Horlama, uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların titreşmesi sonucu oluşan ses olarak tanımlanıyor. Eskiden daha çok ileri yaşlarda görülürken, günümüzde özellikle 20’li yaş grubunda da artış gösterdiği belirtiliyor.
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, horlamanın basit bir ses sorunu olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Horlama normal bir durum değildir” dedi.
Obezite horlama riskini artırıyor
Gençlerde horlama artışının en önemli nedenleri arasında obezite yer alıyor. Boyun çevresindeki yağ dokusunun artması üst solunum yolunu daraltarak horlamaya yol açabiliyor.
Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm, erkeklerde ise 43,18 cm üzerinin riskli kabul edildiği belirtiliyor.
Modern yaşam tarzı da horlama riskini artıran faktörler arasında bulunuyor. Bilgisayar başında uzun süre oturma, fast food tüketimi, stres ve düzensiz uyku alışkanlıkları önemli rol oynuyor.
Burun ve geniz yolu sorunları horlamaya neden olabilir
Burun tıkanıklığı, alerjik rinit, sinüzit, septum deviasyonu ve polip gibi problemler hava yolunu daraltarak horlamayı tetikleyebilir. Büyük geniz eti ve bademcik yapıları da özellikle gençlerde risk oluşturuyor.
Alkol ve sigara kullanımı kas gevşemesine ve mukozal ödem artışına yol açarak horlamayı artırabilir. Sırtüstü uyuma pozisyonu da dil kökünün geriye düşmesine neden olabilir.
Horlama uyku apnesinin ilk belirtisi olabilir
Horlama, bazı durumlarda ciddi bir sağlık sorunu olan uyku apnesinin erken sinyali olarak kabul ediliyor. Gece nefes durması, sabah yorgun uyanma, baş ağrısı, dikkat dağınıklığı ve gün içi uyku hali gibi belirtiler varsa mutlaka doktora başvurulması öneriliyor.
Uyku apnesi; hipertansiyon, kalp ritim bozukluğu, inme, diyabet ve ani gece ölümleri gibi ciddi sağlık risklerine yol açabiliyor. Tedavi edilmeyen hastalarda trafik kazası riskinin de arttığı belirtiliyor.
Tedavi kişiye özel planlanıyor
Horlama tedavisinde erken tanı ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor. Radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve ağız içi aparatlar yaygın kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.
Uyku apnesinde altın standart tedavi yönteminin CPAP maskesi olduğu ifade ediliyor. Bu yöntem, uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak solunum durmalarını önlüyor.
İleri vakalarda çene cerrahisi, dil kökü ve yumuşak damak operasyonları da tercih edilebiliyor.
Uzmanlar, horlamanın ihmal edilmemesi ve gerekli durumda sağlık kontrolünden geçilmesi gerektiğini vurguluyor.



