalet algısının korunmasının, öğrencilerin şiddete başvurma ihtimalini azaltan önemli bir faktör olduğunu vurgulayan Tarhan, “Gençler sorunlarının çözülebileceğine inanırsa şiddete başvurma ihtimali azalır.” ifadelerini kullandı.

Ergenlikte nöropsikolojik riskler

Ergenlik döneminin beyin gelişimi açısından kritik olduğunu ifade eden Tarhan, özellikle prefrontal korteksin henüz tam olgunlaşmadığını ve bunun dürtü kontrolü ile karar verme süreçlerini etkilediğini söyledi:

Buca'da çocuklar için hayat değiştiren proje başladı!
Buca'da çocuklar için hayat değiştiren proje başladı!
İçeriği Görüntüle

“Ergenlikte beynin prefrontal korteks dediğimiz, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgesi tam gelişmemiştir. Bu bölge beynin kaptan köşküdür. Bedensel gelişim ruhsal gelişimin önüne geçebilir. Bu nedenle ergenlik bazı literatürde ‘normal şizofrenik dönem’ olarak tanımlanır. Sıra dışı ve rasyonel olmayan davranışlar bu çağın doğasında vardır.”
Prof. Dr. Tarhan, çocukta adalet algısı ve sıcak, tutarlı bir ebeveynlik yaklaşımı varsa şiddet davranışlarının azaldığını belirtti:

“Çocukta adalet algısı varsa, sıcak, tutarlı ve sınır koyan ebeveynlik varsa, açık iletişim ortamı bulunuyorsa şiddet davranışı azalır. Adalet algısı zedelendiğinde çocuk kendini güvende hissetmez, ahlaki dışlanma yaşar ve şiddeti meşrulaştırır.”

Madde kullanımı ve şiddet riski

Madde kullanımının ergenlikteki riskleri ciddi şekilde artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, şöyle konuştu:

“Madde kullanan bir çocuğun okula gitmesi sakıncalıdır. Tedavi gören bir öğrencinin ‘okula gidebilir’ raporu olmadan okula dönmemesi gerekir.”

Alkol ve maddelerin beynin ön bölgesini baskıladığını, kontrol kaybına ve yanlış mağduriyet algısına yol açtığını ifade eden Tarhan, “Bu mağduriyet algısının hem evde hem okulda yaşanması durumunda depresyon ve şiddet riski daha da artar” dedi.

Dijital zorbalık ve çocukların dürtüleri

Prof. Dr. Tarhan, çevrimiçi ortamda anonimlik hissinin siber zorbalığı artırdığını ve şiddet davranışlarını sıradanlaştırdığını belirterek, “Çevrimiçi ortamda anonimlik hissi oluşuyor. Şiddet sıradanlaşıyor ve normalleşiyor. Oysa yüz yüze ortamda kişi ‘dur, düşün, eyleme geç’ mekanizmasını kullanabilir.” ifadelerini kullandı.

Beynin fren mekanizmasının alkol ve maddeyle zayıflatıldığını aktaran Tarhan, ergenlerin dürtülerini kontrol etmede özellikle risk altında olduğunu vurguladı:

“Beynin fren mekanizması GABA sistemiyle, gaz mekanizması ise glutamat sistemiyle ilgilidir. Ergenlerde fren sistemi zayıf, gaz sistemi daha aktiftir. Bu nedenle gençler freni zayıf bir otomobil gibi hareket edebilir.”

Travmaya duyarlı okullar ve sosyal-duygusal eğitim

ABD’de yaygınlaşan “travmaya duyarlı okul” modelinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, bu okullarda sadece akademik disiplinin değil, sosyal ve duygusal öğrenme programlarının da uygulandığını söyledi:

“Psikolojik sağlamlığı artan bir çocuk hem kendi içindeki şiddeti hem de başkasının şiddetini yönetebilir.”
Tarhan, rehber öğretmenler eşliğinde uygulanan programlarla çocukların duygularını tanıma, yönetme ve empati geliştirme becerilerini kazandığını belirtti.

Aile ve toplumsal normların rolü

Prof. Dr. Tarhan, ebeveyn tutumlarının şiddet riskini etkilediğine işaret ederek, baskıcı, ihmalci ve aşırı koruyucu ebeveynlik modellerinin öfke ve şiddeti tetikleyebildiğini söyledi. Ayrıca toplumsal kültürün, güç ve erkeklik normlarının da şiddeti beslediğini ekledi:

“Şiddetin erkeklik hakkı gibi sunulduğu bir kültürde çocuğun şiddete yönelmemesi çok zor. Hem aileden hem çevreden bunu öğreniyor ve onay görüyor.”

Önerilen çözüm yolları

Prof. Dr. Tarhan, çözüm için sıcak, tutarlı ve sınır koyan aile-okul ortamları ile sosyal-duygusal becerilerin sistematik öğretilmesini önerdi. Empati eğitimine özel vurgu yapan Tarhan, “Empati yoksunluğu şiddetin temel nedenlerinden biridir. Çocuğa yaptığı davranışın karşı tarafta ne hissettireceğini öğretmeden kalıcı değişim sağlanamaz” dedi.
Okullarda sosyal-duygusal öğrenme programları ve dijital çözüm merkezlerinin kurulması gerektiğini belirten Tarhan, aile, okul ve toplumsal normların birlikte ele alınmasının şiddet riskini düşüreceğini ifade etti.

Kaynak: Basın Bülteni