Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı ile Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) iş birliğinde zoonotik hastalıklar sempozyumu düzenlendi. Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe akademisyenler, sağlık çalışanları, veteriner hekimler ve öğrenciler katıldı.

Sempozyumda, hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalıkların halk sağlığı açısından taşıdığı riskler ele alındı. Kırım-Kongo kanamalı ateşi, kuduz ve kuş gribi gibi hastalıkların yanı sıra farklı viral ve bakteriyel enfeksiyonlar da uzmanlar tarafından değerlendirildi.

Enfeksiyon hastalıklarının dörtte üçü hayvan kaynaklı

Aw824234 03 (1)

Sempozyumun açılışında konuşan İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Halit Berk Canga, Kovid-19 salgınının enfeksiyon hastalıklarının yalnızca hastaneler ve laboratuvarlarla sınırlı olmadığını gösterdiğini belirtti.

Enfeksiyon hastalıklarının küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Canga, günümüzde ortaya çıkan enfeksiyonların yaklaşık dörtte üçünün hayvan kökenli olduğunu ifade etti. Canga, zoonotik hastalıkların halk sağlığı gündeminde önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Onur Eşbah ise tıp eğitiminin yalnızca hastalıkların tedavisine odaklanmaması gerektiğini söyledi. Doğa, çevre ve biyolojik ekosistemin de sağlık alanında dikkate alınması gerektiğini belirten Eşbah, zoonotik hastalıkların ülkeler arasındaki sınırların halk sağlığı tehditleri karşısında yeterli olmadığını ortaya koyduğunu kaydetti.

Behçet Uz Hastanesi’nde lösemili çocuklara moral!
Behçet Uz Hastanesi’nde lösemili çocuklara moral!
İçeriği Görüntüle

Eşbah, teorik bilgilerin klinik uygulamalar ve saha deneyimleriyle desteklenmesinin önemine işaret etti.

“Tek Sağlık” yaklaşımına dikkat çekildi

EKMUD Başkanı Prof. Dr. Meltem Işıkgöz Taşbakan da insan sağlığının hayvan ve bitki sağlığından ayrı değerlendirilemeyeceğini dile getirdi.

Zoonotik hastalıkların Türkiye'nin farklı bölgelerinde ciddi enfeksiyonlara neden olabildiğini belirten Taşbakan, antibiyotik direncine sahip bakteriyel enfeksiyonların yalnızca hastaneler çerçevesinde ele alınmaması gerektiğini ifade etti. Bu enfeksiyonların çevresel boyutunun da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Taşbakan, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir arada ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımının önemini anlattı.

11 oturumda çok sayıda hastalık ele alındı

İki gün boyunca devam eden ve 11 oturumdan oluşan sempozyumda, farklı illerden gelen bilim insanları zoonotik hastalıkları çeşitli yönleriyle değerlendirdi. Oturumlarda hastalıkların epidemiyolojisi, klinik yönetimi, laboratuvar tanısı ve korunma yöntemleri üzerinde duruldu.

Program kapsamında Kırım-Kongo kanamalı ateşi, Ebola, Marburg, Lassa ateşi, kuduz, hepatit E, kuş gribi, MERS, Batı Nil virüsü, dang humması, Lyme hastalığı ve kene kaynaklı enfeksiyonlar ele alındı.

Bruselloz, şarbon, Q ateşi, tularemi, hantavirüs ve leptospiroz gibi bakteriyel zoonozlar da sempozyumun gündeminde yer aldı. Ayrıca gıda kaynaklı ve paraziter hastalıklar, laboratuvar tanı yöntemleri ile biyogüvenlik konularında sunumlar gerçekleştirildi.

Kurumlar arası iş birliği vurgulandı

Sempozyumun son oturumlarında zoonotik hastalıkların bildirim ve takip süreçleri, kurumlar arasındaki iş birliği ve “Tek Sağlık” yaklaşımının sahada uygulanması değerlendirildi.

Kapanış konuşmasını yapan EKMUD Başkanı Prof. Dr. Meltem Işıkgöz Taşbakan, sempozyumun bilimsel açıdan verimli geçtiğini belirterek katılımcılara ve organizasyonda emeği bulunanlara teşekkür etti.

Etkinlik, katılım belgelerinin takdim edilmesi ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.

Kaynak: İHA