Dokuz Eylül Üniversitesi’nin düzenlediği Bilim Kafe Sohbetleri programının bu ayki konuğu, DEÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir oldu. 15 Temmuz Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte Sözbilir, İzmir’in deprem gerçeğine ilişkin kritik uyarılarda bulundu.
“İzmir fayı, çalışması halinde en fazla can kaybına yol açabilir”
İzmir için en riskli fayın İzmir fayı olduğunu açıkça belirten Prof. Dr. Hasan Sözbilir, fayın konumu itibarıyla kentin en yoğun nüfuslu ilçelerini etkileyebileceğini söyledi.

Sözbilir şu ifadeleri kullandı:
“İzmir için en riskli fay İzmir fayı. Güzelbahçe'den başlayıp Balçova, Narlıdere, Konak, Altındağ ve Pınarbaşı'na uzanan bu fay, kuzey eğimli yapısıyla tüm körfezi etkileyebilecek konumda ve çalışması halinde en fazla can kaybına neden olabilecek faydır.”
“İzmir’in deprem master planı güncellenmek zorunda”
Sözbilir, İzmir’in ilk deprem master planının 2000 yılında yapıldığını hatırlatarak, bu planın artık geçerliliğini yitirdiğini vurguladı.
“Aradan 25 yıl geçmiş durumda. Bu, günümüzdeki yapı stokunun bu planda yer almadığı anlamına gelir. Son 25 yıldaki yapılaşma dikkate alınmadığı için mevcut master plan bilimsel ve teknik açıdan yeterli değil, mutlaka güncellenmeli.”

“Yapıların yüzde 60’ı depreme dayanıklı değil”
Türkiye genelinde yürütülen yapı envanteri çalışmalarıyla uyumlu şekilde İzmir’de de ciddi bir risk bulunduğunu söyleyen Sözbilir:
“Hem İzmir’de hem ülke genelinde yapıların yaklaşık yüzde 60’ı depreme dayanıklı değil. Ancak bu, her depremde tüm kentin ağır etkileneceği anlamına gelmez.”
Örnek olarak Bergama fayını gösteren Sözbilir, bu fay kırıldığında İzmir merkezde etkilerin düşük, fakat Bergama’da ağır hasarın mümkün olduğunu belirtti.

“İzmir’i etkileyebilecek yaklaşık 40 fay var”
İzmir’in jeolojik yapısına dikkat çeken Prof. Sözbilir, kara ve deniz alanlarıyla birlikte kenti etkileyebilecek yaklaşık 40 fay bulunduğunu söyledi:
“Kara kısmında 17 aktif, 4 aktifliği kesinleşmemiş fay bulunuyor. Denizle birlikte bu sayı 40’a yaklaşıyor.”
Körfezin doğal güzelliği de dahil birçok coğrafi yapının bu fayların oluşturduğu jeolojik süreçlerin ürünü olduğunu vurgulayan Sözbilir, fayları tanımanın ve buna göre yerleşim politikası geliştirmenin hayati önem taşıdığını söyledi.

"Sındırgı depremleri ölü fayları yeniden harekete geçirdi"
Fayların doğup, büyüyüp ve zamanla ölebildiğini söyleyen Sözbilir, "Ancak ölü faylar bile bölgedeki stres değişirse yeniden aktif hale gelebilir. Son günlerde Sındırgı çevresinde yaşanan ve sayısı 20 bini aşan depremler bunun örneği. İlk 6.1 büyüklüğündeki depremden sonra artçılar dağa doğru ilerlemiş ve bu durum dağın içinde daha önce haritalanmamış fayların kırıldığını gösterdi. Bilim insanları ilk günlerde "hangi fay kırıldı?" sorusuna yanıt veremedi. Çünkü beklenen Sındırgı fayı değil, onun gerisindeki başka faylar çalıştı. Arazi çalışmalarında dağın içinde çok sayıda ölü fayın bulunduğu, deprem sonrası mekanizmanın bu fayları yeniden harekete geçirdiği görüldü. İlk 6.1'lik depremden sonra artçılar devam ederken fayın diğer kolu da tetikledi ve ikinci 6.1-6.2 büyüklüğündeki deprem meydana geldi. Bu süreç yeni bir depremin daha yaşanma riskini artırmakta. Devletin bölgeyi ‘afete maruz bölge' ilan ederek müdahale etmesi, hasarlı yapıların boşaltılması ve muhtemel artçıların 5.1-5.2'ye kadar çıkabileceği uyarıları bu nedenle yapıldı" İfadelerini kullandı.
"İzmir için en riskli fay İzmir fayı"
İzmir'deki fayların çoğu uzun aralıklarla deprem üreten, "tembel" olarak nitelendirilebilecek faylar olduğunu aktaran Sözbilir, sözlerini şu şekilde noktaladı:
"Bu durum bir bakıma avantajdır; Kuzey Anadolu Fay Zonu gibi 250 yılda bir büyük deprem üreten aktif yapılardan farklıdırlar. Marmara'daki fayın 1766'dan beri stres biriktirdiği için deprem beklenmekte. Ancak hiçbir fay bilim insanlarının söylediğine uymak zorunda değil çünkü fay davranışını yüzde yüz bilmek mümkün değil. İzmir için en riskli fay İzmir fayı. Güzelbahçe'den başlayıp Balçova, Narlıdere, Konak, Altındağ ve Pınarbaşı'na uzanan bu fay, kuzey eğimli yapısıyla tüm körfezi etkileyebilecek konumdadır ve çalışması hâlinde en fazla can kaybına neden olabilecek faydır. Bu fayın son depremi 1688'dir ve deprem üretme aralığı en az 1000 yıl olduğundan yakın zamanda yıkıcı deprem üretme ihtimali düşüktür; olsa olsa 3-5 büyüklüğünde depremler üretebilir. Buna karşılık Tuzla fayı 7.2'ye kadar deprem üretebildiği için daha tehlikelidir. Ayrıca Seferihisar-Gülbahçe fayı yaklaşık 3000 yıldır deprem üretmemektedir; son depremi 1389'dur ve bu durum önemli bir zaman doluluğuna işaret etmektedir."





