Uzmanlara göre güvenli bağlanma geliştiren bireyler hem kendilerini hem partnerlerini değerli ve güvenilir görürken, ilişkide sürekli tehdit algısı yaşamıyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede romantik ilişkilerde güvenli bağlanmanın ne olduğu, güvensiz bağlanma stillerinin nasıl ortaya çıktığı ve güvenli bağlanmanın nasıl geliştirilebileceği hakkında açıklamalarda bulundu.
Güvenli bağlanma içsel güven hissi oluşturuyor
Güvenli bağlanmanın, kişinin hem kendisini hem partnerini değerli ve güvenilir görmesiyle karakterize olduğunu belirten Aydın, bu kişilerin yakınlıktan korkmadığını ve mesafeyi tehdit olarak algılamadığını ifade etti.
Aydın, güvenli bağlanma geliştiren bireylerin günlük ilişki durumlarını felaket senaryolarına dönüştürmediğini belirterek şunları söyledi:
“Güvenli bağlanma oluşturan kişilerin partneri akşam yemeğine geç kaldığında hemen ‘beni önemsemiyor’ sonucuna varmaz. Tartışma yaşandığında ‘demek ki bu ilişki bitiyor’ yerine ‘şu an zorlanıyoruz ama çözebiliriz’ diyebilir.”
Araştırmaların, güvenli bağlanan bireylerin daha yüksek ilişki doyumu, daha düşük kıskançlık ve daha yapıcı çatışma çözme becerileri gösterdiğini ortaya koyduğunu aktaran Aydın, güvenli bağlanmanın kişinin sevgiyi sürekli kanıtlarla doğrulama ihtiyacını azalttığını belirtti.
Güvensiz bağlanma üç farklı biçimde ortaya çıkabiliyor
Güvensiz bağlanma stillerinin genellikle kaygılı, kaçıngan ve korkulu-kaçıngan olarak üç gruba ayrıldığını söyleyen Aydın, bu örüntülerin çoğunlukla erken dönem ilişki deneyimlerinden beslendiğini ifade etti.
Güvensiz bağlanma örüntülerine ilişkin davranış örneklerini şöyle sıraladı:
• Kaygılı bağlanmada mesajlara geç dönüş yoğun huzursuzluk yaratabilir, kişi sık sık “beni gerçekten seviyor musun?” sorusunu sorabilir.
• Kaçıngan bağlanan birey duygusal yakınlaşma karşısında konuyu değiştirebilir, tartışma anında geri çekilebilir.
• Korkulu-kaçıngan bağlanmada kişi hem yakınlık ister hem incinmekten korktuğu için ani uzaklaşmalar yaşayabilir.
Aydın’a göre güvenli bağlanmayı diğer stillerden ayıran temel özellik duygusal denge ve tutarlılık.
Güvenli bağlanma geliştirilebilir bir süreç
Güvenli bağlanmanın sabit bir kader olmadığını vurgulayan Aydın, kişinin kendi ilişki örüntülerini fark etmesiyle değişimin başlayabileceğini söyledi.
Duygusal düzenleme becerileri geliştikçe tepkilerin yumuşadığını belirten Aydın, terapötik süreçler, tutarlı ilişki deneyimleri ve açık iletişimin bu dönüşümü desteklediğini ifade etti.
Güveni artırmada tutarlılık, açık duygu paylaşımı, çatışma sonrası onarım ve empatik dinlemenin kritik rol oynadığını belirten Aydın, mutlu çiftlerin tartışmayan değil tartışma sonrası onarım yapabilen çiftler olduğuna dikkat çekti.
Sağlıklı ilişki, içsel dengeyle kuruluyor
Güvenli bağlanmanın yalnızca doğru partneri bulmakla ilgili olmadığını vurgulayan Aydın, bireyin içsel gelişiminin belirleyici olduğunu ifade etti.
“Öz-şefkat geliştiren bireyler partnerine karşı da daha yumuşak olur, sınır koymayı öğrenenler ilişki de daha dengeli kalır. Kısacası güvenli bağlanma yalnızca doğru partneri bulmakla ilgili değildir; kişinin kendi iç dünyasını düzenleyebilme kapasitesiyle yakından ilişkilidir. Sağlıklı ilişki, iki mükemmel insanın değil; kendi duygusal sorumluluğunu alabilen iki yetişkinin kurduğu ilişkidir.”
Uzmanlara göre sevginin kalıcı ve sağlıklı biçimde büyüyebilmesi, panik ve korkudan değil; güven, tutarlılık ve duygusal farkındalıktan besleniyor.





