Vücutta en hızlı yaşlanan organ açıklandı!
Vücutta en hızlı yaşlanan organ açıklandı!
İçeriği Görüntüle

Özellikle genç yaş grubunda çoğu zaman “kas ağrısı” sanılarak önemsenmeyen bu şikâyetler, hayati risk taşıyabilen pnömotoraksın, toplumda bilinen adıyla “akciğer sönmesinin” ilk belirtisi olabiliyor. Yaygın inanışın aksine bu durum ileri yaşlardan çok 15–30 yaş grubunu, özellikle de erkekleri etkiliyor. Belirtiler hafif başlayabilse de dakikalar içinde ağırlaşabiliyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur, akciğer sönmesinin çok sık görülmemesine rağmen acil servis başvurularında önemli bir yer tuttuğunu belirterek, “Akciğer zarlarında gelişen küçük yırtılmalar bazen hafif seyredebilir; ancak tedavide gecikildiğinde tablo hızla ilerleyebilir. Bunun sonucunda nefes darlığı artabilir ve kandaki oksijen düzeyi düşebilir. Ayrıca nadir, ancak son derece kritik bir durum olan ‘tansiyon pnömotoraks’ gelişebilir. Bu tabloda kaçan hava tek yönlü bir mekanizmayla birikir, göğüs içindeki basınç hızla yükselir ve kalbe dönen kan miktarı azalır. Buna bağlı olarak şok gelişebilir ve hayati risk oluşabilir” diyor.
Okur, belirtilerin özellikle genç erişkinler tarafından hafife alınmasının büyük risk oluşturduğunu vurgulayarak, “Pnömotoraks acil bir durumdur; dakikalar büyük önem taşır. Bu nedenle, ‘kas ağrısıdır’ düşüncesiyle hekime başvurmakta gecikilmemelidir. Tek taraflı, batıcı tarzda göğüs ağrısı aniden başladıysa, zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak yaşamsal önem taşımaktadır” diye konuşuyor.

Bu belirtiler varsa geç kalmayın

Akciğerin etrafını saran ve “plevra” adı verilen zarlar arasına hava kaçması sonucu akciğerin kısmen ya da tamamen sönmesi “pnömotoraks” olarak tanımlanıyor. Normal koşullarda akciğer ile göğüs duvarı arasında hava bulunmaz. Bu aralığa hava sızdığında, her nefesle birlikte biriken hava akciğere baskı yaparak sönmesine yol açıyor.
En tipik başlangıç belirtileri şunlar:

  • Ani başlayan tek taraflı göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Hızlı nefes alma
  • Çarpıntı hissi
  • Omuz veya sırt bölgesine vuran ağrı
  • Öksürük
  • Tablo ağırlaştığında ciddi nefes darlığı, morarma ve tansiyon düşüklüğü görülebiliyor.

En sık genç erkeklerde görülüyor

Pnömotoraks; KOAH, astım ve akciğer enfeksiyonları gibi hastalıkların yanı sıra göğüs bölgesine darbe alınması sonucu da gelişebiliyor. Yüksek basınç değişiklikleri veya akciğer biyopsisi gibi cerrahi işlemler de riski artırabiliyor.
En sık görülen formu ise bilinen bir akciğer hastalığı olmadan ortaya çıkıyor. Akciğerin tepe kısmındaki küçük hava keseciklerinin yırtılması sonucu gelişen bu durum, klasik olarak 15–30 yaş grubundaki erkeklerde görülüyor. Ergenlik döneminde göğüs kafesinin şekil değiştirirken akciğerlerin buna tam uyum sağlayamaması, üst bölgelerde hava keseciklerinin oluşmasına neden olabiliyor. Bu keseciklerin patlaması pnömotoraksa yol açabiliyor. Sigara kullanımı da gençlerde görülme sıklığını artıran önemli bir faktör olarak gösteriliyor.

Risk altında olabilirsiniz

Uzmanlara göre pnömotoraks açısından riskli gruplar şöyle sıralanıyor:

  • Genç, uzun boylu ve zayıf erkekler: Göğüs kafesi yapısı nedeniyle akciğer tepesinde gerilim artabiliyor.
  • Sigara içenler: Akciğer dokusunda inflamasyon ve yapısal değişikliklere yol açarak risk ve nüks olasılığını artırıyor. Elektronik sigara ve nargile de benzer etki gösteriyor.
  • Akciğer hastalığı olanlar: KOAH, amfizem ve akciğer fibrozisi gibi hastalıklar riski ve hastalığın şiddetini artırabiliyor.
  • Travma geçirenler: Trafik kazaları, düşmeler ve göğüs bölgesine alınan darbeler akciğer sönmesine yol açabiliyor.

Hafif tabloda oksijen, ileri durumda göğüs tüpü

Pnömotoraks tanısı; muayene bulguları, akciğer grafisi ve bazı durumlarda tomografi ile konuluyor. Tedavinin amacı, göğüs boşluğunda biriken havayı boşaltarak akciğerin yeniden şişmesini sağlamak.
Prof. Dr. Erdal Okur, tedavinin akciğerin çökme oranına ve hastanın durumuna göre planlandığını belirterek şunları söylüyor:
“Belirgin bir şikayetin olmadığı hafif pnömotoraks tablosunda hastalar oksijen tedavisiyle takibe alınır. Ancak, uygulanan tedaviye rağmen düzelme sağlanamıyor veya tablo kötüleşiyorsa, göğüs tüpü yöntemine başvurulur. Ayrıca, akciğerin sönme oranı fazlaysa, hastaya doğrudan göğüs tüpü uygulanır. Yaklaşık bir kalem kalınlığında olan ve ‘dren’ olarak adlandırılan yarı esnek bir tüp, göğüs kafesinin yan tarafından göğüs boşluğuna, akciğer zarları arasına yerleştirilir. Bu cerrahi girişimle, akciğer zarları arasında biriken havanın boşaltılması ve akciğer yüzeyindeki hava kaçağının zamanla kesilmesi hedeflenir.”

Hava kaçağı ameliyatla kapatılıyor

Göğüs tüpüne rağmen hava kaçağı devam ederse endoskopik cerrahi yöntemlere başvurulabiliyor. Tekrarlayan pnömotoraks veya iki akciğerde birden gelişen vakalarda da cerrahi seçenek gündeme geliyor.
Prof. Dr. Erdal Okur, ameliyat sürecini şöyle anlatıyor:
“Ameliyat sırasında hem havanın kaçtığı bölge tamir edilir hem de potansiyel patlama riski taşıyan akciğer yüzeyindeki hava kesecikleri tıraşlanır. Bunun yanı sıra akciğer zarları yapıştırılarak, akciğerin tekrar sönmesi önlenir.”
Tedavi sonrası tekrarlama riskini azaltmak için sigara ve elektronik sigaranın bırakılması gerektiği vurgulanırken, tüplü dalış yapılmaması da önemli bir uyarı olarak öne çıkıyor.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