Modern iletişim dünyasında en büyük yanılgı, hızlı cevap vermenin bir özgüven göstergesi olduğudur. Oysa psikoloji ve nörobilim tam tersini söylüyor. "Bilinçli iletişim" (conscious communication) trendi, sadece ne söylediğinizle değil, ne zaman söylediğinizle de ilgileniyor.
Beyninizde o 3 saniyede ne oluyor?
Bir soruyla ya da eleştiriyle karşılaştığınızda beyninizdeki Amigdala (duygusal merkez) anında alarm verir: "Hemen bir şey söyle, kendini savun!" Eğer bu sese uyup hemen konuşursanız, genellikle pişman olacağınız ya da sığ kalacak cümleler kurarsınız.
Ancak içinden "1, 2, 3" diye saydığınızda:
-
Kontrol, duygusal beyinden Prefrontal Korteks'e (mantıksal ve analiz yapan merkez) geçer.
-
Nabzınız dengelenir, ses tonunuz daha oturaklı çıkar.
-
Karşınızdaki kişi, sizin "düşünerek" ve "tartarak" konuştuğunuzu hisseder; bu da size anında entelektüel bir üstünlük kazandırır.
3 saniye kuralı nasıl uygulanır?
Bu kuralı hayatınıza entegre etmek için şu üç aşamayı takip edin:
-
Aşama 1: Dinlemeyi tamamla: Karşınızdaki kişinin cümlesi biter bitmez söze girmeyin. Noktayı koyduğu andan itibaren saati başlatın.
-
Aşama 2: Göz temasını koruyun: O 3 saniyelik sessizlikte gözlerinizi kaçırmayın. Hafif bir baş onayı ile "Seni duydum ve değerlendiriyorum" mesajı verin.
-
Aşama 3: Sakince başlayın: 3 saniye dolduğunda, daha düşük bir perdeden ve tane tane konuşmaya başlayın.
Önemli ipucu: Bu kural özellikle kriz anlarında ve eleştirildiğinizde hayat kurtarır. Size saldırgan bir soru sorulduğunda 3 saniye beklemek, karşınızdaki kişinin agresifliğini nötralize eder ve onu kendi sorusunun ağırlığıyla baş başa bırakır.





