CHP’nin 1926 tarihli kamulaştırma kararını öne sürerek kamuoyunu yanılttığını ifade eden Saygılı, asıl belirleyici düzenlemenin Mustafa Kemal Atatürk imzasıyla 1936 yılında yürürlüğe giren kanun olduğunu vurguladı. Bu düzenleme ile vakıf mallarının mazbut statüye alındığını ve devlet güvencesine kavuşturulduğunu hatırlatan Saygılı, “1926’daki kararnamenin arkasına sığınan CHP’liler, 1936’da çıkan kanunu bilmiyorlar mı? Biliyorlar. Kanunun kararnameden üstün olduğunu bilmiyorlar mı? Biliyorlar. Ama yalan söylemeyi adeta bir kimlik haline getirdikleri için bu konuda yüzleri kızarmıyor” dedi.
"Projenin finansman yükünü İzmir Kalkınma Ajansı üstlendi"
CHP’nin “Tarihi Un Fabrikası’nı biz kazandırdık” iddiasına da yanıt veren Saygılı, söz konusu projenin 2015 yılında başladığını ve 2017 yılında tamamlanarak Meslek Fabrikası olarak hizmete açıldığını belirtti. Toplam 3,1 milyon TL’lik projenin 2,3 milyon TL’sinin İzmir Kalkınma Ajansı tarafından karşılandığını ifade eden Saygılı, mevcut söylemlerin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.
"Hukuk sadece işinize geldiğinde mi hukuk?"
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve CHP’li yöneticileri sert sözlerle eleştiren Saygılı, “Bunca pasın, kirin, yolsuzluğun ve derin bir siyasi-ahlaki çöküşün içinde, İzmir’in gündeminde olmaması gereken idari bir konudan ucuz politika kahramanlığı devşirmeye çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz, buna geçit vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait olduğu mahkeme kararıyla ortaya çıkan Tarihi Un Fabrikası ile ilgili İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ve CHP’nin yaptığı açıklamalara tek tek cevap vererek, CHP’li siyasilere yüklendi!
"Milletin malını geri alırken sorun mu var?"
AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ‘’İzmir, Un Fabrikası ve CHP üçgeninde yalan siyaseti. Değerli İzmirliler, CHP’li aktörler, son zamanlarda repliklerini yeniledi. Bu seferki sahneleri Tarihi Un Fabrikası. CHP’li belediyelerin İzmir ve Türkiye’deki başarısızlıklarını ve skandallarını örtmek için yeni bir oyunun perdesi açılıyor. Siyaset, legal alandan çıkarılarak sokak ve eylem çağrılarıyla; çökme ve gasp etme motivasyonuyla yürütülüyor. Bu açıklamayı, yürekleri İzmir için çarpan tertemiz sineli hemşerilerim için yapıyorum. Tüm samimiyetimle ifade ediyorum; CHP sizi kandırıyor. CHP’li yöneticiler sizin İzmir’e olan sevgi ve hürmetinizi istismar ederek illegal siyaset koridorlarında at koşturarak rant ve kişisel PR kovalıyor. CHP’li bir il başkanı düşünün ki; hakkında her türlü ahlaksızlık ortaya saçılmış bir belediye başkanını, göz altına alındığı ilk günü, sabahın erken saatlerinde alelacele savunuyor. Oysa CHP Genel Başkanı, aynı durum için milletimizden özür diliyor. Tutuklu bulunan eski bir CHP’li İzBB Başkanı ise, mevcut başkan yüzünden tevkif edildiğini ifade ediyor. CHP birbirinden uzak, CHP İzmir’den uzak! CHP kendi içinde kavgalı, CHP İzmir’le kavgalı! Bu yalan rüzgarının, pembe dizilere taş çıkaran CHP siyasetinin İzmir’i boğmak istediği tüm karanlığa inat, sizleri aydınlatmak için ‘’Tarihi Un Fabrikası’’ gerçeğini değerli hemşerilerime anlatmak istiyorum. Yalana değil gerçeğe kulak verin lütfen.’’
