İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ davasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan ve tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanık, 97’nci duruşmada hakim karşısına çıktı. Duruşma, sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

Aydın’dan İzmir’e uzanan yasaklı madde operasyonu
Aydın’dan İzmir’e uzanan yasaklı madde operasyonu
İçeriği Görüntüle

İmamoğlu hakkında 2 bin 352 yıla kadar hapis talebi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturmasının tamamlanmasının ardından, 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.

İddianamede ‘örgüt lideri’ olarak adı geçen İmamoğlu hakkında; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlamaları yer aldı.

İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Fatih Keleş: “Herhangi bir talimat vermem söz konusu değildir”

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık ve İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, Ağaç ve Peyzaj A.Ş. ile ilgili 12 eylem nedeniyle ‘örgüt yöneticisi’ sıfatıyla cezalandırılmasının istendiğini belirtti. Keleş, soruşturma makamının kendisini ‘kasa’ ve ‘süper yönetici’ olarak değerlendirdiğini, ancak suçlamalara konu olayların büyük bölümünde adının geçmediğini ifade etti.

Ağaç A.Ş.’den iş alan Saz Peyzaj, Han İnşaat, Ayhan Subaşı Mühendislik ve Sarıtaş Yapı Malzemeleri isimli dört şirketin yöneticilere rüşvet verdiği iddiasına ilişkin konuşan Keleş, ihalelerde herhangi bir görev ve yetkisinin bulunmadığını savundu.

Keleş, savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’ye ilişkin olarak anlatılan 12 eylemin tamamı bakımından ‘örgüt yöneticisi’ sıfatı ile cezalandırılmam istenmektedir. Soruşturma makamının ‘kasa’ ve ‘süper yönetici’ ön kabulüyle eylemlerin neredeyse tamamından sorumlu tutulduğumu, cezalandırılmam istenen eylemlerin çok büyük bir kısmının olay anlatımında ise adımın bir kez olsa bile geçmediğini anlatmıştım. Savcılık ihalelere fesat karıştırıldığını iddia etmektedir. Ağaç A.Ş.’den iş alan Saz Peyzaj, Han İnşaat, Ayhan Subaşı Mühendislik ve Sarıtaş Yapı Malzemeleri isimli 4 firmanın Ağaç A.Ş. yöneticilerine rüşvet verdiği iddiasına ilişkindir. İhaleler bakımından hiçbir görevim ve yetkim yoktur. İhaleyi düzenleyen İBB kamu görevlilerine ve Ağaç A.Ş. yönetici ve çalışanlarına değil herhangi bir talimat vermek, direktif vermem, onlara etkide veya telkinde bulunmam dahi söz konusu değildir. Yapılan bu ihalelerin ve işlerin varlığını bile ek iddianameden öğrendim. İhaleyi kazanan firmaların sahiplerini de tanımıyorum. Hiçbiriyle bir görüşmem veya iş ilişkim olmadı. Kaldı ki ek iddianame dahi benim bu ihalelerde imzam olduğunu, ihale komisyonunda bulunduğumu, adı geçen firmaları davet ettiğimi, bu firma sahipleriyle görüştüğümü, bu firma sahiplerinden talepte bulunduğumu veya para aldığımı iddia etmemektedir. Eylemlere konu edilen hangi ihalelerde, hangi kamu görevlisine, hangi iştirak yöneticisine, çalışanına nasıl talimatım veya müdahalem olmuştur? Bu ihalelere katılan şirket sahipleriyle nasıl bir temasım, yönlendirmem olmuştur? Eylemlerde yer verilen olaylarda iddia edilen hangi para, hangi tarihte, kim tarafından ve nasıl bana ulaştırılmıştır? Ek iddianamede bu soruların hiçbirine cevap verilmiyor. Çünkü şahsımı bu eylemlerle ilişkilendirebilecek tek bir somut olay yaşanmamıştır. Ağaç A.Ş.‘de bir görevim, imza ve karar yetkimin olmadığı açıktır. Ayrıca bu kurumların işleyişinde etkin ve dahilim yoktur. O şirketin genel müdürü, genel müdür yardımcıları, satın alma müdürleri, ihale şefleri, işi alan firmaların sahipleri, gizli tanık, hatta itirafçıları ki hiçbiri ‘Fatih Keleş bana söyledi, Fatih Keleş’ten talimat aldım’ demiyor. Bu nasıl bir yöneticiliktir ki yönettiği iddia edilen yapının içinde onu tanıyan bir kişi dahi yoktur. Ek iddianamede rüşvete ilişkin her bir eylemin sonunda elde edilen paraların İmamoğlu Suç Örgütü içerisinde kurulan ‘Sistem’ isimli yapıya aktarılarak seçimleri finanse etmek için kullanıldığını ve bu nedenle benim de cezalandırılmam gerektiğini ileri sürmektedir. İlk savunmamda ‘Para nerede?’ diye sormuştum. Bugün de aynı yerdeyim, aynı soruyu bir kez daha soruyorum: Para nerede?” dedi."

Kaynak: DHA