Ramazan ayında tutulan oruç, vücudun metabolik düzeninde geçici değişimlere yol açan fizyolojik bir süreç olarak öne çıkıyor. Gün boyunca besin ve sıvı alınmaması; enerji kullanımı, hormon dengesi ve sıvı metabolizması üzerinde belirgin etkiler yaratıyor.

Sağlıklı bireylerde genellikle sorun oluşmuyor

Oruç Tutarken Vücudumuzda Neler Oluyor (2)

Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Füsun Topçugil, oruç sürecinin sağlıklı bireylerde genellikle iyi tolere edildiğini belirtiyor. Ancak bilinçsiz beslenme ve yeterli sıvı alınmaması bazı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor.

İlk saatlerde enerji kullanımı

“Oruç sürecinin ilk evresi, vücudun son öğünden gelen enerjiyi değerlendirdiği dönemdir” diyen Uzm. Dr. Topçugil, şöyle devam ediyor:

“Yemeğin ardından geçen ilk 4–8 saat içinde vücut öncelikle kandaki glikozu kullanır. Kan şekeri düşmeye başladığında ise karaciğerde depolanan glikojen devreye girer.”

Bu dönem, metabolizmanın enerji kullanımını daha temkinli hale getirdiği doğal bir geçiş evresi olarak tanımlanıyor. Sağlıklı bireylerde genellikle sorun yaratmaz; ancak sahurun atlanması bu adaptasyonu zorlaştırabilir.

12. saatten sonra hücresel yenilenme

Oruç süresi uzadıkça vücutta daha derin biyolojik mekanizmalar devreye giriyor. Özellikle 12. saatten sonra, otofaji süreci aktive olabiliyor.

“Otofaji; hücrelerin hasar görmüş veya işlevini yitirmiş bileşenlerini parçalayarak yeniden kullanması anlamına gelir. Bu mekanizma, hücresel bakım ve yenilenmenin doğal bir parçasıdır. Ancak bunu mucize detoks olarak görmek doğru değildir. Sürecin kişiden kişiye değişebileceği unutulmamalıdır.”

Uzayan açlıkta yağ depoları kullanılıyor

Glikojen depoları tükendiğinde, vücut enerji üretimi için yağ dokusuna yöneliyor. Bu metabolik değişim, düzenli ve dengeli beslenen kişilerde kilo kontrolüne destek olabiliyor.

Uzm. Dr. Topçugil, metabolik kazanımların bazı faydalar sağlayabileceğini ancak bunun zayıflama garantisi olmadığını vurguluyor. İftarda aşırı ve dengesiz beslenme, gün boyunca oluşan enerji açığını fazlasıyla telafi ederek kilo artışına yol açabiliyor.

Ayrıca halk arasında sık kullanılan “detoks” kavramına da dikkat çekiyor:

“Vücudun zaten karaciğer ve böbrekler aracılığıyla çalışan güçlü bir arınma sistemi vardır. Oruç bu sistemi destekleyebilir; ancak tek başına mucizevi bir detoks yöntemi olarak görülmemelidir.”

Kronik hastalığı olanlar dikkat

Oruç, sağlıklı bireylerde tolere edilebilir olsa da kronik hastalığı bulunanlar için risk oluşturabilir. Diyabet ve düzenli ilaç kullanımı gerektiren diğer durumlarda mutlaka bireysel değerlendirme yapılmalı.

Uzun süreli açlık, kan şekeri düşüklüğü, ani tansiyon değişiklikleri ve sıvı dengesinde bozulma gibi riskleri artırabiliyor. Bu nedenle özellikle:

• Diyabet hastaları
• Hipertansiyon hastaları
• Böbrek hastalığı bulunanlar
• Düzenli ilaç kullanan bireyler
• Gebeler ve emziren anneler

oruç tutmadan önce hekim görüşü almalıdır.

“Her bireyin sağlık durumu farklıdır. Özellikle kronik hastalığı olan kişilerde oruç kararı mutlaka hekim değerlendirmesi sonrası verilmelidir.”

Bilinçli beslenme sağlıklı sürecin anahtarı

Oruç, vücudun enerji kullanımını geçici olarak değiştiren doğal bir süreçtir. Bu sürecin sağlıklı ilerlemesi için sahur ve iftar düzeninin dengeli planlanması büyük önem taşıyor.

Uzm. Dr. Topçugil sözlerini şöyle tamamlıyor:

Kilo vermek sadece bedeninizi değiştirmiyor!
Kilo vermek sadece bedeninizi değiştirmiyor!
İçeriği Görüntüle

“Oruç sırasında vücutta önemli metabolik adaptasyonlar meydana gelir. Bu sürecin sağlıklı ilerlemesi; yeterli sıvı alımı, dengeli beslenme ve kişisel sağlık durumunun göz önünde bulundurulması ile mümkündür. Özellikle kronik hastalığı olan bireylerin oruç öncesi hekim görüşü alması önemlidir.”

Kaynak: Basın Bülteni