İzmir'de 5 Ağustos 2019'da bir öğretmen ve 12 annenin girişimiyle kurulan Yaşa Çocuk Derneği, kanser tedavisi gören çocuklar ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmak amacıyla yeni bir proje başlattı. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün hibe desteğiyle hayata geçirilen 'Yaşasın Çocuklar, Yaşasın Umutlar Projesi', düzenlenen toplantıyla tanıtıldı.
İzmir Valiliği Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü, Dokuz Eylül Üniversitesi Çocuk Onkoloji Kanser Araştırma Enstitüsü, İzmir Ticaret Borsası ve bazı kurumların paydaşlığında yürütülen proje kapsamında, hastanede yatan ve onkolojik desteğe ihtiyaç duyan 0-18 yaş arasındaki çocuklar ile ailelerine destek verilecek.
Ailelerin haklarını öğrenmeleri amaçlanıyor
Yaşa Çocuk Derneği Başkanı Selma Özdemir, hastane sınıfı öğretmenliği yaptığı dönemde tedavi gören çocukların ve ailelerinin yaşadığı zorluklara yakından tanıklık ettiğini belirtti. Projeyle çocuklara ve ailelerine psikolojik, sosyal, hukuki ve eğitim alanlarında destek sunacaklarını ifade eden Özdemir, amaçlarının çocukların yüzlerinde gülümseme oluşturmak ve hayata umutla bakmalarını sağlamak olduğunu söyledi.
Projenin bir yılın sonunda hazırlanacak bir kılavuzla destekleneceğini belirten Özdemir, "Hastanede yatan ve onkolojik desteğe ihtiyaç duyan tüm 0-18 yaş arası çocuklarımıza ve ailelerine psikolojik, sosyal, hukuki ve eğitim anlamında destek olacağız. Amacımız, onların yüzlerinde bir gülümseme yaratmak ve hayata umutla bakmalarını sağlamak. Bir yılın sonunda bir kılavuz hazırlayacağız ve o kılavuzda onlara destek olmak istiyoruz " dedi.
'Dört duvar arasına hapsetmek yerine yaşama adapte edeceğiz'
Hasta yakınlarının yaşadıkları ağır travma nedeniyle sahip oldukları hakları bilmeyebildiklerine dikkat çeken Özdemir, ailelerin özellikle yurt dışından ilaç temini süreçleri ile devletin sağladığı hukuki, sosyal ve eğitim hakları konusunda bilgilendirileceğini kaydetti.
Özdemir,
"Ailelerimiz yurt dışı ilaç süreçlerini, devletimizin sağladığı hukuki, sosyal ve eğitim haklarını bilemeyebiliyor. Bu projeyle onları dört duvar arasına hapsetmek yerine haklarını kullanarak yaşama nasıl adapte olabileceklerini göstereceğiz. Devletin onlara sağladığı haklarını bilmeleri gerekiyor. Hastanede 8'inci sınıflar ve üniversiteler sınava girebilirler. Geçmişte hastanede sınava girmelerini sağladığımız çocuklarımız İzmir Katip Çelebi Üniversitesi ve Yunus Emre Anadolu Lisesi gibi okulları kazandı. Duvarlarla değil; yaşamla ve umutla paylaşarak yol alacağız. Tüm bu süreçleri kapsayan rehber bir kılavuz hazırlayacağız" diye konuştu.
'Kanser tanısı sadece çocuğu değil bütün aileyi etkiler'
Projenin sahada karşılaşılan ihtiyaçlar doğrultusunda hazırlandığını belirten Proje Yürütücüsü Songül Şengül, kanser tedavisinin yalnızca hastayı değil, tüm aileyi etkileyen zorlu bir süreç olduğunu dile getirdi.
Şengül,
"Eve bir kanser tanısı girdiğinde bu durum sadece hastayı veya bakım veren anneyi değil, babayı ve evde kalan diğer çocukları da etkiler. Anneler ilk etapta büyük bir boşluğa düşüyor, çocuklarını kaybetme korkusuyla kendilerini suçlamaya başlıyorlar. Saç dökülmesi, kilo değişimi gibi fiziksel süreçler psikolojik yükü daha da artırıyor. Babalar hastaneye mekik dokurken iş yerlerinde sıkıntı yaşıyor, maddi zorluklar baş gösteriyor" dedi.
Çocukların çocukluklarını yaşamaları hedefleniyor
Derneğin hastanelerde oluşturduğu oyun odaları, kırtasiye paketleri, medikal malzeme ve temel yaşam destekleriyle çocukların yanında olduğunu belirten Şengül, proje kapsamında ailelere yönelik eğitimlerin de düzenleneceğini söyledi.
Çocukların hastane odalarında geçirdikleri zamanın ötesinde bir yaşamları olduğunu hissetmelerini amaçladıklarını vurgulayan Şengül,
"Çocuklarımıza sadece maddi destek sağlamak değil, yanlarında olduğumuzu hissettirmek istiyoruz. Düzenlediğimiz oyun atölyeleriyle hastane odasında kaldıkları süreden ibaret olmadıklarını ve halen çocuk olduklarını hatırlatıyoruz. Annelerine bir kahve molası imkanı sunuyoruz. Proje kapsamında ayrıca sosyal hizmet uzmanları, sağlık hukuku avukatları ve beslenme uzmanları eşliğinde ailelerimize eğitimler vereceğiz. Proje sonunda hazırlayacağımız rehber kitapçıkla, tanı alan bir ailenin ilk andan itibaren hangi kuruma başvuracağından beslenmeye ve hukuki haklarına kadar her alanda rehberi olacağız." dedi.