"Mahkemeler İzBB’nin işgalci olduğuna hükmetti"
Başkan Saygılı, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: ‘’CHP’lilerin Söylediği Yalan: 1926 tarihli Atatürk imzalı kamulaştırma kararı ile bu taşınmazın üstünde bir yaptırım uygulanamaz. Gerçek: Her zaman yaptıkları gibi arkasına sığınarak yalan söyledikleri Atatürk’ün 1936 yılında imzalayarak yürürlüğe girmiş olan kanun ile vakıflar mazbut statüye alınmış ve devlet güvencesine sokulmuştur. Yani CHP’nin bugünkü troll kafalı siyasetçileri gibiler çökmesin diye bu malları koruma altına almıştır. 1926’daki kararnamenin arkasına sığınan CHP’liler, 1936’da çıkan kanunu bilmiyorlar mı? Biliyorlar. Kanunun kararnameden üstün olduğunu bilmiyorlar mı? Biliyorlar. Ama yalan söylemeyi adeta bir kimlik haline getirdikleri için bu konuda yüzleri kızarmıyor. Son olarak 2008’de yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'yla “her ne suretle olursa olsun” vakıf kökenli taşınmazların, “kamulaştırılmış da olsa, belediyeye geçmiş de olsa, üzerinden onlarca sene geçmiş de olsa” mazbut vakfa devredilmesi zorunlu kılınmıştır. Yani CHP yine Atatürk’ün arkasına sığınarak usulsüzlük, hilebazlık, üçkâğıt peşinde!’’
"Asli belediyecilik hizmetleri iflas etmiştir"
AK Partili Saygılı, ‘’CHP’lilerin Söylediği Yalan: Hükümet, Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerinden belediyemize ait bir taşınmazı hedef alarak bize haksızlık yapıyor.’’ diyerek, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: ‘’Gerçek: Hükümetimiz geçmişte olduğu gibi bugün de İzmir için hayra motor, şerre fren olmaya devam etmektedir. Ama freni patlayan CHP siyaseti, İzmir’de adeta yalan üretim merkezi kurmuştur. Bakınız, Egemenlik Binası’nın yargı süreci devam ediyor. Buranın Vakıflar Bölge Müdürlüğü üzerinden tapu tescilinin yapılması akabinde, Konak Kaymakamlığı ile birlikte tahliye talebi mahkemece yürütmeyi durdurma kararıyla sonuçlanmıştır. Yani hukuk eğer CHP’nin işine geliyorsa hukuk, gelmiyorsa taraflı ve engelleyici bir mekanizmadır. Gasilhane ve Morg Binası için de İzBB idare hakkında tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmış olup, mahkeme tahliye konusunda yürütmeyi durdurma kararı vermiş olup süreç istinafa taşınmıştır. Yine görüyoruz ki CHP adına olumlu gelişmeler hukuk, olumsuz gelişmelerse hukuksuzluktur. Bu çifte standart CHP’nin genetiğine işlemiştir. Madem vakıflar üzerinden gadre uğruyorsunuz, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait 52 taşınmazı hala hangi yüzle kullanıyorsunuz? 53 adet taşınmazın yalnızca birinde oluşan ve ileride açıklayacağımız vurdumduymazlığınızın sebep olduğu hukuki bir süreci savunmak, burada engelleniyoruz, haksızlığa uğruyoruz yalanını çıkarmak ancak size yakışırdı. Siz de CHP’ye yakışanı yapıyor ve yalan söylüyorsunuz.’’
