Üsküdar Üniversitesi’nde hazırlanan yüksek lisans tezi, İstanbul Kadıköy’de yaşayan 65 yaş ve üzeri kadınların yerinde yaşlanma deneyimlerini çok boyutlu bir perspektifle ele alıyor. Çalışma, yaşlılığın yalnızca sağlık ve bakım değil; aidiyet, güvenlik, mahalle ilişkileri ve bağımsızlıkla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Araştırmanın kapsamı
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı kapsamında hazırlanan yüksek lisans tezi, İstanbul Kadıköy’de yaşayan 65 yaş ve üzeri kadınların yerinde yaşlanma deneyimlerini inceliyor. “Yaşlı Kadınların Yerinde Yaşlanma Deneyimleri ve Değişen İhtiyaçları” başlıklı çalışma, yaşlılığı yalnızca sağlık ve bakım üzerinden değil, sosyal yaşamın tüm boyutlarıyla ele alıyor. Araştırma, ev, mahalle ve sosyal ilişkilerin yaşlılık deneyimindeki belirleyici rolüne odaklanıyor.
Yerinde yaşlanma kavramı
Çalışmada “yerinde yaşlanma” yaklaşımı, bireyin yaşlandıkça kendi evinde ve alıştığı sosyal çevrede yaşamını sürdürebilmesi olarak tanımlanıyor. Bu yaklaşımın yalnızca bir konut tercihi olmadığı, aynı zamanda bağımsızlık, sosyal ilişkiler ve psikolojik iyi oluşla doğrudan ilişkili olduğu vurgulanıyor. Tanıdık çevrede kalmanın güven hissini artırdığı, günlük yaşamı kolaylaştırdığı ve sosyal bağları güçlendirdiği ifade ediliyor.
Kadıköy verileri ve demografik yapı
Araştırmada Kadıköy’ün Türkiye’de yaşlı nüfus oranı en yüksek ilçelerden biri olduğu belirtiliyor. TÜİK verilerine göre ilçede 65 yaş ve üzeri nüfus 96 bin 252’ye ulaşırken, bu grubun ilçe nüfusuna oranı yüzde 20,99 olarak kaydediliyor. Bu oran, Kadıköy’ü yaşlanma deneyiminin sosyal, ekonomik ve kentsel boyutlarının incelenmesi açısından önemli bir saha haline getiriyor.
Yaşlı kadınların deneyimleri
Çalışmada yaşlı kadınların deneyimlerinin çoğunlukla görünmez kaldığına dikkat çekiliyor. Kadınların yaşam boyu karşılaştığı ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin yaşlılık döneminde daha belirgin hale geldiği ifade ediliyor. Ev ve mahalle kavramlarının sadece fiziksel alan değil, aynı zamanda hafıza, aidiyet ve sosyal bağların merkezi olduğu vurgulanarak, yerinde yaşlanmanın bu bağlamda anlam kazandığı belirtiliyor.
Yaşlılık politikalarına yönelik değerlendirme
Tez danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan, yaşlılık politikalarının yalnızca sağlık ve bakım eksenine indirgenmemesi gerektiğini belirtiyor. Ruhsal denge, sosyal ilişkiler, güvenlik hissi ve aidiyet gibi unsurların da en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğu ifade ediliyor. Yaşlı bireylerin yalnızca bakım ihtiyacı üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz kaldığı görüşü öne çıkıyor.
Hizmet modelleri ve yerel yönetimler
Çalışmada huzurevi ve bakım evi hizmetlerinin tek başına yeterli olmadığı vurgulanıyor. Evde destek hizmetleri, mahalle temelli sosyal hizmetler, gündüzlü bakım modelleri ve psikososyal destek programlarının birlikte planlanması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca belediyeler ile sosyal hizmetlerin entegre çalışmasının, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artıracağı ifade ediliyor.
Kentsel dönüşüm ve mahalle yapısı
Kentsel dönüşüm süreçlerinin mahalle dokusunu değiştirdiği ve komşuluk ilişkilerini zayıflattığına dikkat çekiliyor. Bu durumun yaşlı bireylerde aidiyet duygusunu olumsuz etkilediği belirtiliyor. Araştırma, yalnızca bireyin kente uyum sağlamasının yeterli olmadığını, kentin de yaşlı bireylerin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Yaş dostu şehir yaklaşımı
Yaş dostu şehirlerin yalnızca yaşlılar için değil, toplumun tüm kesimleri için daha yaşanabilir alanlar sunduğu ifade ediliyor. Güvenli kaldırımlar, erişilebilir hizmetler ve kamusal alanların kapsayıcı şekilde düzenlenmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu yaklaşımın kamusal adaletin bir parçası olduğu ve yaşam kalitesini genel olarak artırdığı belirtiliyor.
Tez çalışması, sosyolog Elif Berber Tiryakioğlu tarafından hazırlandı. Tiryakioğlu, Kadıköy Erenköy Mahallesi’nde uzun yıllardır yaşadığı deneyimlerin yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki saha çalışmalarından edindiği gözlemlerle araştırmayı şekillendirdiğini belirtiyor. Pandemi sürecinde yaşlı bireylerin yalnızlaşmasının da çalışmanın önemli çıkış noktalarından biri olduğu aktarılıyor.
Çalışma, Türkiye’de yaşlılık politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Yaşlılığın yalnızca bakım hizmetleriyle sınırlı değerlendirilemeyeceği, sosyal ilişkiler, aidiyet, güvenlik ve bağımsızlık gibi unsurların da sürecin merkezinde yer alması gerektiği vurgulanıyor. Yerinde yaşlanma yaklaşımı, hem bireysel hem de kentsel düzeyde bütüncül bir politika ihtiyacına işaret ediyor.





