İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturmasının ardından açılan davada 72’nci duruşma görülüyor. Duruşmada tutuklu sanıklar tahliye taleplerini ve savunmalarını mahkemeye sundu.
Görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, duruşmada yaptığı savunmada hakkındaki suçlamalara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak tahliyesini talep etti. Şahan, belediye başkanlığı döneminde kamu yararını gözettiğini savundu.
‘Kimseden talimat almadım’
Duruşmada tutuklu iş insanı Bulut Aydöner de savunma yaptı. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Aydöner, yaptığı işlemlerin ticari faaliyet kapsamında olduğunu belirterek tutuklanmasına gerekçe gösterilen beyanlara tepki gösterdi.
Aydöner, savunmasında şunları söyledi:
"Serbülent’in uydurma beyanıyla tutuklandım, aynı beyanlarla tahliyem mi olacaktı? Ben ilk günden itibaren yaptığım işlemin ticari bir işlem olduğunu söyledim. Kimden, ne zaman ve arsaları neden satın aldığımı detaylı bir şekilde anlattım. Ben çantacı değilim, emanetçi değilim. Baki Aydöner dahil kimseden talimat almadım. Abim Baki Aydöner ile hiçbir ortaklığım bulunmamaktadır. Benim şirketim paravan şirket değil. Ben 2024 Haziran ayında Şile’de dört adet villa satmıştım, üç ortaklı bir işti. Bu ticaretten almış olduğum nakit param vardı. Taylan da ödemeyi nakit isteyince bu parayı direkt burada kullandım. Tapu memuru, parayı bankadan gönder diye zorunluluk, şart koşmuyor. Mevzuat buna müsaade ediyordu. Zaten olsaydı, sorun olsaydı tapu işlemi de gerçekleşmezdi"
Şahan: ‘Bana emanet edileni korumaya çalıştım’
Tahliye talebinde bulunan Şahan ise yaklaşık 17 aydır tutuklu bulunduğunu belirterek kendisine yöneltilen suçlamalar üzerinden savunma yaptı. Şahan, herhangi bir kişisel menfaat elde etmediğini savunarak belediyenin ve kamunun çıkarlarını koruduğunu ifade etti.
Şahan, savunmasında şu ifadeleri kullandı:
"Ben ne yaptım? Yetkim neydi? Bunların karşılığında şahsen ne elde etmişim? 17 aydır hücremde kendime aynı soruları soruyorum, cevabını arıyorum. Ne kendim için bir para istemişim ne kendim için bir menfaat talep etmişim. Ben, bana emanet edilmiş olanı korumaya çalıştım. Şikayetçi diyor ki: ‘İskanımı geciktirdi, bunun için de bana bir park taahhüdü zorladı’ Dosyanın içinde firmanın 2020 yılında verdiği park taahhüdü var. 2024’te onu yenilemiş. Ortada gizlenmiş bir ilişki yok. Projede doğrudan ilişkili bir alanda firmanın açık ve kayıt altında almış olduğu bir taahhüdü var. Resul Emrah Şahan bu işin neresinde? Nişantaşı Koru projesinde kamuya ait bir alana park yapmayı taahhüt etmesi benim için bir suç delili sayılıyor, tutuklanıyorum. Hastane konusu. İddia ne? ‘Almak zorunda olduğu yazı için belediyeye bağış yapmakta zorlanmışız’ Yani rüşvete zorlamışız. Şişli’de ofis ticaret alanı ruhsatından hastane ruhsatına çevrilmiş bir binadan bahsediyoruz. Hatta geçtiğimiz haftalarda yine gündeme geldi bu bina. Hastanenin acil servisini su bastı. Hastane boşaltıldı. Ben söyledim, ‘Bu binadan hastane olmaz, burası ofis binası’ diye. Umuyorum Bakanlık da bu olayla ilgili gerekli incelemeleri yapmıştır. Çünkü bu hastanenin açılması konusunda yetki Şişli Belediyesi’nde değil. Ruhsatı Sağlık Bakanlığı’nda, yapı kayıt ve cins değişikliği de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda. Şişli’nin hakkını korumaya çalıştım, kamunun menfaatini korumaya çalıştım. Anlattığım her şeyin karşılığı dosyada duruyor. Kaçma şüphem yok ama 17 aydır buradayım. Devlet insana ‘Doğruyu söylersen korunursun’ duygusu vermelidir. ‘Bir başkasını suçlarsan kurtulursun’ duygusu değil"
‘Evleri yasa boğan acılar bitsin’
Şahan, savunmasının devamında Türkiye’de yürütülen barış ve demokratikleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mecliste 11 partinin sorumluluk aldığı sürece dikkat çeken Şahan, siyasi liderlere çağrıda bulundu.
Şahan, söz konusu sürecin yalnızca kendisi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Mecliste 11 partinin sorumluluk aldığı bir süreçte önümüzde çok değerli bir imkan belirdi. Koltuğunda kayyum oturan, tutuklu bir belediye başkanı olarak da bunu çok önemsiyorum. Bu kapıyı aralayan ilk adımın Sayın Bahçeli’den gelmesi, sürecin devletin en üst düzeyinde Sayın Cumhurbaşkanı tarafından sahiplenilmesi, DEM Parti heyetinin ve yönetiminin bu yolda üstlendiği sorumluluk, en önemlisi Sayın Genel Başkan Sayın Özgür Özel’in bütün yol arkadaşları, yoldaşları tutukluyken, hukuksuzluklarla uğraşırken, tabanının tepkisine rağmen koşulsuz destek sunması da kolay verilecek karar değil. Ama ben burada çağrımı yalnızca bir kişiye yapmıyorum. İktidar ya da muhalefete, bugün Türkiye’nin geleceği konusunda sorumluluk taşıyan bütün siyasi liderlere sesleniyorum. Keşke canlı yayınlansaydı da duysalardı. Bu cesareti ilk adımda bırakmayın. Evet, barışı başlatmak cesaret ister. Ama barışı demokrasiye dönüştürmek daha büyük ve hakiki cesaret ister. Ben bu sürecin arkasında duruyorsam, kendim için durmuyorum. Bu ülkenin 40 yıldır ödediği bedel bitsin, evleri yasa boğan acılar bitsin diye duruyoruz. Çünkü bu ülkenin artık birbirini düşman gören insanlara, birbirinin etkin pişmanı olan insanlara değil, en fazla birbirini rakip kabul eden demokratlara ihtiyacı var. Türk’ün Kürt’le, iktidarın muhalefetle, devletin kendi yurttaşlarıyla yeniden güven ilişkisi kurmaya ihtiyacı var"
İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis talebi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025’te 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. İddianamede ‘örgüt lideri’ olarak adı geçen İmamoğlu’nun çeşitli suçlardan sorumlu olduğu iddia edildi.
İddianamede İmamoğlu hakkında ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği öne sürüldü.
İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.



