Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, partisinden istifa etmesine ilişkin kamuoyu açıklaması yaptı. İzmir’deki ilçe ve il yönetimi seçim süreçlerinde örgüt içi demokrasi ilkelerinin uygulanmadığını, kendisine verilen sözlerin tutulmadığını ve itirazlarının dikkate alınmadığını savunan Erdoğan, istifa kararının gerekçelerini anlattı. Erdoğan, açıklamasında hem yönetim listelerine hem de il başkanlığı seçimi sırasında yaşandığını belirttiği olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İlçe ve il yönetimi seçimlerine tepki gösterdi

Erdoğan, açıklamasında, bugüne kadar ayrıldığı partinin zarar görmemesi için sessiz kaldığını ancak hakkında ortaya atıldığını belirttiği gerçek dışı iddialar ve İzmir İl Yönetimi seçimlerinde yaşananlar nedeniyle kamuoyuna açıklama yapma gereği duyduğunu ifade etti.

Yeni Parti Genel Başkanı’nın kongre sonrasında Meclis kürsüsünde örgüt içi demokrasiye ilişkin yaptığı konuşmayı hatırlatan Erdoğan, bu sözlerle uygulamalar arasında çelişki bulunduğunu ileri sürdü.

Genel Başkan’ın açıklamasında yer alan şu ifadeleri aktardı:

“Bir ilçede aday seçilmişse o aday önemli bir güç elde etmiştir. Ancak bu gücü eline alıp ‘Listemi kendim yaptım, bundan sonrasına karışmam’ diyerek ilçeyi dışlayan, kucaklamayan bir anlayışa girerse Genel Başkan onun arkasında değil, karşısında olacaktır. Ertesi gün bir araya gelinmesini, ilçeyi kucaklayacak ortak bir yönetim listesi oluşturulmasını istiyorum.”

Erdoğan, 5 Ekim 2026 tarihinde Yeni Parti İzmir İl Başkanlığı’na verdiği dilekçede, üyelik kayıtları ve delege seçimleriyle ilgili tespitlerini ve itirazlarını ilettiğini belirtti. Söz konusu uyarılarını Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin’e de WhatsApp üzerinden gönderdiğini kaydetti.

Verilen sözlerin tutulmadığını savundu

Karaburun Belediye Başkanı Erdoğan, ilçede partiye emek veren isimler bulunmasına rağmen kendisine karşı çalıştığını ve hakkında olumsuz söylemlerde bulunduğunu belirttiği bazı kişilerin ilçe yönetiminde yer almasına itiraz ettiğini açıkladı.

Dilekçesinde, mevcut ilçe yönetiminde görev yapan bazı kişilerin istifaları ve delege seçimleri sırasında yaşananlarla ilgili itirazlarını da bildirdiğini aktaran Erdoğan, genel merkezden yanına gelen iki milletvekilinin yanlışlıkların düzeltileceğini ve söz konusu iki yöneticinin yönetimden çıkarılacağını söylediğini öne sürdü. Erdoğan, düzeltmenin il kongresinden önce yapılmasını istediğini ancak bu sözün yerine getirilmediğini ifade etti.

Erdoğan ayrıca, Ordu Milletvekili Seyit Torun’un 2019-2024 yıllarında Altınordu’da meclis üyeliği yapan yakını Resul Güreşçi’nin eşi Derya Güreşçi’nin Karaburun’da ilçe yönetiminde yer alamadığını, ancak il kongresinin ardından il yönetiminde birinci yedek olarak bulunduğunu belirtti.

Bu durumu, itiraz ettiği uygulamaların devam ettiğinin göstergesi olarak değerlendiren Erdoğan, parti örgütünde emek veren kişilerin yeterince değer görmediğini savundu.

İl başkanlığı seçimi sırasında yaşananları anlattı

Erdoğan, eleştirilerine rağmen kişisel kırgınlıklarını örgütün önüne koymadığını ve il başkanlığı seçimlerinde sorumluluğunu yerine getirmeyi sürdürdüğünü belirtti.

İl başkanlığı seçimi sırasında oy kullanma işlemlerinin yapıldığı ilçe binasına gittiğinde katılımın düşük olduğunu gördüğünü anlatan Erdoğan, üyelerin oy kullanmaya davet edilmesini önerdiğini aktardı. İlçe başkanının telefonla üyeleri aramaya başladığını belirten Erdoğan, listede gördüğü ve şahsen tanıdığı bir ismin aranması için meclis üyesinden yardım istediğini ifade etti.

