Mide yanması, ekşime ve ağza acı su gelmesi gibi şikayetlerin mide koruyucu ilaç kullanımına rağmen devam etmesi, tedavinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir. Medicana Ataşehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, yakınmaların yalnızca reflüden kaynaklanmayabileceğine dikkat çekerek ilaçların doğru kullanımının ve eşlik eden belirtilerin önemini anlattı.
Mide koruyucular her şikayeti gidermiyor
Halk arasında mide koruyucu olarak bilinen proton pompa inhibitörleri, mide asidi salgısını azaltarak gastrit, reflü ve ülserle ilişkili yakınmaların hafiflemesine yardımcı oluyor. Ancak bu ilaçlar, mideyle ilgili bütün sorunları ortadan kaldırmıyor. İlacın kullanım zamanı ve şekli de tedavinin etkisini değiştirebiliyor.
Doç. Dr. Murat Keskin, bu gruptaki ilaçların çoğunun sabah aç karnına kullanıldığında daha etkili olduğunu belirterek hekim önerilerine uyulması gerektiğini ifade etti.
İlaçların gereksiz yere kullanılması ve hekim kontrolü olmadan uzun süre devam ettirilmesi de önemli sorunlar arasında yer alıyor. Özellikle bazı ağrı kesicileri veya aspirin kullanan, geçmişinde ülser ya da mide kanaması bulunan hastaların risklerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
Keskin, ülser ve klasik reflü tedavisinde sıklıkla sekiz haftalık bir sürenin değerlendirildiğini, yemek borusunda iltihap ve hasar bulunması durumunda tedavinin uzayabildiğini belirtti.
Şikayetlerin altında başka hastalıklar olabilir
Mide koruyucu kullanılmasına rağmen devam eden yanma ve ağrı, her zaman reflü kaynaklı olmayabiliyor. Mide mikrobu olarak bilinen Helicobacter pylori enfeksiyonu ile safra kesesi ve pankreas hastalıkları da belirtilere göre değerlendirmeye alınabiliyor.
Şikayetlerin ne kadar süredir devam ettiği, hastanın yaşı ve tedaviye verdiği yanıt, inceleme sürecinde önem taşıyor. Ayrıca yutma güçlüğü, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, kanlı kusma ve siyah dışkılama gibi belirtilerin geciktirilmeden değerlendirilmesi gerekiyor. Ailede mide veya yemek borusu kanseri öyküsünün bulunması da hekimle paylaşılması gereken bilgiler arasında yer alıyor.
Endoskopi sırasında yemek borusu ve mide incelenerek olası hasarlar, mide fıtığı ve mide ile yemek borusu arasındaki geçiş bölgesinin yapısı değerlendirilebiliyor. Gerekli görüldüğünde mide mikrobu açısından örnek de alınabiliyor.
İleri incelemeler hastaya göre planlanıyor
Bazı hastalarda endoskopinin yanı sıra yemek borusunun aside maruz kalma düzeyini ölçen pH incelemelerine ihtiyaç duyulabiliyor. Burundan yerleştirilen ince bir kateterle veya endoskopik olarak yemek borusuna yerleştirilen ölçüm kapsülüyle yapılan bu işlemler, her hastaya uygulanmıyor. Sonuçlar, tedavi kararının verilmesine yardımcı oluyor.
Uygun görülen bazı hastalarda endoskopik reflü tedavileri de gündeme gelebiliyor. Antireflü mukozal ablasyon (ARMA) yönteminde, mide ile yemek borusunun birleştiği bölgedeki yüzey dokusuna kontrollü işlem uygulanıyor. İyileşme sürecinde oluşan doku değişikliğiyle geri kaçışın azaltılması hedefleniyor.
Endoskopik fundoplikasyonda ise özel cihazlarla dikiş veya sabitleme teknikleri kullanılarak bu bölgedeki bariyerin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Ancak yalnızca ilaç kullanmak istememek, bu işlemler için yeterli görülmüyor. Mide fıtığının varlığı ve büyüklüğü ile geçiş bölgesinin yapısı birlikte değerlendiriliyor. Büyük mide fıtıklarında cerrahi seçenekler de gündeme gelebiliyor.
Keskin, bu girişimlerin kanama ve yutma güçlüğü gibi riskler taşıdığını, şikayetlerin tekrarlayabileceğini ve ek tedavi gerekebileceğini hatırlattı.
Reflü şikayetlerinde günlük alışkanlıklara dikkat
Reflü yakınmalarının kontrolünde günlük alışkanlıklar da önem taşıyor. Doç. Dr. Murat Keskin, yatmadan önceki üç saat içinde yemek yenmemesini öneriyor. Kahve, yağlı yiyecekler, narenciye, sirkeli gıdalar, alkol ve sigaranın şikayetleri artırabileceğine dikkat çekiyor.
İlaç tedavisi veya endoskopik işlem sonrasında da bu alışkanlıkların önemini koruduğunu belirten Keskin, devam eden yakınmalarda tedavinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Göğüs ağrısını yalnızca mideye bağlamayın
Göğüste hissedilen yanma ve ağrının her zaman mide kaynaklı olmayabileceğini vurgulayan Keskin, kalp hastalıklarının da mide veya göğüs yanması şeklinde belirti verebildiğini hatırlattı.
Özellikle göğüste baskı hissiyle birlikte boyuna veya kola yayılan ağrı yaşanması durumunda acil değerlendirme gerektiğini belirten Keskin, bu tür belirtilerin yalnızca reflüye bağlanmaması gerektiğini vurguladı.




