Akne, uzun yıllar yalnızca ergenlik dönemine özgü bir cilt problemi olarak görülse de son yıllarda yetişkinlerde, özellikle kadınlarda belirgin şekilde artış gösteriyor. Yapılan değerlendirmelere göre 25 yaş ve üzerindeki her 5 kadından 1’i akne sorunu yaşıyor. Uzmanlar, “nasılsa geçer” düşüncesiyle ertelenen tedavilerin ağrılı kistlere, ciltte kalıcı iz ve leke oluşumuna yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Vildan Şengöz, aknede erken müdahalenin önemine dikkat çekerek, “Tedaviye erken başlanması aknenin şiddetlenmesini ve ciltte kalıcı iz ile leke bırakmasını engelleyebiliyor. Ancak, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesi için hekimin önerdiği tedavinin aksatılmaması büyük bir önem taşıyor. Geçmiş yıllarda aknenin cilt ile sınırlı olduğu ve sadece bakım ürünleri veya cilt üzerine sürülen ilaçlarla iyileşeceği düşünülüyordu. Günümüzde ise aknenin sistemik bir metabolizma sorununun parçası olduğu biliniyor. Bu nedenle, akne tedavisinde bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor” diyor.

Akne oluşumunda genetik faktörlerden çok hormonal değişimler, inflamasyon ve yanlış yaşam alışkanlıklarının etkili olduğunu vurgulayan Dr. Şengöz, günlük hayatta sık yapılan hatalara karşı önemli uyarılarda bulundu.

Fizik tedavide alışılmışın dışına çıktı, sonuçlar dikkat çekti
Fizik tedavide alışılmışın dışına çıktı, sonuçlar dikkat çekti
İçeriği Görüntüle

Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak

Melatonin hormonunun gece 23.00–02.00 saatleri arasında yoğun olarak salgılandığını belirten uzmanlar, bu sürecin cildin yenilenmesi açısından kritik olduğuna dikkat çekiyor. Bu saatlerde uykuda olunmaması, cildin doğal onarım mekanizmasını bozarak akne oluşumuna zemin hazırlıyor.

Kozmetik ürünleri bilinçsizce kullanmak

Cilt tipine uygun olmayan yıkama, peeling ve bakım ürünlerinin sık ve yanlış kullanımı cilt bariyerine zarar verebiliyor. Hekim önerisi olmadan yapılan uygulamalar cildin pH dengesini bozarken, bariyerin zayıflaması bakteriyel enfeksiyon riskini artırıyor ve akne gelişimini tetikliyor.

Siyah noktaları sıkmak

Aknenin başlangıç evresi olan komedonların sıkılması ya da koparılması, bakterilerin derin dokulara yayılmasına neden olabiliyor. Bu durum, aknenin şiddetlenmesine ve kalıcı izlerle sonuçlanmasına yol açabiliyor. Uzmanlar, siyah nokta sorunu olsa bile dermatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguluyor.

Vitamin ve mineral takviyelerini hatalı kullanmak

D vitamini, ferritin, folik asit, çinko ve magnezyum gibi takviyeler cilt sağlığı açısından önemli rol oynuyor. Ancak bu takviyelerin bilinçsiz ve yüksek dozlarda kullanılması akne oluşumunu tetikleyebiliyor. Dr. Vildan Şengöz bu konuda, “Ancak, vitamin ve mineral takviyeleri mutlaka kişiye özel değerlendirilmeli. Çünkü, yanlış veya yüksek dozda alındıklarında akne oluşumuna zemin hazırlayabiliyor” uyarısında bulunuyor.

Aşırı kahve tüketimi

Fazla kahve tüketimi, kafeinin diüretik etkisi nedeniyle vücuttan su ve mineral kaybını artırıyor. Bu durum, cildin nem dengesini bozarak özellikle yağlı ciltlerde akne oluşumuna neden olabiliyor.

İşlenmiş ve şekerli gıdalar

Paketli, işlenmiş gıdalar ile şeker ve trans yağ içeren besinlerin ağırlıkta olduğu beslenme düzeni insülin direncini artırıyor. İnsülin direnci ise ciltte yağ üretimini hızlandırarak akne oluşumunu ve şiddetini tetikliyor.

Kızartmalar ve trans yağlar

Cildin sağlıklı yağlara ihtiyaç duyduğunu belirten uzmanlar, omega-3 içeren besinlerin düzenli tüketilmesinin cilt sağlığını desteklediğini ifade ediyor. Buna karşın kızartmalar ve trans yağlar, inflamasyonu artırarak hormon dengesini bozuyor ve akne oluşumuna zemin hazırlıyor.

Muhabir: Dilan Aşar