Medical Park TEM Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Alborz Müşfiki, mevsimsel saç dökülmesinin nedenleri, saç sağlığını etkileyen faktörler ve dökülme durumunda dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu.
Mevsimsel saç dökülmesi geçici olabilir
Yaz sonu ve sonbahar aylarında bazı kişilerde saç dökülmesinin geçici olarak artabileceğini belirten Uzm. Dr. Müşfiki, saçların doğal bir döngü içerisinde büyüme, geçiş ve dinlenme-dökülme evrelerinden geçtiğini ifade etti.
Mevsimsel değişikliklerin bu döngüyü etkileyebileceğini kaydeden Müşfiki,
“Saçlarımız sürekli olarak büyüme, geçiş ve dinlenme-dökülme evrelerinden oluşan doğal bir döngü içerisindedir. Mevsimsel değişikliklerin bu döngüyü etkileyerek daha fazla saç telinin aynı dönemde dökülme evresine geçmesine neden olabileceği düşünülmektedir. Mevsimsel dökülme genellikle saçlı derinin tamamında yaygın şekilde görülür ve çoğu zaman birkaç hafta ile birkaç ay içerisinde azalır” dedi.
Günde 50-100 tel saç dökülmesi normal
Günde yaklaşık 50-100 saç telinin dökülmesinin normal kabul edildiğini belirten Uzm. Dr. Müşfiki, dökülme miktarındaki belirgin değişimlerin takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Müşfiki,
“Saç tellerini tek tek saymaktan çok kişinin kendi alışılmış dökülme miktarına göre belirgin bir artış fark etmesi önemlidir. Duşta, yastıkta veya tarakta daha önce görülmeyen miktarda saç birikmesi, dökülmenin haftalar boyunca devam etmesi ya da saç yoğunluğunda gözle görülür azalma olması durumunda dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır” diye konuştu.
Stres ve enfeksiyonlar saç dökülmesini tetikleyebilir
Yoğun fiziksel veya psikolojik stres, hızlı kilo kaybı, yetersiz beslenme, ağır enfeksiyonlar ve yüksek ateşin saç dökülmesine neden olabileceğini aktaran Müşfiki, bu durumlarda saçların daha büyük bir bölümünün dinlenme evresine geçebildiğini belirtti.
Telogen effluvium adı verilen yaygın saç dökülmesinin tetikleyici olaydan hemen sonra ortaya çıkmayabileceğini vurgulayan Müşfiki,
“Bu durumlarda saçların normalden daha büyük bir bölümü dinlenme evresine geçebilir ve telogen effluvium adı verilen yaygın saç dökülmesi ortaya çıkabilir. Dökülme, tetikleyici olaydan hemen sonra başlamayabilir. Örneğin ciddi bir enfeksiyon veya yoğun stres sonrasında saç dökülmesi birkaç ay gecikmeyle belirginleşebilir. Bu nedenle hastanın yakın geçmişinin değerlendirilmesi önemlidir” ifadelerini kullandı.
Her saç dökülmesi vitamin eksikliğinden kaynaklanmıyor
Demir eksikliğinin saç dökülmesiyle ilişkili önemli faktörlerden biri olduğunu belirten Uzm. Dr. Müşfiki, B12 ve D vitamini ile çinko eksikliklerinin de bazı kişilerde saç sağlığını olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Dökülmenin nedenini belirlemek için hastanın öyküsü ve muayenesinin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Müşfiki,
“Hastanın öyküsü ve muayenesine göre tam kan sayımı, ferritin, demir parametreleri ve tiroit fonksiyon testleri başta olmak üzere gerekli incelemeler planlanabilir. Diğer vitamin ve mineral değerleri ise kişinin klinik durumuna ve olası eksiklik bulgularına göre değerlendirilmelidir. Her hastaya aynı tetkikleri uygulamak yerine, incelemeleri kişiye göre belirlemek daha doğru bir yaklaşımdır” dedi.
Dengeli beslenme saç sağlığını destekliyor
Saçın temel yapı taşlarından birinin protein olduğunu hatırlatan Müşfiki, yeterli ve dengeli beslenmenin saç sağlığı açısından önem taşıdığını belirtti.
Yumurta, balık, et, tavuk, süt ürünleri ve baklagillerin iyi protein kaynakları olduğunu ifade eden Müşfiki, sebze, meyve, tam tahıllar, kuruyemişler ve sağlıklı yağları içeren bir beslenme modelinin tercih edilmesini önerdi.
Müşfiki, “Çok düşük kalorili ve hızlı kilo verdiren diyetler birkaç ay sonra belirgin saç dökülmesine yol açabilir” ifadelerini kullandı.
Bilinçsiz takviye kullanımından kaçınılmalı
Saç dökülmesi yaşayan herkesin vitamin veya mineral takviyesi kullanması gerektiği düşüncesinin doğru olmadığını belirten Uzm. Dr. Müşfiki, takviyelerin eksiklik saptandığında veya beslenmeyle ihtiyaç karşılanamadığında yarar sağlayabileceğini söyledi.
Gereksiz ve yüksek dozda kullanılan bazı vitamin ve minerallerin yan etkilere yol açabileceğine dikkat çeken Müşfiki,
“Takviyeler esas olarak eksiklik saptandığında veya kişinin beslenmeyle ihtiyacını karşılayamadığı durumlarda yarar sağlar. Gereksiz ve yüksek dozda kullanılan bazı vitamin ve mineraller yan etkilere yol açabilir. Hatta bazı maddelerin aşırı alınması saç dökülmesini artırabilir. Bu nedenle önce dökülmenin nedeni belirlenmeli, gerekiyorsa eksik olan madde uygun dozda yerine konmalıdır” dedi.
Aşırı ısı ve sıkı saç modellerine dikkat
Saç bakımında kullanılan bazı yöntemlerin saç tellerinde hasara ve kırılmaya neden olabileceğini belirten Müşfiki, sık ve yüksek ısıda fön, düzleştirici ve maşa kullanımının yanı sıra tekrarlayan kimyasal işlemlerin de saça zarar verebileceğini kaydetti.
Saç köklerini sürekli çeken sıkı at kuyruğu, örgü ve topuz gibi modellerin uzun vadede traksiyon alopesisi adı verilen saç kaybına yol açabileceğini ifade eden Müşfiki, şu bilgileri paylaştı:
“Sık ve yüksek ısıda fön, düzleştirici ve maşa kullanımı ile tekrarlayan kimyasal işlemler saç telinde hasar oluşturabilir. Çok sıkı at kuyruğu, örgü veya topuz gibi saç kökünü sürekli çeken modeller ise uzun dönemde traksiyon alopesisi adı verilen saç kaybına yol açabilir. Saça nazik davranmak, aşırı ısıdan kaçınmak ve saçı sürekli gergin tutan modeller kullanmamak önemlidir.”
Uzun süren saç dökülmeleri araştırılmalı
Saç dökülmesinin her zaman mevsimsel bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Müşfiki, saç ayrım çizgisinin giderek genişlemesi, ön saç çizgisinin gerilemesi, bölgesel açıklıklar oluşması veya kaş ve kirpiklerde dökülme görülmesi halinde dermatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.
Saçlı deride kızarıklık, kabuklanma, yoğun kaşıntı, ağrı veya yara gelişiminin de değerlendirme gerektirdiğini söyleyen Müşfiki,
“Saç dökülmesi birçok farklı nedene bağlı gelişebilen bir bulgudur. Özellikle kalıcı veya ilerleyici dökülmelerde doğru tanının konulması, tedavi açısından önem taşır” diye konuştu.




