Yaz mevsiminin yalnızca yüksek sıcaklıklar nedeniyle değil, aynı zamanda dehidratasyon, elektrolit dengesizlikleri ve yetersiz beslenme risklerinin artması nedeniyle de yaşlılar açısından kritik bir dönem olduğuna dikkat çekiliyor. Yaşlanmayla birlikte susama hissinin azalması, böbrek fonksiyonlarında meydana gelen değişiklikler, kronik hastalıklar ve çoklu ilaç kullanımı, sıcak havaların etkilerini daha da artırıyor.
“Susamayı beklemeden su tüketilmeli”
Sıcak havalarda yaşlı bireylerde en önemli hedefin yeterli sıvı alımını sağlamak olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Özalp, yaş ilerledikçe susama hissinin zayıfladığını ifade etti.
Yaşlı bireylerin çoğu zaman susuzluk hissini yeterince algılayamadığını belirten Özalp, şu uyarıda bulundu:
“Bu nedenle susamayı beklemeden gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketmeleri gerekir. Ayran veya şekersiz komposto gibi içecekler de günlük sıvı alımını destekleyebilir. Ancak kalp yetmezliği, böbrek hastalığı bulunan veya idrar söktürücü ilaç kullanan kişilerde sıvı tüketimi mutlaka hekim önerisine göre planlanmalıdır.”
Özalp, halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü, bilinç bulanıklığı ve düşme sıklığında artışın dehidratasyonun erken belirtileri arasında yer aldığını, bu belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini de ifade etti.
“Protein tüketimi kas kaybını önlüyor”
Yaşlılık döneminde kas kütlesi ve kas gücünde azalma ile ortaya çıkan sarkopeninin önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Özalp, sıcak havalarda iştah azalsa bile protein alımının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Özalp, “Yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, tavuk eti ve kurubaklagiller gibi kaliteli protein kaynakları günlük beslenmede mutlaka yer almalıdır. Yeterli protein alımı kas gücünün korunmasına, hareket kabiliyetinin sürdürülmesine ve bağımsız yaşamın desteklenmesine katkı sağlar” ifadelerini kullandı.
“Hafif ama besleyici öğünler tercih edilmeli”
Sıcak havalarda ağır ve yağlı yemekler yerine sindirimi kolay ve besin değeri yüksek öğünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özalp, yaz sofralarında zeytinyağlı sebze yemekleri, yoğurtlu öğünler, mevsim salataları, ızgara veya haşlanmış etler ile tam tahıllı besinlerin öne çıkması gerektiğini dile getirdi.
Uzun süre aç kalmanın ve öğün atlamanın yaşlı bireylerde yetersiz beslenme riskini artırdığına dikkat çeken Özalp, düzenli beslenme alışkanlığının korunmasının önemini vurguladı.
“Su oranı yüksek besinler yazın destek sağlıyor”
Yaz aylarında su içeriği yüksek meyve ve sebzelerin tüketiminin artırılması gerektiğini söyleyen Özalp, “Karpuz, kavun, şeftali, kayısı, salatalık ve domates hem sıvı alımına katkı sağlar hem de vitamin, mineral ve antioksidan açısından önemli destek sunar. Ancak diyabet hastalarında meyve tüketiminde porsiyon kontrolü ihmal edilmemelidir” dedi.
“Gıda güvenliği ihmal edilmemeli”
Yaz aylarında besin kaynaklı enfeksiyon riskinin arttığını hatırlatan Özalp, yaşlı bireylerde bağışıklık sisteminin daha zayıf olması nedeniyle bu enfeksiyonların daha ağır seyredebildiğini belirtti.
Özalp, “Pişmiş yemekler oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemeli, et ve süt ürünlerinde soğuk zincir korunmalı, açıkta satılan gıdalardan uzak durulmalı, meyve ve sebzeler tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanmalıdır” uyarısında bulundu.
“Beslenme kişiye özel planlanmalı”
Yaşlı bireylerde katı ve gereksiz diyet uygulamalarının da risk oluşturabileceğini belirten Uzm. Dr. Özalp, çok düşük kalorili veya aşırı kısıtlayıcı diyetlerin iştahsızlığı artırarak yetersiz beslenmeye yol açabileceğini söyledi.
Özalp, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Beslenme planı; kişinin kronik hastalıkları, kullandığı ilaçlar, fonksiyonel durumu ve yaşam kalitesi dikkate alınarak bireyselleştirilmelidir. Yaz aylarında yeterli sıvı alımı, yeterli protein tüketimi ve dengeli beslenme, sıcak havalara bağlı sağlık sorunlarının önlenmesinde hayati önem taşımaktadır.”