Erdoğan, bu sırada il adına görevli olduğunu belirttiği İl Başkan Yardımcısı Gülden Aslı Değirmenci’nin, ilçe yöneticilerinin ve örgüt üyelerinin önünde kendisine bağırarak “İlkay Başkan, derhal burayı terk edin! Siz burada duramazsınız!” dediğini ileri sürdü.

Bunun üzerine odadaki diğer yöneticilerin çıkarılmasını istediğini belirten Erdoğan, parti binası boşaltıldıktan sonra binadan ayrıldığını ve aynı gün partisinden istifa ettiğini açıkladı.

“Onurumu korumak için bedel ödemeyi seçtim”

Yaşanan üslubun yalnızca kendisine değil, Karaburun halkına ve demokratik siyaset anlayışına da saygısızlık olduğunu savunan Erdoğan, istifa kararının gerekçesini şu sözlerle ifade etti:

“Ben makamımı korumak için susmayı değil, onurumu korumak için bedel ödemeyi seçtim…”

Erdoğan, açıklamasında Gülden Aslı Değirmenci’nin de il kongresinin ardından İzmir İl Yönetimi’nde yer aldığını belirterek bu durumu eleştirdi. Değirmenci’nin, kendisine yönelik tutum nedeniyle istifa sürecinde sorumluluğu bulunduğunu düşündüğünü ifade eden Erdoğan, söz konusu gelişmenin değişmesini beklediği anlayışın sürdüğünü gösterdiğini savundu.
Beş soruyla parti yönetimine seslendi
Erdoğan, kamuoyu açıklamasında parti yönetimine beş soru yöneltti. Sorularında genel başkanın demokrasi söylemi ile uygulamalar arasındaki ilişkiyi gündeme getirdi.

Erdoğan’ın yönelttiği sorular şöyle:

1. Genel Başkanın kürsüden açıkladığı ilkeler kimin için geçerli idi?
2. İlçeyi kucaklamayan yönetimlere karşı durulacağı söylenirken, itiraz eden belediye başkanları neden dışlanmıştır?
3. Verilen sözler neden tutulmamıştır?
4. Demokratik temsil ve kucaklayıcılık söylemleri, uygulamada neden görmezden gelinmiştir?
5. Sözde Demokrasi şöleninde ön seçim vaad ediliyor ise ilçe ve il yönetim listesi neden çarşaf değil, blok liste olmuştur?
“İlkelerimden taviz vermediğim için istifa ettim”
İstifasının bir makam talebi ya da siyasi pazarlık olmadığını vurgulayan Erdoğan, kararının liyakat, yönetim anlayışı, verilen sözler ve örgüt içi demokrasiyle ilgili itirazlarına dayandığını belirtti.

Erdoğan, açıklamasını Karaburun’a ve vatandaşlara yönelik hizmet anlayışının devam edeceğini ifade ederek tamamladı.

Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, “İnandığım yolda, ilkelerimden taviz vermediğim için bu nedenlerle istifa ettiğimi; Kamuoyunun takdirlerine sunuyorum” ifadelerini kullandı.


SÖZDE DEMOKRASİYE KARŞI ONURLU BİR DURUŞ.
İLKELER KÜRSÜDE, ÇELİŞKİLER SAHADA…!

Her şeye rağmen bugüne kadar ayrıldığım partinin zarar görmemesi adına
sustum. Ancak hakkımda yürütülen gerçek dışı iftiralara, asılsız
söylemlere ve İzmir İl Yönetimi’nin seçiminde yaşananlara karşın bu
haksızlığa sessiz kalınmasına daha fazla göz yummam mümkün olmadığından,
bu açıklamayı yapmak şahsım adına bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Siyasette söz vermek kolaydır; asıl mesele o sözün arkasında
durabilmektir. Kürsülerden demokrasi söylemiyle mesaj vermek kolaydır;
asıl marifet, o demokrasiyi kendi örgütünde, yönetiminde ve
uygulamalarında yaşatabilmektir.
Yeni Parti Genel Başkanı, kongre sonrasında Meclis kürsüsünden şu açık
iradeyi ortaya koymuştu:

Karaburun’un nergislerine büyük destek!
Karaburun’un nergislerine büyük destek!
İçeriği Görüntüle

“Bir ilçede aday seçilmişse o aday önemli bir güç elde etmiştir. Ancak
bu gücü eline alıp ‘Listemi kendim yaptım, bundan sonrasına karışmam’
diyerek ilçeyi dışlayan, kucaklamayan bir anlayışa girerse Genel Başkan
onun arkasında değil, karşısında olacaktır. Ertesi gün bir araya
gelinmesini, ilçeyi kucaklayacak ortak bir yönetim listesi
oluşturulmasını istiyorum.”

