Saruhanlı’da düzenlenen SAGREX 2026 Tarım ve Hayvancılık Fuarı, çiftçiye moral olurken, tarım makinelerindeki farklı tasarımlarla da dikkat çekti. Saruhanlı Kapalı Pazar Yeri’nde devam eden fuar, 20 Eylül’e kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.
Fuar kapsamında özellikle “Hello Kitty” temalı tarım makineleri gençlerin ve kadınların ilgisini çekti. Tarım sektöründeki maliyet baskısına karşı makine, teknoloji ve farklı çözümler de fuarda öne çıktı.
Hello Kitty tarlaya çıktı

Yılmazlar Tarım, üzüm serme ve üzüm kaldırma makinelerini pembeye boyayarak üzerlerine “Hello Kitty” ve “Dillere düşeceğiz seninle” yazdı. Renkli makineler, SAGREX 2026’da yoğun ilgi gördü.
Yılmazlar Tarım sahibi Yılmaz Türe, tarımda genç nüfusun giderek azaldığına dikkat çekerek,
“Tarımda çalışanların yaş ortalaması 50’yi geçti, 60’a yaklaşıyor. Biz firma olarak kadınların ve gençlerin tarıma ilgisini artıracak farklı çalışmalar yapmaya özen gösteriyoruz. Bu düşünceyle üzüm serme ve kaldırma makinelerimizi pembeye boyadık, Hello Kitty figürleri kullandık. Üzerine de ‘Dillere düşeceğiz seninle’ yazdık. Gerçekten de dillere düştük” dedi.
Ürünlerin fuarın ilk gününden yoğun ilgi gördüğünü belirten Türe, “Daha ilk günde dört üzüm serme, üç üzüm kaldırma makinesinin satışını gerçekleştirdik. Elbette bunun arkasında üretim kalitemiz ve satış sonrası hizmetimiz var. Ancak tarım sektörünün geleceği için gençlerin ve kadınların dikkatini çekecek yenilikçi adımlara da ihtiyaç olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu.
Çiftçiye moral ve çözüm

Özkanlar Tarım sahibi Özkan Akçaman ise çiftçinin yalnızca ekonomik olarak değil, moral açısından da desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Akçaman,
“Çiftçinin moral bulması, yüksek moralle üretmesi gerekiyor. Bence çiftçinin moral bulacağı, yeni çözümler göreceği en güzel yerlerden biri SAGREX Tarım ve Hayvancılık Fuarı’dır.
Çiftçi yıl boyunca üretimle uğraşıyor; sürekli bir sorun çözüyor. Toprakla, suyla, güneşle, iklimle, hastalıklarla, hayvanla ve maliyetlerle mücadele ediyor. Bu mücadelenin içerisinde de işini kolaylaştıracak, maliyetini azaltacak, zaman kazandıracak çözümler arıyor. Bazen bu çözümü kendi imkânlarıyla buluyor, bazen bulamıyor. Tarım fuarları işte tam bu noktada devreye giriyor. Çiftçinin aradığı makineyi, teknolojiyi ve çözümü aynı alanda görebildiği en önemli buluşma noktalarından biri oluyor” dedi.
Sektöre ikinci el tarım alet ve ekipmanlarının alım satımıyla girdiklerini anlatan Akçaman,
“Daha sonra ikinci el makinelerin revizyonuna ve yenilenmesine başladık. Zamanla tamamen yeni imalata da geçtik. Çiftçinin her zaman sıfır makine alacak ekonomik gücü olmayabiliyor. Böyle durumlarda biz devreye giriyoruz. Elindeki artık ihtiyacını karşılamayan tarım ekipmanını belirli bir bedelle alıyor, yerine ihtiyacına uygun başka bir ekipman sunuyoruz. Aldığımız ikinci el makineyi revize ederek yeniden ekonomiye kazandırıyoruz. O makine başka bir çiftçinin ihtiyacını karşılıyor. Böylece hem ilk çiftçi çözüm buluyor hem de diğer çiftçi daha ulaşılabilir maliyetle ekipmana kavuşuyor. Çiftçinin morali yüksek olursa üretme isteği de güçlenir. Çiftçi üretirse yalnız kendisi değil; sanayi, ticaret, tüketici ve toplumun tamamı kazanır” ifadelerini kullandı.
Tarımda maliyet baskısı

