Günlük yaşamda kimi zaman eğlenceli bir oyun ya da alışkanlık olarak görülen kaldırım çizgilerine basmama davranışı, bazı kişilerde yoğun kaygının ve zihinsel alarm sisteminin dışavurumu haline gelebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, davranışın hangi noktada klinik bir tabloya dönüşebileceğini anlattı.

Günlük yaşamı etkilemeye başladığında dikkat

Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, kaldırım çizgilerine basmama davranışının tek başına hastalık anlamına gelmediğini belirterek, kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğinin önemli olduğunu söyledi.

Yaşar,

“Yolda yürürken çizgilere basmamak masum ve sıradan bir oyun gibi görünebilir. Ancak bu durum, kişinin gününün önemli bir kısmını almaya başladığında, çizgiye bastığı an yoğun bir huzursuzluk hissettiğinde, işine, okuluna veya sosyal hayatına gecikmesine yol açtığında klinik bir tabloya dönüşebilir” diye konuştu.

Psikiyatride bir durumun hastalık olarak değerlendirilmesinde günlük işlevselliğin bozulması ve belirgin ruhsal sıkıntı yaşanmasının temel kriterler olduğunu ifade eden Yaşar, “Psikiyatride bir durumun hastalık sayılabilmesi için kişinin günlük işlevselliğini bozması ve belirgin bir ruhsal sıkıntı oluşturması temel kriterdir. Başlarda basit bir yürüyüş olan eylem, zamanla adeta bir mayın tarlasında ilerlemeye dönüşebilir” sözlerini kaydetti.

Zihin belirsizlikle baş etmeye çalışıyor olabilir

Kaldırım çizgilerine basmama davranışının altında, kişinin zihnindeki içsel alarm sistemini susturma çabasının bulunabileceğine dikkat çeken Yaşar, bu durumun zamanla sahte bir kontrol hissi oluşturabileceğini belirtti.

Yaşar,

“Zihin, baş edemediği belirsizliklerle savaşabilmek için tamamen ilgisiz bir eyleme tutunur, 'Bunu kurallara uygun yaparsam o kötü şey olmayacak' şeklinde hatalı bir güvenlik ve kontrol algısı oluşturur. Büyüsel düşünce, özünde birbiriyle hiçbir nedensellik bağı olmayan iki olay arasında köprü kurmaktır. Bilimsel ve mantıksal açıdan bir kaldırım taşıyla bir insanın sağlığı arasında bağ yoktur; ancak kişi kaygısını o kadar yoğun yaşar ki, zihin ona sahte bir kontrol hissi vererek rahatlamaya çalışır” dedi.

Beyin yanlış alarm verebiliyor

OKB yaşayan kişilerin önemli bir bölümünün sergiledikleri ritüellerin mantıksız olabileceğinin farkında olduğunu belirten Yaşar, sorunun mantık eksikliğinden kaynaklanmadığını vurguladı.

Kaya’dan asfalt çıkışı: 'Bu asfalt nereye gitti?'
Kaya’dan asfalt çıkışı: 'Bu asfalt nereye gitti?'
İçeriği Görüntüle

Yaşar,

“Buradaki temel sorun mantık eksikliği değil, beynin tehlike algılayan bölgesinin yanlış alarm vermesidir. Kişi çizgiye bastığında beyni ona gerçek ve ölümcül bir tehditle karşılaşmış gibi fiziksel ve ruhsal bir panik yaşatır. Bu tahammül edilemez korkuyu o an dindirebilmenin tek kısa yolu olarak dürtüye boyun eğmeyi görür” açıklamasını yaptı.

Bu sürecin zamanla kişinin sosyal yaşamını da etkileyebileceğine dikkat çeken Yaşar,

“Kişi çevresindeki insanların bakışlarından veya sorularından kaçınmak için dışarı çıkmak istememeye başlar. İzolasyon devreye girer ve kişinin yaşam alanı sadece güvenli sayılan ritüellerin uygulanabildiği dar bir çembere hapsolabilir” uyarısında bulundu.

Tedavide amaç hatalı alarmı yeniden kalibre etmek

Bu tür durumlarda uygulanan “maruz bırakma ve tepki önleme” terapisinin beyindeki hatalı alarm sisteminin yeniden kalibre edilmesine yardımcı olduğunu belirten Yaşar, tedavinin temel amacının kişinin korktuğu durumla karşılaşmasına rağmen kaygının zamanla azalabildiğini deneyimlemesi olduğunu söyledi.

Yaşar,

“Asıl amaç beyne 'Çizgiye bastın, korktuğun o felaket gerçekleşmedi ve o dayanılamaz sandığın kaygın bir süre sonra kendiliğinden azaldı' deneyimini yaşatmaktır. Öte yandan hastalık geçici bir durum gibi görülüp tedavi ertelenmemeli. Ailelere en net uyarım, hastanın bu ritüellerine kesinlikle ortak olmamaları ve hayatını bu ritüellere göre organize etmemeleridir. Zira bu durum şefkatli bir yaklaşım gibi görünse de hastalığı besler ve kronikleştirir.

Zaman kaybetmeden kanıta dayalı tedaviler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmaları, süreci kalıcı olarak yönetebilmenin tek gerçekçi yoludur” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Kaynak: İHA