Sosyolojide, genellikle bir topluluk ortamında sosyal yaşamın değişmesini, işlevsizliğini veya çöküşünü tanımlamak için kullanılan bir terimdir sosyal çürüme.

Yakın dönemlerde haber bültenlerinde de sıkça duyduğumuz toplumsal bir sorun hâline gelen sosyal çürüme, toplum bünyesinde mantar gibi bir anda ortaya çıkmaz elbette. Damlaya damlaya göl olur ve nihayetinde de göz ardı edilemeyecek büyük bir sorun hâline gelir. Sosyal çürümenin bazı belirtileri vardır. Toplumu oluşturan bireyler arasında güvensizlik hissi oluşur. Ahlaki değerler deforme olur. Şiddet unsuru normalleştirilir. Kişi öz saygısını yitirir. Bireyde başlayan bozulma domino etkisi yaratarak toplumun iç katmanlarına sızar. Sinsi bir hastalık gibi sessiz ve derinden yol alır.

Peki, sosyal çürüme dediğimiz olgu nasıl ortaya çıkar? Bu durumun en büyük destekçisi ekonomik eşitsizliktir. “Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda dağılmaya başlar.” der Amin Maalouf. Haklıdır da. Statükonun egemen olduğu toplumlar yok olmaya mahkûmdur.

Sosyal çürümede etken olan bir diğer unsur da farklı görüşlere karşı oluşan kalıp yargılardır. Oysa bir toplumda farklı görüşler olmalıdır ve insanlar birbirlerinin fikirlerine saygı duyabilmelidir. Ne de olsa her renk birbirinden farklıdır ama bir araya gelerek beyazı oluştururlar. Burada Nazım Hikmet’in şu dizelerini hatırlamak gerekir:

“Sen elmayı seviyorsun diye, Elma da seni sevmek zorunda mı?”

Ahlak ve eğitim de kilit rol oynayan unsurlardandır elbette bu süreçte. Değerlerin değersizleştiği bir toplumda millî kimlik ve benlik algısı da yozlaşır. Kendi gibi olamayan toplumlar başkalarına öykünür. Geleneğin, kültürün aktarımı sekteye uğrar.
Bu noktada eğitim faktörü devreye girer. Ailede başlayan eğitim sosyal bilincin temelini oluşturur. Aile bağları gevşer ve koparsa toplumun temeli bozulacağından neşteri sorunun kaynağına vurmak gerekir. Zira kuşaklararası çatışma modernizmin bir dayatması olarak hepimizi huzursuz etmektedir. Çocuklar anlaşılmadığından ebeveynler anlatamadığından şikâyet etmektedir bugün.

Ödemiş Ayhan Kökmen Fen Lisesi | Korkma, gençliğin ruhu burada
Ödemiş Ayhan Kökmen Fen Lisesi | Korkma, gençliğin ruhu burada
İçeriği Görüntüle

Aslına bakarsanız sosyal çürüme, toplumun yardım çığlıklarıdır. Ya da Martin Luther’in de dediği gibi “Sosyal çürüme sessiz bir katildir.” Sosyal çürüme, toplumun yeniden başlamak istediğinin; reformlara ihtiyaç duyduğunun bir göstergesidir. Herkes başkasının gidişatına yön vermek yerine kendi kapısının önünü temizlerse sanırım sorun da hallolacaktır.

Sorumluluk bilinciyle değerlerimize sahip çıkarak usulsüz yapı simülasyonu etkisinden uzak, aidiyet hissini kaybetmeden bu çürümeden radikal bir dönüşle kurtulmak elbette ki mümkün.

Toplumsal yapımızın bozulması bizi herkesleştirir.


Kaynak: Haber Merkezi