Yeni Parti Genel Başkanının bu sözleri örgüt içi demokrasiye dair açık
bir siyasi taahhüttü. Ancak İlçe ve İl seçimlerinde yaşananlar, söylem
ile uygulama arasındaki derin çelişkiyi gözler önüne serdi. Benim
Karaburun Belediye Başkanı olarak 5 Ekim 2026 tarihinde Yeni Parti İzmir
İl Başkanlığı’na vermiş olduğum ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel
Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin’e de WhatsApp üzerinden ilettiğim tespit
ve uyarıların parti tarafından dikkate alınmadığını gördüm.

Yaşananlar ve Verilen Sözlerin Tutulmaması
Bir belediye başkanı olarak, görev yaptığım ilçenin yönetiminde temsil
edilmemem bir yana; ilçemde seçim süreçlerinde şahsıma karşı çalışan,
başkanlığım ve yaptığım işler nedeniyle şahsım hakkında olumsuz söylem
ve davranışlarda bulunan kişilerin ilçemde partimize emek veren onlarca
kişi varken ilçe yönetimine alınmasına itiraz ettim. İl başkanlığına
verdiğim dilekçede; Üyelik kayıtlarındaki şaibeleri, delege seçimlerinde
mevcut yönetimde ilçe sekreteri ve saymanlığı yapanların görevlerinden
istifa edip partiyi yalnız bırakanların kendi adaylıklarını ve tamamen
kişisel çıkarlarla yapılan çalışmaları bu hukuksuzlukların düzeltilmesi
ve genel merkeze iletilmesi için bildirdim.
Bunun üzerine; Genel Merkezden yanıma gelen iki milletvekili,
yanlışlığın düzeltileceğini ve söz konusu iki yöneticinin yönetimden
çıkarılacağını ifade etti. Ben de tek bir şart koydum: Bu düzeltme, il
kongresi yapılmadan önce gerçekleştirilecekti.
Ancak verilen söz tutulmadı. Hata düzeltilmediği gibi İl Başkanlığına
verdiğim dilekçe de belirttiğim gibi Ordu Milletvekili Seyit Torun’un
2019-2024 yıllarında Altınordu ilçesinde meclis üyesi yaptığı yakını
Resul Güreşçi’nin eşi Derya Güreşçi Karaburun ilçesine yerleşeli 2 yıl
olmasına ve bu ilçede yıllarca bütün zorluklara rağmen emek veren
partililerimiz bulunmasına rağmen meclis üyelerinin ve benim dik
duruşumuz ve baskıya boyun eğmememiz karşısında ilçe yönetimine
yerleştirilememiş fakat il kongresi sonrasında yönetimde 1.yedek olarak
il yönetiminde yer verilerek değişmesini umut ettiğimiz zihniyetin hala
varlığını sürdürdüğünü gösterdi. İzmir’de Partimize gece gündüz demeden
emek veren onca partili ve üyeler varken; Örgüt emeğinin ve iradesinin
hakkettiği değeri görmediği bir yerde aynı inançla yol yürümek mümkün
değildir. Genel merkezin bilgisi dahilinde şu an partiyi terk eden
birinin ilçe başkanı diğerinin ise il kongresi sonrasında (Seyit Torunun
yakınının) il yönetiminde yer aldıklarını görünce öngörüleriminde ne
kadar haklı çıktığının ve verdiğim mücadelenin kanıtıdır.
Buna rağmen kişisel kırgınlığımı örgütün önüne koymadım; il başkanlığı
seçimlerinde sorumluluğumu yerine getirmeye devam ettim. Çünkü benim
için siyaset, kişisel hesapların değil, temsil ettiğim insanların ve
örgütümüzün meselesidir.

