Güzel İzmir Hareketi Koordinatörü Esra Yılmaz Keskin moderatörlüğünde düzenlenen buluşmada, kamusal alanların toplumsal iyi oluş üzerindeki kritik rolü vurgulandı. Etkinlikte, parkların, meydanların ve yürüyüş yollarının sadece birer "yer" olmadığı; aksine aktif ve kolektif bir yaşam kültürünün yeşerdiği ekosistemler olduğu belirtildi. İzmir'in nitelikli kamusal alanlarının artırılmasının, bireysel sağlığın ötesinde toplumsal bir "iyileşme" hareketi olduğu ifade edildi.

Şehir planlamasından kişisel devrime
Söyleşide üç farklı disiplinden uzman, sağlığı kendi perspektifinden ele aldı:
-
Doç. Dr. Dalya Hazar: Şehir plancısı gözüyle "Sağlıklı Kentler" vizyonunu anlatan Hazar, kent tasarımının halk sağlığıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Erişilebilir ve hareketi teşvik eden alanların sosyal etkileşimi artırdığına dikkat çekti.
-
Dr. Bilgin Silan: "Kişisel Devrimini Yapmak" başlıklı sunumunda, değişimin sadece düşüncede değil; fiziksel, zihinsel ve ruhsal bir bütünlükle mümkün olduğunu vurguladı.
-
Cem Karakoyun: Yoga ve fitness eğitmeni Karakoyun ise hareketin spor salonlarına hapsedilmemesi gerektiğini, nefes ve beden farkındalığının günlük yaşamın doğal bir parçası olması gerektiğini hatırlattı.

Şato terasında nefes ve hareket finali
Söyleşinin en dikkat çekici kısmı ise Şato’nun teras alanında gerçekleştirilen uygulamalı oturum oldu. Katılımcılar, Dr. Bilgin Silan ve Cem Karakoyun eşliğinde "Hareket ve Nefes Odaklı Bedensel Pratikler" bölümünde öğrendiklerini deneyimleme fırsatı buldu. İzmir Körfezi manzarasına karşı yapılan bu toplu uygulama, kamusal alanların kolektif bir sağaltım merkezine dönüşebileceğinin en somut örneğini sundu.