ABAD Tarım Makinaları Koordinatörü Şule Özseyhan, çiftçi ile tarım makinesi üreticisinin birbirini doğrudan etkilediğini belirtti.
Özseyhan,
“Çiftçi toprağa tohumu bırakırken, biz de o emeğin zamanında, daha az kayıpla ve daha yüksek verimle ürüne dönüşmesi için makine üretiyoruz. Tarımda çiftçiyle makine üreticisi, bileşik kaplar gibi birbirini doğrudan etkiliyor. Birinin yaşadığı sıkıntı diğerine de yansıyor.
Çiftçinin alım gücündeki gerileme doğrudan bizim üretim hattımıza yansıyor. Geçmiş yıllarda haziran ayında fiyatlarımızı güncellerdik; bu yıl yapamadık. Çünkü ürün para etmedi, üretici yatırım yapamadı. Geçen yıl 180 bin liralık bir üzüm serme makinesi yaklaşık 1,5 ton kuru üzüm satılarak alınabiliyorken bugün aynı makineyi alabilmek için 3 ton ürün satmak gerekiyor. Bu tablo, maliyet ile ürün geliri arasındaki makasın ne kadar açıldığını gösteriyor.
Üstelik hasada günler kala gelen aşırı sıcaklar üzümün ağırlığını düşürdü; yüksek rekolte de fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. Çiftçi artık yalnızca makinenin fiyatına değil, arıza anında kimin telefonunu açacağına da bakıyor. Ege çiftçisinin yerli makineyi tercih etmesinin en önemli nedenlerinden biri de bu güven. Çünkü yerli üreticiye telefonla ulaşabiliyor, gerekirse yüz yüze görüşebiliyor; servis, bakım ve yedek parça konusunda çok daha hızlı çözüm alabiliyor.
Özellikle Doğu Anadolu ve çevresinde tercih edilen düşük maliyetli ithal makinelerde ise arıza sonrası servis ve yedek parça bekleme süreleri ciddi sorun yaratabiliyor. Makine tarlada kaldığında çiftçi yalnızca ekipmanın tamirini beklemiyor; ekim, bakım ya da hasat takvimi de aksıyor. Tarımda birkaç günlük gecikme bazen bir yıllık emeğin ve gelirin kaybı anlamına gelebiliyor.
Çiftçi ayakta kalırsa tarım sanayisi de ayakta kalır. Bu nedenle çiftçinin gelirini koruyan her politika; yerli makine sanayisini, istihdamı, teknolojiyi ve ülkenin tarımsal bağımsızlığını da koruyan stratejik bir yatırım olarak görülmelidir. SAGREX de makine üreticisiyle çiftçiyi aynı alanda buluşturan, birbirlerinin sorunlarını ve ihtiyaçlarını doğrudan görmelerini sağlayan stratejik bir organizasyon” dedi.
Az güç, çok iş

Yiğit Tarım sahibi Harun Kaya da el aletlerinin tarımsal üretimdeki önemine dikkat çekti.
Kaya,
,“ ‘Alet iş yapar, el övünür’ sözü tarım için gerçekten çok doğru. Tarımda hâlâ elle yapılan çok sayıda iş var. Çiftçinin daha az güç harcayarak daha fazla iş yapabilmesi için doğru el aletini kullanması büyük önem taşıyor. Bu noktada sağlamlık, güvenlik ve kullanım kolaylığı öncelikli olmalı. SAGREX Tarım ve Hayvancılık Fuarı da çiftçinin ihtiyacı olan el aletini görmesi ve deneyebilmesi açısından çok değerli. Burada ürünleri yalnızca anlatmıyoruz; bire bir kullanıyor, çiftçiye kullandırıyor ve tüm sorularını yerinde yanıtlıyoruz” diye konuştu.