"İstinaf kararı onamıştır, konu kapanmıştır"
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, ‘’CHP’lilerin Söylediği Yalan: Tarihi Un Fabrikasını yeni çehresine biz kavuşturduk. Gerçek: Bu taşınmazın yapımı 2015 yılının ilk ayında başlayıp 2017 yılının son ayında bitmiştir. Ve Meslek Fabrikası olarak hizmet vermeye başlamıştır. 2015 yılında toplam bütçesi; 3,1 milyon TL olan projenin, 2,3 milyon TL’si İzmir Kalkınma Ajansı tarafından karşılanmıştır. CHP siyaseti burada da bir yalanı köpürtmüş, ödedikleri cüzi bir bedeli abartarak, belediyelerinde gösterdikleri “milletin malına çökme” operasyonlarında olduğu gibi hukuksuzca, pervasızca kullanmak istemişlerdir. Yargı buna müsaade etmeyince de dezenformasyona başvurmuşlardır. Algı, 100 yıldır burayı belediye kullanıyormuş gibi kurulmak istenmektedir. Oysa günümüze kadar birçok kurum mesela DGM bu yapıyı kullanmıştır. CHP’lilerin Söylediği Yalan: Tarihi Un Fabrikası ile ilgili ortada büyük bir haksızlık ve hukuksuzluk var. Gerçek: Bu konudaki tek haksızlık, CHP’nin İzBB’nin ödediği cüzi rakamlarla algı yaparak milletin malını gasp etmesidir. Zira beş adet yargı kararı İzBB’yi haksız bulmuştur. 1936’daki ve 2008’deki kanun baz alınarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü söz konusu taşınmazın tapusunu tescil ettirmiştir. O günden bu yana konuyla ilgili üç maymunu oynayanlar bugün siyasi şov peşindedir. Yapmak istedikleri şovlar; İzmir 5. İdare Mahkemesi, İzmir 26. ve 11. Asliye Hukuk Mahkemelerinin hakikat duvarına çarpıp bir bumerang gibi kendilerini vurmuştur. Mahkeme kararları İzBB’nin işgalci olduğuna hükmetmiş, tahliyenin hukuka aykırı olmadığını ifade etmiş, istinaf mercileri de kesin olarak bu kararları onamıştır. CHP ve onun İzmir aklı; kullanmış oldukları milletin mallarını İstanbul vakıflarına vermek isterken hiçbir sorun yoktu! Ama Vakıflar Genel Müdürlüğü milletin malını CHP’den alıp milletin kullanımına yeniden sunmak isteyince sorun çıktı öyle mi? Üzümü yiyip bağcıyı dövmek CHP’nin siyasi pozisyonudur. Özetle ortadaki tek haksız İzBB, tek hukuksuz da CHP’dir.’’
‘’Aklın, izanın, ahlaklı siyasetin ve hukukun işaret ettiği nihai noktada İzmirli hemşerilerim şuna dikkat etmelidir. CHP cambaza bak oyununa devam etmekte; İzmir’e reva gördüğü hizmetsizlik, esersizlik, siyasetsizlik, projesizlik sürecini nihai noktaya taşımıştır.’’ diyen Başkan Saygılı, ‘’İzBB’nin ve arkasına dizilen CHP’nin rant odaklı siyasi elitinin işi eğitim ya da mesleki eğitimden önce İzmir’in asli belediyecilik hizmetleri olmalıdır. İzmir’in dört bir yanı yarım bırakılan şantiyelerle dolup taşmıştır. İzmir’in sokakları çöpler tarafından işgale uğramaktadır. İzmir’in suyunun 3’te 1’i kaçak ve kayıptır. İzmir’in trafiği bir çile, bir kaos halini almıştır. İzmir, ortalama yağışın üstündeki her hava koşulunda sele teslim olmaktadır. İzmir’in kentleşme süreci, kentsel dönüşüm atağı İzBB tarafında kooperatif skandalıyla akamete en baştan uğramıştır. CHP’nin İzmir kadroları, Uşak’ta yaşanan skandalların aktörlerini “bankamatik memuru” olarak Bornova Belediyesi’nde çalıştırmış; buna karşın gerçek işçinin, emekçinin hakkını yemiştir. CHP’li İzmir belediye başkanları ise tatillerde, eğlencelerde ve yetki ile sorumluluk alanı dışındaki konularda sorumsuzluk sergilemektedir. CHP’li İzmir belediyeleri SGK’ya biriktirdikleri borçla adeta borç yüzsüzlüğüne terfi etmiştir. Sevgili Hemşerilerim… Bunca pasın, kirin, yolsuzluğun, derin bir siyasi ve ahlaki çöküşün içinde İzBB ve CHP’li rantiyeciler tespih tanesi gibi dizilmiş, İzmir’in gündeminde olmaması gereken idari bir konudan ucuz politika kahramanlığı devşirmeye çalışıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Buna geçit vermeyeceğiz. Mahkemeler son kararı söylemiştir. İstinaf bu kararları onamıştır. Konu kapanmıştır. İzBB ve İzmir’in CHP’li kadroları hukuksuzluk ve haksızlık dalgalarında gemi yürütmeye çalışmaktan vazgeçip İzmir’e hizmet etmeye odaklanmalıdır. Kandırılmaya, bir hukuksuzluk ve kirli yalan peşinde istismar edilmeye çalışan İzmirli hemşerilerimin bilgi ve ilgilerine arz ederim.’’




