Robotik kalp cerrahisinin, cerrahların ileri teknolojik sistemlerle desteklenmesiyle gerçekleştirildiğini belirten Prof. Dr. Mete Gürsoy, robotların cerrahın yerine geçmediğini vurguladı. Gürsoy, “Robotik kalp ameliyatlarını robot yapmıyor, cerrahlar yapıyor. Robot burada cerrahın ellerinin görevini üstleniyor. Robotik enstrümanların boyutları ve ulaşılabilirlikleri, insan eline ve koluna göre daha hassas hareketler yapmamızı sağlıyor. Ayrıca daha küçük açıklıklardan hastanın kalbine ulaşabiliyoruz. Bu nedenle bu ameliyatları robot destekli minimal invaziv kalp cerrahisi olarak tanımlıyoruz” dedi.
Halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen yöntemin tamamen kesisiz olmadığını ifade eden Gürsoy, “Ben bunları yarı açık ameliyatlar olarak tanımlıyorum. Çünkü bu ameliyatlarda da göğüs bölgesinde kesiler yapılıyor. Ancak cerrahın ellerinin girdiği geniş alanlar yerine robotik enstrümanlar küçük deliklerden ilerletiliyor. Bu da ameliyatın daha hassas şekilde gerçekleştirilmesine olanak sağlıyor” diye konuştu.
‘Her hastaya robotik bypass yapılmaz’

Robotik bypass cerrahisinin uygulanabilirliğinin hastanın anatomik özelliklerine ve damar hastalıklarına bağlı olduğunu kaydeden Gürsoy, bazı hastalarda yöntemin tercih edilemediğini belirtti.
Gürsoy,
“Teorik olarak her hastaya uygulanabilir ancak pratikte uygulanamayacağı hastalar da var. Anatomik uygunsuzluklar ve yaygın periferik arter hastalığı bizim için önemli değerlendirme kriterleri. Ayrıca daha önce sol göğüs bölgesinden ameliyat geçirmiş veya bu bölgeye radyoterapi uygulanmış hastalarda önemli kısıtlamalar söz konusu olabilir. Koroner anatomisi uygun olan ve bu tür engelleri bulunmayan hastalara robotik bypass cerrahisi uygulanabilir. Ancak bütün bu faktörlerin ameliyat öncesinde ayrıntılı şekilde incelenmesi ve kararın buna göre verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Çok damar hastalarında da uygulanıyor
Robotik kalp cerrahisinin yalnızca bypass ameliyatlarında değil, farklı kalp hastalıklarının tedavisinde de kullanılabildiğini belirten Gürsoy, yöntemin tek damar hastalarıyla sınırlı olmadığını söyledi.
Gürsoy,
“Bypass cerrahisinde, hastanın kalbinin en önemli damarlarından birine yapılan bypass için kullanılacak greftin robot yardımıyla hazırlanması önemli bir aşama. Robotik bypass cerrahisini yalnızca tek damar hastalarında değil, çok damar hastalarında da uygulayabiliyoruz. Göğsün sol tarafından yapılan küçük bir kesi ve robotik enstrümanlarla ameliyat tamamlanabiliyor. Gerektiğinde bacak toplardamarı veya kol atardamarı da kapalı yöntemlerle çıkarılarak minimal invaziv cerrahi yaklaşım destekleniyor” dedi.
Robotik cerrahinin mitral kapak tamiri ve değişimi, kalpteki kitlelerin çıkarılması ve kalp deliklerinin tedavisinde de kullanılabildiğini aktaran Gürsoy, mitral kapak tamirinde sağlanan görüş alanının cerrahi açıdan önemli avantajlar sunduğunu ifade etti.
Hastalar iyileşme sürecinde avantaj sağlıyor
Robotik cerrahinin cerrahlara üç boyutlu ve büyütülmüş görüntü sunduğunu belirten Gürsoy, titreşimi azaltan hassas enstrümanların daha kontrollü hareket imkânı sağladığını söyledi.
Hastalar açısından yöntemin en önemli avantajının ameliyat sonrası dönemde görüldüğünü dile getiren Gürsoy,
“Göğüs kemiği açılmadan, daha küçük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlar hastanın daha az cerrahi travmaya maruz kalmasını sağlıyor. Böylece hastalar günlük yaşamlarına ve iş hayatlarına daha erken dönebiliyor. Ameliyat sonrasında yan yatabilmeleri ve araç kullanmaya daha erken başlayabilmeleri de yaşam konforu açısından önemli. Ancak orta dönemde robotik cerrahi ile açık cerrahi arasında anlamlı bir fark bulunmadığını belirtmek gerekiyor. Açık cerrahi yöntemler de son derece başarılıdır. Robotik cerrahinin özellikle erken dönemde iyileşme ve yaşam kalitesi açısından avantajları bulunuyor” diye konuştu.
Bazı cerrahi işlemlerde robotik sistemlerin daha iyi görüş alanı sağladığını belirten Gürsoy, bunun özellikle mitral kapak tamiri gibi operasyonlarda cerrahi başarının artırılmasına katkı sağlayabileceğini kaydetti.
Her yaş grubunda uygulanabiliyor
Robotik kalp cerrahisinin erişkinlerde belirli bir yaş aralığıyla sınırlı olmadığını ifade eden Gürsoy, hastanın genel durumu ve anatomik özelliklerinin belirleyici olduğunu söyledi.
Gürsoy,
“Robotik cerrahi, erişkin kalp cerrahisinde her yaş grubunda kullanılabiliyor. Ancak burada belirleyici olan yalnızca yaş değil, hastanın genel durumu, anatomik özellikleri ve eşlik eden hastalıklarıdır. Bu nedenle ameliyat öncesinde ayrıntılı bir değerlendirme yapılması ve doğru hastanın seçilmesi gerekiyor” dedi.
‘Kalp cerrahisinin geleceği robotik sistemlere doğru ilerliyor’
Kalp cerrahisinde minimal invaziv yöntemlerin giderek yaygınlaştığını belirten Gürsoy, robotik sistemlerin bu dönüşümde önemli bir rol üstlendiğini söyledi.
Gürsoy,
“Son yıllarda kalp cerrahisinde minimal invaziv cerrahiye yönelik hızlı bir gelişim var. Robotik cerrahi de bu alandaki en önemli teknolojilerden biri. Dünyada kalp cerrahisinin ilerleyişi robotik sistemlere doğru yöneliyor. Türkiye'nin de bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmesi, deneyimli ve profesyonel ekiplerle çalışmalarını hızlandırması gerekiyor. Ülkemizde robotik kalp cerrahisi konusunda uzun yıllardır çalışan, başarılı kurumlarımız ve deneyimli hekimlerimiz var. Henüz çok yaygın olmasa da hem kamu hem de özel sağlık kuruluşlarında bu yöntem uygulanabiliyor. Önümüzdeki dönemde daha fazla kurumda ve daha fazla ekip tarafından uygulanacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.




