Ortadoğu'da taşlar yerinden oynadı. ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer ve askeri altyapısını hedef alan ağır bombardımanı, Tahran’ın misillemeleriyle birleşince bölgesel bir dünya savaşı riski doğdu. İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kaybı sonrası yönetimde oluşan otorite boşluğu, Washington ve Tel Aviv’in nihai hedeflerini tartışmaya açtı. İngiliz The Times gazetesi, bu kanlı sürecin nasıl sonlanabileceğine dair masadaki 4 ana senaryoyu mercek altına aldı.
1.Rejimin Ayakta Kalması
Hava saldırılarının köklü rejimleri yıkmakta yetersiz kaldığı tecrübeyle sabit. Tahran’da kurulan üç kişilik geçici liderlik komitesi (Mucteba Hamaney, Hasan Humeyni ve Hasan Ruhani), nükleer programda "taktiksel tavizler" vererek İslam Cumhuriyeti yapısını korumayı başarabilir. ABD ve İsrail, hedeflerine ulaştığını ilan edip saldırıları durdurabilir.

2.Rejimin Uyum Sağlaması
Bu modelde rejim varlığını korur ancak Batı ile pazarlık masasına oturabilecek "makul" bir ismi vitrine çıkarır. Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani gibi isimler, dış politikada kısmi geri adımlar atarak rejimin ömrünü uzatabilir.

3.Rejim Değişikliği
İran içindeki protesto dalgaları, dış müdahale ile birleşebilir. Sürgündeki Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi veya Halkın Mücahitleri Örgütü lideri Meryem Recavi gibi isimler geçiş dönemi için telaffuz edilse de, İran halkının tek bir lider etrafında birleşip birleşmeyeceği en büyük muamma.

4.Çöküş ve Kaos
En korkulan senaryo; merkezi otoritenin çökmesi. Irak örneğinde olduğu gibi bir otorite boşluğu oluşması halinde; Beluç isyanı, Kürt hareketleri ve Azeri bölgelerindeki etnik gerilimler ülkeyi kontrolsüz bir iç savaşa sürükleyebilir.




