Cerrahide hastaya en az travmayı vermeyi hedefleyen minimal invaziv yöntemler, son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle birlikte önemli bir dönüşüm geçirdi. Laparoskopik cerrahiyle başlayan bu süreç, bugün robotik cerrahi sayesinde çok daha hassas operasyonların yapılabilmesine olanak tanıyor.
Laparoskopik cerrahinin gelişim sürecini değerlendiren Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Turan Durak, cerrahinin temel amacının her zaman hastayı en az travmayla tedavi etmek olduğunu belirterek, "Cerrahinin temel amacı her zaman hastayı en az travmayla tedavi etmek olmuştur. Bu düşünce, laparoskopik cerrahinin doğmasına öncülük etti. İlk laparoskopik girişimler 20. yüzyılın başlarında tanısal amaçla uygulanmaya başlandı. Ancak asıl devrim, 1980'li yıllarda kamera sistemlerinin, ışık kaynaklarının ve cerrahi aletlerin gelişmesiyle yaşandı. 1987 yılında gerçekleştirilen ilk laparoskopik safra kesesi ameliyatı, modern minimal invaziv cerrahinin başlangıcı olarak kabul edilir." ifadelerini kullandı.
Hastalara önemli avantajlar sağlıyor
Laparoskopik cerrahinin kısa sürede yaygınlaşmasının en önemli nedeninin hastalara sunduğu avantajlar olduğuna dikkat çeken Durak, "Çünkü hastalar açısından çok önemli avantajlar sundu. Daha küçük kesiler, daha az ağrı, daha düşük enfeksiyon riski, daha kısa hastanede kalış süresi ve günlük yaşama daha hızlı dönüş sağladı. Cerrahlar için de büyütülmüş görüntü altında daha hassas çalışma imkânı doğdu. Bu nedenle laparoskopik yöntem kısa sürede genel cerrahinin birçok alanında standart tedavi haline geldi." dedi.
Robotik cerrahiyle daha hassas müdahale
Teknolojinin ulaştığı son noktalardan biri olan robotik cerrahi, özellikle hassas operasyonlarda cerrahlara önemli avantajlar sunuyor. Robotik sistemlerin ameliyatı kendi başına yapmadığını vurgulayan Durak, "Robotik cerrahi, laparoskopik cerrahinin ulaştığı en ileri teknolojik aşamalardan biridir. 2000'li yıllardan itibaren kullanılmaya başlayan robotik sistemler, cerraha üç boyutlu yüksek çözünürlüklü görüntü, el titremesini ortadan kaldıran mekanizmalar ve insan el bileğinden daha geniş hareket kabiliyeti sağlayan enstrümanlar sundu. Robot ameliyatı kendi başına yapmaz; tüm hareketleri cerrah kontrol eder. Robotik sistem, cerrahın becerisini daha hassas ve güvenli şekilde uygulamasını sağlayan ileri bir teknolojidir." diye konuştu.
Fıtık ameliyatlarında yeni dönem
Karın duvarı fıtıklarının, teknolojik gelişmelerden en fazla yararlanan cerrahi alanlardan biri olduğuna işaret eden Durak, laparoskopik ve robotik yöntemlerle birçok fıtık ameliyatının artık büyük kesilere ihtiyaç duyulmadan gerçekleştirilebildiğini belirtti.
"En fazla fayda gören alanlardan biri karın duvarı fıtık cerrahisidir. Eskiden büyük kesilerle yapılan birçok ameliyat bugün birkaç küçük delikten gerçekleştirilebiliyor. Kasık fıtıkları, göbek fıtıkları, kesi yeri fıtıkları ve kompleks karın duvarı fıtıkları laparoskopik ve robotik yöntemlerle başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. Özellikle büyük ve tekrarlayan fıtıklarda robotik cerrahi sayesinde karın duvarı anatomisini daha iyi onarabiliyor, kas tabakalarını yeniden birleştirebiliyor ve hastalara daha fonksiyonel bir sonuç sunabiliyoruz."
Fıtıkla ilgili doğru bilinen yanlışlara dikkat
Toplumda fıtık konusunda pek çok yanlış inanış bulunduğunu belirten Durak, özellikle "ağrı yoksa tedaviye gerek olmadığı" düşüncesinin ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti.
"En sık duyduğumuz yanlışlardan biri, 'Fıtık sadece ağır kaldırmaktan olur.' düşüncesidir. Oysa ağır kaldırmak tek başına neden değildir; esas sorun karın duvarındaki zayıflıktır. Bir diğer yanlış ise 'Ağrım yoksa ameliyata gerek yok.' düşüncesidir. Fıtık zamanla büyüyebilir ve bağırsak sıkışması gibi acil durumlara yol açabilir. Ayrıca korselerin fıtığı iyileştirdiği de doğru değildir. Korseler kasların zayıflamasına neden olur; kalıcı tedavi cerrahidir."
Tedavi hastaya göre planlanıyor
Robotik cerrahinin her hasta için uygun olmadığını belirten Durak, uygulanacak yöntemin hastanın durumuna göre belirlendiğini ifade etti.
"Her hasta ayrı değerlendirilmelidir. Fıtığın tipi, büyüklüğü, daha önce geçirilmiş ameliyatlar ve hastanın genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak en uygun yöntem seçilir. Bazı hastalar için açık cerrahi, bazıları için laparoskopik, bazıları için ise robotik cerrahi en doğru seçenek olabilir. Önemli olan teknolojiyi doğru hastada doğru şekilde kullanmaktır."
Gelecekte hedef daha güçlü karın duvarı
Fıtık cerrahisinin geleceğinde yapay zekâ destekli sistemlerin ve gelişmiş robotik teknolojilerin öne çıkacağını belirten Durak, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Laparoskopik ve robotik cerrahi, teknolojinin cerrahiye kazandırdığı en önemli gelişmelerden biridir. Ancak başarıyı sağlayan teknoloji değil; doğru hasta seçimi, doğru cerrahi planlama ve deneyimli cerrahtır. Erken tanı ve uygun tedaviyle karın duvarı fıtıkları güvenle tedavi edilebilen hastalıklardır."