Bardağı Taşıran Son Nokta ve İstifa
Fakat süreç bununla sınırlı kalmadı. İl başkanlığı seçimi sırasında oyun
kullanıldığı ilçe binasına gittiğimde; orada bulunduğum süre zarfında
ilçe başkanı ile birlikte katılımın düşük olduğunu görünce saatin daha
erken olduğunu ve üyelerin oy kullanmaya davet edilmesini önerdim. İlçe
başkanı telefonla aramaya başladı bende listenin en başında gördüğüm ve
şahsen tanığım ismi meclis üyeme seslenerek yardımcı olması amacıyla
aramasını söyledim. İl adına görevli bulunan İl Başkan Yardımcısı Gülden
Aslı Değirmenci (milletvekili Taceddin Bayır’ın ablasının kızı) bana
ilçe yöneticilerin ve örgütünde önünde bağırarak “İlkay Başkan, derhal
burayı terk edin! Siz burada duramazsınız!” demesine istinaden bende
kendisine önce odadaki diğer yöneticileri çıkarması gerektiğini ondan
sonra kendimin çıkacağını ifade ederek parti binası boşaltıldıktan sonra
ayrıldım.

Partili ve seçilmiş bir belediye başkanına yöneltilen bu üslup; yalnızca
şahsıma değil, temsil ettiğim karaburun halkına ve demokratik siyasi
anlayışa da açık bir saygısızlıktır.
Ancak sadece o binayı terk etmedim, o gün partimden de istifa ettim.
Çünkü makam, insan onurunun üzerinde değildir. Bir koltukta oturmak
uğruna saygısızlığı kabullenmek, yanlış karşısında susmak benim siyasi
anlayışıma sığmaz.
Ben makamımı korumak için susmayı değil, onurumu korumak için bedel
ödemeyi seçtim…
Bugün geldiğimiz noktada, bana karşı bu kabul edilemez üslubu takınan ve
istifama giden sürecin sorumlularından biri olan dayısının milletvekili
Tacettin Bayırın olması nedeniyle Gülden Aslı Değirmenci de İzmir İl
yönetiminde yerini almıştır.
Bu durum değişmesini umut ettiğimiz zihniyetin hala varlığını
sürdürdüğünü gösterdi. Örgüt emeğinin ve iradesinin hakkettiği değeri
görmediği bir yerde aynı inançla yol yürümek mümkün değildir.

Kamuoyuna Soruyorum
O hâlde sormak gerekiyor:
1) Genel Başkanın kürsüden açıkladığı ilkeler kimin için geçerli idi?
2)İlçeyi kucaklamayan yönetimlere karşı durulacağı söylenirken, itiraz
eden belediye başkanları neden dışlanmıştır?
3)Verilen sözler neden tutulmamıştır?
4)Demokratik temsil ve kucaklayıcılık söylemleri, uygulamada neden
görmezden gelinmiştir?
5) Sözde Demokrasi şöleninde ön seçim vaad ediliyor ise ilçe ve il
yönetim listesi neden çarşaf değil, blok liste olmuştur?

Demokrasi; yalnızca seçim sandığından ibaret değildir. Demokrasi; farklı
görüşleri dinlemek, seçilmiş iradeye saygı duymak, kimseyi dışlamamak ve
verilen sözü tutmaktır. Söylem başka, uygulama başka olduğunda tezatlık
yaşanan bu süreçte yalnızca kişiler değil, partiye olan güven de
kaybedilir.

Bugün İzmir geneline baktığımda, aldığım istifa kararının ne kadar doğru
olduğunu bir kez daha gururla görüyorum. Bu açıklama bir makam talebi ya
da siyasi pazarlık değil; liyakatsizliğe, atama zihniyetine, verilen
sözlerin unutulmasına ve savunulan ilkelerin çiğnenmesine karşı bir
başkaldırıdır.
Ben partimden ayrılmayı göze aldım; ancak kendime olan saygımı
kaybetmeyi asla kabul etmedim.

Herkes bilsin ki;
Karaburun'a, toprağıma ve vatandaşlarıma duyduğum derin sevgi, saygı ve
hizmet bilinci; ilk günkü azim ve kararlılığımca sürmeye devam
edecektir.

İnandığım yolda, ilkelerimden taviz vermediğim için bu nedenlerle istifa
ettiğimi;
Kamuoyunun takdirlerine sunuyorum.

Saygılarımla…
İlkay Girgin Erdoğan
Karaburun Belediye Başkanı

Kaynak: Basın Bülteni