İzmir'in Selçuk ilçesinde yaşayan zanaatkâr Osman Can, ailesinden devraldığı yarım asırlık halıcılık mesleğini geleneksel yöntemlerle sürdürüyor. Seri üretim ve sentetik iplik yerine doğal boya ve el eğirmesi yün kullanmayı tercih eden Can, kök boyalı el dokuma halılarıyla Türk halı kültürünü gelecek nesillere aktarıyor.

Babasının uyarılarına rağmen üretim anlayışında köklü bir değişikliğe giden Can'ın çalışmaları, uluslararası alanda da karşılık buldu. Ürettiği halılar, Budapeşte Parlamento Binası ve Romanya'daki tarihi Kara Kilise başta olmak üzere çeşitli müze ve tarihi yapılara ulaştı.

Babasının uyarılarına rağmen kendi yolunu çizdi

A W827878 04

Geleneksel üretim yöntemlerini yaşatmak için zorlu bir süreci göze aldığını anlatan Osman Can, doğal boya ve el eğirmesi yünlerle üretime geçme kararının başlangıçta ailesi tarafından riskli bulunduğunu söyledi.

Babasının kendisini bu konuda uyardığını belirten Can, halıları yalnızca ticari bir ürün olarak görmediğini, gelecek kuşaklara bırakılacak bir kültür mirası olarak değerlendirdiğini ifade etti.

Karşıyaka’da Ata’dan Ana’ya Saygı Koşusu heyecanı
Karşıyaka’da Ata’dan Ana’ya Saygı Koşusu heyecanı
İçeriği Görüntüle

Can, babasıyla arasında geçen konuşmayı şu sözlerle anlattı:

A W827878 02

"Babam 'Çok zor bir iş, altından kalkamazsın; boyayı, modeli, dokuyucuyu bulmak imkansız' dedi. 'Her şeyini kaybedersin' diye uyardı. Ama ben denemek istedim. İnsanlar yaşarken hayır yapar, öldükten sonra da arkalarında 'hasenat' kalır. Ben bu halıları geleceğe bıraktığım birer kültür mirası, birer hasenat olarak görüyorum."

Halılarda yüzyıllık motiflerin izleri

A W827878 01

Can'ın koleksiyonunda 16'ncı yüzyıla ait motifler de yer alıyor. Geleneksel desenlerin taşıdığı anlamlara dikkat çeken zanaatkâr, özellikle Anadolu aslanı figürlerinin güç, iman ve korunma sembolü olarak kullanıldığını anlattı.

Motiflerin tarihsel geçmişine ilişkin bilgi veren Can, şu ifadeleri kullandı:

"Burada anlatılan betimleme güç, erkeklik ve imandır. İki tane Anadolu aslanı figürü yer alır. Osmanlı döneminde şehzadelerin ve kaptanların Çin kumaşlarına dikilen bir tür muskanın halıya yansımasıdır. Çocukların güçlü, imanlı olması ve korunması için işlenen bir simgedir"

Bir müşterisinin sorusu üretim anlayışını değiştirdi

Üretimde kaliteyi ve özgünlüğü ön planda tuttuğunu belirten Osman Can, mesleki yolculuğunda dönüm noktası olan bir anısını da paylaştı. Yaklaşık 30 yıl önce Alman bir müşterisinin kendisine yönelttiği sorunun, halıcılığa bakışını değiştirdiğini söyledi.

Can, o gün yaşadıklarını şöyle aktardı:

"30 yıl önce Alman bir müşterim 'Neden senden halı almalıyım' diye sordu. 'Bende halılar ucuz' dedim. 'Ucuz iyi bir kelime değil, herkes söyleyebilir' dedi. 'Benimkiler çok güzel' dedim, 'Her yerde güzel halı var' dedi. Sonra 'Bu halının içinde senden ne var? Senin bu mesleğe kattığın ne var' diye sordu. O gece sabaha kadar uyuyamadım. O sorunun cevabı, beni bu işi en mükemmel haliyle yapmaya itti."

Seri üretim yerine doğal malzeme tercihi

Seri üretime karşı geleneksel yöntemleri savunduklarını belirten Can, doğal boya ve el eğirmesi yün kullanımının üretim anlayışlarının temelini oluşturduğunu söyledi. Kazançtan çok ürünlerin niteliğine ve geliştirilmesine önem verdiklerini dile getiren Can, elde ettikleri geliri araştırma ve geliştirme çalışmalarına, özellikle de boya kalitesini artırmaya yönlendirdiklerini ifade etti.

Kendini ressam Salvador Dali'ye benzeten Can, hedeflerinin yalnızca halı satmak olmadığını belirterek şunları söyledi:

"Doğal boya ve el eğirmesi yün kullandığımız için halılarımız adeta şifa dağıtıyor. Siyatiği, romatizması olan bir insan bu halının üzerine yattığında, dokunduğunda vücuduna bir dinçlik geliyor. Biz parayı hedeflemedik. Kendimi Salvador Dali'ye benzetiyorum; kazandığımız her kuruşu Ar-Ge'ye, boyayı daha mükemmel yapmaya yatırıyoruz. Belki biz yaşarken zengin olamayacağız ama bu halıları alanlar gelecekte çok değerli eserlere sahip olmuş olacaklar"

Geleneksel zanaata sürdürülebilir tasarım katkısı

Aile mesleğinin geleceğe taşınması için çalışmalara katılan şehir plancısı gelini Hatice Can da geleneksel halıcılığı sürdürülebilir tasarımlarla buluşturmayı hedeflediklerini belirtti.

İki nesildir aktarılan deneyimi yeni tasarımlarla geliştirmek istediğini ifade eden Hatice Can, sektöre katılma yaklaşımını şu sözlerle anlattı:

"İki nesildir aktarılan bu büyük deneyime hazır konmak yerine, sürdürülebilirlik esasıyla yeni bir şeyler üreterek sektöre girmeyi tercih ettim"

Kaynak: İHA