Bu orman, Kuşlar Ormanı’ymış. Bu ormanda kuşların bütün türleri bulunur ve bilge sincap yaşarmış. Ormandaki göçmen kuşlar, kış mevsiminde güneş ışığını takip ederek sıcak yerlere göç edermiş. Ancak güneşin onlara yol gösterdiğini büyük kuştan başka bir de bilge sincap bilirmiş. Bilge sincap, bu ormanda uçmaktan başka her şeyi bilirmiş.
Vakit gelmiş; sonbahar, ağaçların yapraklarını ve çiçeklerin rengini almaya gelmiş. Doğa sonbahara teslim olduğunda kuşlar göç etmeye başlamış ve kırlangıçlar da yola çıkmış. Kırlangıçların arasında en küçük olanı, yolun daha başındayken uçmaktan ve sürünün başındaki büyük kuşun emirlerini duymaktan sıkılmış.
“Biraz dinleneyim, sonra kendi yolumdan gider, onları bulurum.” diye düşünmüş ama oyuna dalmış.
Akşam olup hava karardığında küçük kırlangıç korkup ağlamaya başlamış. Karanlıkta ne kendi yolunu bulabiliyormuş ne de sürüyü görebiliyormuş. Aç ve susuz kalan küçük kırlangıç, çaresizce Bilge Sincap’ın evinin yolunu tutmuş. Korkuyla geçen yolculuğun ardından nihayet eve varmış. Fakat hava çok soğuk olduğundan yolda hastalanan küçük kuş konuşamayacak hâldeymiş. Bilge Sincap’ın evinin kapısını çaldığında içinde büyük bir pişmanlık varmış. Bilge sincap kapıyı açtığında hayretler içinde kalmış.
“Senin burada ne işin var, neden sürüyle gitmedin?” diye soruvermiş.
Küçük kırlangıç, ağlamaktan ve hastalıktan kısılan sesiyle cevap vermiş:
“Ben sürüden ayrıldım. Biraz dinlenip kendi yolumda onlara yetişecektim.” demiş.
Küçük kırlangıcın sürünün yolunu kaybettiğini anlayan Bilge Sincap olanlara çok üzülmüş ve öylece bakakalmış. Küçük kırlangıç, üzüntü ve pişmanlıkla yeniden konuşmaya başlamış:
“Yapraklarla oynarken akşam oldu. Işık olmayınca yolumu kaybettim. Soğuktan hasta oldum. Bana yardım et, lütfen.”
Bilge Sincap biraz düşünmüş ve şunları söylemiş:
“Sana yardım edeceğim ama sen de bir daha sürüden ayrılıp başına buyruk davranmayacaksın. Bu gece benimle kal. Gündüz güneş ışığını takip et. Ertesi gece bir ağaç kavuğuna gir. Oradaki sincaplara seni benim gönderdiğimi söyle, seni misafir etsinler. Yaz geldiğinde geri dönerken birkaç palamut götür ve sincaplara borcunu öde.” demiş.
Sabah olduğunda küçük kırlangıç teşekkür edip palamut getireceğine söz vererek yola çıkmış. Güneşi takip eden küçük kırlangıç sonunda yolunu bulmuş ve sürüsüne katılmış.
Büyük kuş sürünün başından çıkagelmiş ve kendisini çok merak ettiklerini, çok üzüldüklerini söylemiş.
Küçük kırlangıç özür dileyerek bir daha asla sürüden ayrılmayacağına söz vermiş.
Büyük kuş:
“Eğer birlikte hareket etmezsek güvende kalamayız. Tek olursan hasta olursun, su bulamaz, yorgun düşersin. Tek başına yaşanmaz. Şimdi sen de bize yardım edeceksin ve birlikte yuvalar kuracağız. Dönerken de biz sana yardım eder, palamut toplarız. Sen de Bilge Sincap’a verdiğin sözü tutarsın.” demiş.
Küçük kırlangıç birlikte hareket etmenin önemini çok iyi anlamış, sürüye yardım etmiş. Bilge Sincap’a dönerken verdiği sözü tutmuş ve sürüye kendini affettirmiş.
Bu masal da burada bitmiş.




