Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre mevsimsel grip, dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyar kişiyi etkiliyor. Medicana Kadıköy Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Demet Yalçın, grip ve zatürre belirtilerinin birbirine benzeyebildiğini belirterek hastalıkların seyrinin ve şiddetinin ayırt edilmesinde önemli olduğunu vurguladı.
Sonbahar ve kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görülmesiyle grip, soğuk algınlığı ve zatürre arasındaki farklar gündeme geliyor. Ateş, öksürük ve halsizlik gibi ortak belirtilerin farklı enfeksiyonlarda görülebildiğini belirten Yalçın, yalnızca belirtilere bakarak kesin tanıya ulaşmanın mümkün olmadığını ifade etti.
‘Grip genellikle ani başlıyor’
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yalçın, grip belirtilerinin genellikle aniden başladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“İnfluenza virüslerinin neden olduğu grip, çoğunlukla aniden başlayan ateş, titreme, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, belirgin halsizlik ve öksürükle kendini gösteriyor. Boğaz ağrısı, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı da tabloya eşlik edebiliyor. Bazı kişilerde ateş görülmese de belirgin kırgınlık ve vücut ağrıları ön planda olabiliyor. Grip vakalarının önemli bir bölümü birkaç gün içinde düzelmeye başlasa da öksürük ve halsizlik daha uzun sürebiliyor. Özellikle ileri yaştaki kişiler, küçük çocuklar, gebeler, bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler ve kalp, akciğer ya da diyabet gibi kronik hastalıkları bulunan kişilerde ağır seyretme ve komplikasyon gelişme riski artabiliyor”
Grip belirtilerinin kişiden kişiye değişebildiğini ve hastalığın her zaman hafif seyretmediğini kaydeden Yalçın, grip virüsünün doğrudan akciğer enfeksiyonuna neden olabildiğini, hastalık sonrasında bakteriyel zatürre gibi ikincil enfeksiyonların da gelişebildiğini söyledi.
Zatürrede dikkat edilmesi gereken belirtiler
Zatürrenin, diğer adıyla pnömoninin, akciğer dokusunun enfeksiyonu olduğunu belirten Yalçın, bakteriler ve virüsler başta olmak üzere farklı mikroorganizmaların hastalığa neden olabildiğini ifade etti.
Yalçın, zatürrenin yüksek ateş, titreme, öksürük, balgam, halsizlik, nefes darlığı ve nefes alırken ya da öksürürken artan göğüs ağrısıyla ortaya çıkabildiğini söyledi. Bazı hastalarda belirtilerin daha yavaş gelişebildiğini belirten Yalçın, özellikle ileri yaştaki kişilerde ateş yerine bilinç bulanıklığı, iştahsızlık veya genel durumda bozulma görülebileceğine dikkat çekti.
Grip ve zatürre arasındaki önemli farklardan birinin zatürrenin akciğer dokusunu doğrudan etkileyerek solunumu güçleştirebilmesi olduğunu belirten Yalçın, grip ağırlaştığında da benzer şikâyetlerin görülebileceğini ifade etti. Bu nedenle ateşin yüksekliği veya öksürüğün şeklinin tek başına ayırt edici olmadığını söyledi.
Nefes almakta güçlük, göğüste belirgin ağrı, bilinç bulanıklığı ve genel durumda hızlı bozulma gelişmesi halinde gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Yalçın, ateş ve öksürüğün düzelmeye başladıktan sonra yeniden ortaya çıkması ya da şiddetlenmesinin de komplikasyon açısından önem taşıdığını belirtti.
‘Belirtiler benzer olsa da tedavi aynı değil’
Grip ve zatürrenin nedenlerine ve hastalığın şiddetine göre farklı tedavi yaklaşımları gerektirdiğini belirten Yalçın, tedavi sürecine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Grip ve zatürre, nedenleri ve hastalığın şiddetine göre farklı tedavi yaklaşımları gerektirebiliyor. Grip viral bir enfeksiyon olduğu için antibiyotikler virüs üzerinde etkili olmuyor. Bazı hastalarda, özellikle risk grubunda bulunanlarda veya ağır seyir olasılığı olan kişilerde, hekim değerlendirmesiyle antiviral tedavi uygulanabiliyor. Zatürrede ise tedaviye enfeksiyona neden olan etken, hastalığın şiddeti ve kişinin genel sağlık durumu dikkate alınarak karar veriliyor. Bakteriyel zatürrede antibiyotikler gerekli olabilirken, viral kaynaklı enfeksiyonlarda yaklaşım farklılaşabiliyor. Bu nedenle belirtiler üzerinden kendi kendine antibiyotik başlamak ya da daha önce kullanılan ilaçları hekim önerisi olmadan yeniden kullanmak doğru bir yaklaşım olarak görülmüyor. Tanı sürecinde hastanın şikâyetleri, muayene bulguları ve gerekli durumlarda akciğer görüntülemesi ya da laboratuvar testleri birlikte değerlendiriliyor. Grip, COVID-19 ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının belirtileri birbirine benzeyebildiği için bazı durumlarda test yapılması da gerekebiliyor”
‘Risk gruplarında korunma daha fazla önem taşıyor’
İleri yaş, kronik kalp ve akciğer hastalıkları, diyabet ve bağışıklık sisteminin baskılanmasının solunum yolu enfeksiyonlarının ağır seyretme riskini artırabildiğini belirten Yalçın, risk grubundaki kişilerin hastalık sürecini yakından takip etmesi gerektiğini söyledi.
Yalçın, grip ve pnömokok aşılarının uygun kişilerde enfeksiyonların ve özellikle ağır hastalık riskinin azaltılmasına katkı sağlayabildiğini ifade etti. Aşıların hangi yaş ve risk grubunda uygun olduğunun kişinin sağlık durumu ve güncel aşı önerilerine göre belirlendiğini kaydetti.
El hijyenine dikkat edilmesi, kapalı ortamların düzenli havalandırılması, öksürürken ve hapşırırken ağız ile burnun kapatılması ve hastalık döneminde yakın temasın sınırlandırılmasının bulaş riskini azaltmaya yardımcı olduğunu belirtti.
Yalçın, grip ve zatürreyi yalnızca belirtilere bakarak ayırmaya çalışmak yerine hastalığın seyrinin ve kişinin genel durumunun dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, nefes darlığı, göğüs ağrısı, belirgin halsizlik veya iyileşme sonrasında yeniden kötüleşme durumunda tıbbi değerlendirmenin geciktirilmemesi gerektiğini söyledi.





