Artık tedavinin tek hedefi tümörü küçültmek veya hastalığı kontrol altına almak değil; hastanın fiziksel gücünü korumak, bağımsızlığını sürdürmesini sağlamak ve yaşam kalitesini artırmak. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kanser tanısı alıyor ve erken tanı ile gelişmiş tedaviler sayesinde sağ kalım oranları giderek yükseliyor. Ancak kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi müdahaleler kas kaybı, denge sorunları, hareket kısıtlılığı, lenfödem ve kronik yorgunluk gibi yan etkilere yol açabiliyor. Uzmanlara göre her üç hastadan ikisinde belirgin kas kaybı görülüyor.
Acıbadem Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, onkolojik rehabilitasyonun bu süreçte kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Doç. Dr. Feyzioğlu, “Kanser tedavisinde tümörü küçültmek ya da ortadan kaldırmak kadar, hastanın kas gücünü ve dayanıklılığını korumak, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmesini sağlamak da büyük önem taşıyor” diyor. Özellikle kemoterapi sürecinde ortaya çıkan kas kaybının tedaviye toleransı düşürdüğünü belirten Feyzioğlu, “Ciddi kas kaybı yaşayan hastalarda komplikasyon oranlarının daha yüksek olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte erken dönemde başlanan kişiye özel egzersiz programları kas kaybını önemli ölçüde azaltabiliyor” ifadelerini kullanıyor.
Onkolojik rehabilitasyonun önemi

Doç. Dr. Feyzioğlu, onkolojik rehabilitasyonun faydalarını şöyle açıklıyor: “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor.”
Amaç: Hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak
Araştırmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor.
Journal of Clinical Oncology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında yapılandırılmış egzersiz programlarının yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde The Lancet Oncology’de yayımlanan başka bir çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor.
Doç. Dr. Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek, rehabilitasyonun yaşam kalitesine katkısını öne çıkarıyor.
Evde yapılabilecek basit egzersizler
Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde uygulayabileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş kas kaybını azaltıyor, derin nefes alıp kontrollü verme ile yapılan solunum egzersizleri akciğer kapasitesini koruyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını artırmak için üst ekstremiteye yönelik kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Sandalyeden kontrollü otur-kalk egzersizleri alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor.
Egzersiz kronik yorgunluğu azaltıyor
Kanser hastalarının yüzde 70–80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen yorgunluk yaşıyor. Doç. Dr. Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” ifadelerini kullanıyor.
Düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler büyük önem taşıyor. Günde 15–20 dakikalık hafif yürüyüş enerji düzeyini artırıyor. Sandalyede yapılan basit kalça ve diz egzersizleri, kontrollü otur-kalk hareketleri kas gücünü destekliyor. Solunum egzersizleri hem akciğer kapasitesini koruyor hem de gevşeme sağlayarak stresi azaltıyor. Doç. Dr. Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” diyor.
Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıyor ve hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor.




