Uzmanlar, cerrahi sonrasında kuru göz şikayetlerinin artabileceğine dikkat çekiyor. Göz kapaklarında yaşla birlikte ortaya çıkan deri fazlalığı, torbalanma ve sarkmalar estetik kaygılara neden olabiliyor. Ancak göz kapağı estetiğinde yalnızca dış görünümün değil, gözün korunmasını sağlayan işlevlerin de dikkate alınması önem taşıyor. Özellikle kuru göz sorunu bulunan kişilerde ameliyat sonrası yanma ve batma gibi şikayetler belirginleşebiliyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İsmail Diri, göz kapağı estetiği öncesinde göz yüzeyinin değerlendirilmesi, kişiye özel cerrahi planlama yapılması ve göz kapağının koruyucu işlevinin korunması gerektiğini vurguluyor.
Göz kapakları göz sağlığını nasıl etkiliyor?

Göz kapakları, yüz ifadesinin yanı sıra göz sağlığının korunmasında da önemli görevler üstleniyor. Göz kırpma hareketi, gözyaşının kornea yüzeyine yayılmasına yardımcı olurken göz kapaklarının tam kapanması göz yüzeyini dış etkenlerden koruyor.
Op. Dr. İsmail Diri, göz kapağının estetik görünümü ile işlevsel yapısının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulunuyor:
“Göz kapağı estetiği denildiğinde çoğu kişinin aklına sarkan derinin alınması veya göz çevresindeki torbalanmaların giderilmesi geliyor. Göz kapakları, gözyaşının dağılımından kornea yüzeyinin korunmasına kadar birçok önemli görevi yerine getiriyor. Cerrahi planlama sırasında yalnızca ne kadar dokunun çıkarılacağına değil, işlem sonrasında göz kapağının doğal hareketini ve kapanma fonksiyonunu sürdürebilmesine de dikkat edilmesi gerekiyor.”
Göz kapağı estetiği kuru göz şikayetlerini artırabilir

Gözyaşı üretiminin yetersiz olması veya gözyaşının hızlı buharlaşmasıyla ortaya çıkabilen kuru göz; yanma, batma, kızarıklık, yabancı cisim hissi, ışığa hassasiyet ve zaman zaman bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.
Göz kapağı ameliyatından sonra oluşabilen geçici şişlikler, göz kırpma hareketindeki değişiklikler ve göz kapaklarının tam kapanamaması, gözyaşı dengesini etkileyebiliyor. Ameliyat öncesinde kuru göz eğilimi bulunan kişilerde bu durum mevcut şikayetlerin artmasına yol açabiliyor.
Op. Dr. İsmail Diri, ameliyat öncesinde kuru göz belirtilerinin sorgulanmasının önemine dikkat çekerek şunları söylüyor:
“Bazı hastalarda kuru göz şikayetleri hafif düzeyde olduğu için günlük yaşamda belirgin bir rahatsızlık oluşturmayabiliyor. Ancak cerrahi sonrasında göz kapağının hareketinde veya kapanmasında meydana gelen geçici değişiklikler, bu şikayetlerin daha fazla hissedilmesine yol açabiliyor. Bu nedenle ameliyat öncesinde gözyaşı tabakasının, göz yüzeyinin ve kapak kapanma fonksiyonunun değerlendirilmesi önem taşıyor. Gerekli görülen hastalarda kuru gözün öncelikle kontrol altına alınması, cerrahi planlamanın bir parçası olabiliyor.”
Göz kapağı sarkmasının nedeni farklı olabilir
Üst göz kapağındaki ağırlık hissi, yorgun görünüm ve deri katlantıları her zaman deri fazlalığından kaynaklanmıyor. Kaşların aşağı doğru yer değiştirmesi, göz kapağını kaldıran kasın işlevindeki değişiklikler ve yaşla birlikte göz çevresindeki dokuların farklılaşması da benzer şikayetlere neden olabiliyor.
Op. Dr. İsmail Diri, cerrahi yaklaşımın hastanın anatomik özelliklerine göre belirlenmesi gerektiğini ifade ederek şu bilgileri paylaşıyor:
“Göz kapağında sarkma şikayetiyle başvuran iki hastanın görünümü birbirine benzese de bu durumun altında farklı anatomik nedenler bulunabilir. Bir hastada deri fazlalığı ön plandayken başka bir hastada kaş düşüklüğü veya göz kapağını kaldıran kasın işlevinde zayıflık söz konusu olabilir. Bu ayrım yapılmadan planlanan işlemler, beklenen işlevsel sonucu sağlamayabileceği gibi göz kapağının doğal yapısını da etkileyebilir. Bu nedenle cerrahi yaklaşım, hastanın göz çevresi anatomisine ve muayene bulgularına göre belirlenmelidir.”
Fazla deri alınması göz kapağının kapanmasını zorlaştırabilir
Göz kapağı estetiğinde çıkarılacak deri ve diğer dokuların miktarı önem taşıyor. Gereğinden fazla doku çıkarılması, özellikle üst göz kapağında gözün tam kapanmasını zorlaştırabiliyor. Tıpta “lagoftalmi” olarak adlandırılan bu durum, göz yüzeyinin yeterince korunamamasına ve korneanın açıkta kalmasına neden olabiliyor.
Göz kapaklarının tam kapanamaması, gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına yol açarak kuruluk, kızarıklık, batma ve ışığa hassasiyet gibi şikayetlere neden olabiliyor. Daha ciddi durumlarda ise kornea yüzeyinde hasar meydana gelebiliyor.
Ameliyat öncesinde hangi değerlendirmeler yapılmalı?
Göz kapağı estetiği öncesinde yalnızca deri fazlalığı ve torbalanmanın incelenmesi yeterli olmayabiliyor. Göz kapağının kapanma hareketi, gözyaşı tabakası, kornea yüzeyi, kaş seviyesi ve göz çevresindeki kasların işlevi birlikte değerlendirilmeli.
Daha önce geçirilen göz ameliyatları, mevcut göz hastalıkları, kullanılan göz damlaları ve kontakt lens alışkanlıkları da muayene sürecinde dikkate alınmalı.
Op. Dr. İsmail Diri, göz sağlığının korunmasının cerrahi planlamanın temel unsurlarından biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Göz kapağı estetiği yalnızca dış görünümü değiştirmeye yönelik bir işlem olarak değerlendirilmemelidir. Göz kapaklarının doğal hareketini, gözyaşı dengesini ve göz yüzeyinin sağlığını korumak da cerrahi planlamanın önemli parçalarıdır. Her hastanın anatomik özellikleri ve göz sağlığı farklı olduğu için ameliyat öncesinde ayrıntılı değerlendirme yapılması ve olası risklerin hasta ile paylaşılması gerekir.”




