İstanbul’da 14 Ekim 2026’da etkili olan şiddetli sağanak ve sel, çok sayıda araçta maddi hasara neden oldu. Araç sahipleri zararlarının nasıl karşılanacağını araştırırken kasko teminatları ve kamu kurumlarının hukuki sorumluluğu da gündeme geldi.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Mehmet İlker Birgan, sel nedeniyle oluşan araç hasarlarında yalnızca sigorta poliçelerinin değil, zarara yol açan koşulların da incelenmesi gerektiğini vurguladı. Birgan, altyapı yetersizlikleri ve kamu hizmetindeki aksaklıkların belirli şartlarda tazminat sorumluluğu doğurabileceğine dikkat çekti.
Kasko poliçesinde sel teminatına dikkat

Sel nedeniyle aracı zarar gören vatandaşların öncelikle kasko poliçelerini kontrol etmesi gerekiyor. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında sel ve su baskını zararlarının karşılanabilmesi için bu riskin ek sözleşmeyle teminat altına alınmış olması önem taşıyor.
Birgan, poliçesinde ilgili teminat bulunan araç sahiplerinin hasarı gecikmeden sigorta şirketine bildirmesi gerektiğini belirtti. Fotoğraf, video, servis kayıtları ve diğer belgelerin saklanması da tazminat sürecinde önem taşıyor.
Su altında kalan araçların çalıştırılmaması gerektiğini hatırlatan Birgan, motorun yeniden çalıştırılmasının hasarı artırabileceğini ve uzman incelemesinin beklenmesi gerektiğini ifade etti.
Hasar bildirimi için beş iş günü süresi
Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre sigortalının, hasarı öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigorta şirketine bildirimde bulunması gerekiyor.
Birgan, sürenin geçirilmesinin her durumda tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmadığını, gecikmenin sonuçlarının olayın koşullarına göre değerlendirileceğini kaydetti.
Hasarın büyümesini önlemek için gerekli tedbirlerin alınması da önem taşıyor. Sigortalının yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle zararın artması, ödenecek tazminat miktarını etkileyebiliyor.
Kaskosu olmayanlar da tazminat isteyebilir
Zorunlu trafik sigortası, kural olarak aracın işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere verilen zararları karşılıyor. Araç sahibinin kendi aracında sel ve su baskını nedeniyle oluşan hasar ise bu sigortanın kapsamına girmiyor.
Bununla birlikte kasko sigortasının bulunmaması, vatandaşların tüm hukuki başvuru yollarını kaybettiği anlamına gelmiyor. Birgan, zararın oluşmasında kamu kurumlarının sorumluluğu bulunması hâlinde tazminat talep edilebileceğini belirtti.
Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü. Kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi durumlarında hizmet kusuru gündeme gelebiliyor.
Altyapı eksiklikleri idarenin sorumluluğunu doğurabilir
Yağmur suyu kanallarının ve mazgalların temizlenmemesi, drenaj altyapısının yetersiz kalması, taşkın riski bilinen bölgelerde gerekli önlemlerin alınmaması ve tehlikeli yolların zamanında trafiğe kapatılmaması, idarenin sorumluluğu açısından değerlendirilebilecek durumlar arasında bulunuyor.
Ancak her sel olayında kamu kurumlarının sorumlu tutulması mümkün değil. İlgili hizmette bir eksiklik bulunup bulunmadığının ve bu eksiklik ile meydana gelen zarar arasında nedensellik bağı olup olmadığının araştırılması gerekiyor.
Yağmur suyu altyapısı ve tahliye sistemlerinden kaynaklanan zararlarda ilgili belediyeler ile İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) gündeme gelebiliyor. Yolun yapımı, bakımı ve güvenliğiyle bağlantılı durumlarda ise ilgili belediye veya Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğu söz konusu olabiliyor.
Birgan, sorumlu kurumun belirlenmesinde zararın meydana geldiği yerin, yolun niteliğinin ve zarara neden olduğu ileri sürülen eksikliğin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Bazı olaylarda birden fazla kamu kurumunun sorumluluğu da bulunabiliyor.
Şiddetli yağış idareyi her durumda sorumluluktan kurtarmıyor
Selin doğal afet niteliği taşıması, kamu kurumlarının hukuki sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmıyor. Yağışın öngörülebilirliği, alınabilecek önlemler ve altyapı eksikliklerinin zarardaki etkisi birlikte değerlendiriliyor.
Birgan, “Şiddetli yağış ve selin meydana gelmesi, tek başına idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.” değerlendirmesinde bulundu.
Mücbir sebep değerlendirmesinin de olayın koşullarına göre yapılması gerektiğini belirten Birgan, hizmet kusurunun bulunmadığı bazı durumlarda dahi hukuki şartların oluşması hâlinde idarenin kusursuz sorumluluğunun gündeme gelebileceğine işaret etti.
Tazminat başvurusu için süreler önemli
İdari eylemlerden kaynaklanan ve idari yargının görev alanına giren tazminat uyuşmazlıklarında öncelikle ilgili idareye yazılı başvuru yapılması gerekiyor.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre, zarara yol açtığı ileri sürülen idari eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulması gerekiyor.
İdarenin talebi tamamen veya kısmen reddetmesi ya da 30 gün içinde yanıt vermemesi durumunda, kanunda belirtilen dava açma süresi içinde yargı yoluna başvurulabiliyor.
İdari yargının görevli olduğu uyuşmazlıklarda tam yargı davası açılabiliyor. Bu süreçte zararın miktarı, idarenin sorumluluğu ve zarar ile kamu hizmeti arasındaki nedensellik bağı inceleniyor. Gerektiğinde bilirkişi değerlendirmesine de başvurulabiliyor.
Her araç hasarında görevli mahkeme aynı değil
Birgan, araç hasarına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin doğru belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Karayolunun yapımı, bakımı veya işletilmesiyle bağlantılı bazı uyuşmazlıklar, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında adli yargının görev alanına girebiliyor.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 29 Ocak 2018 tarihli, E.2017/787 ve K.2018/19 sayılı kararında da karayolundaki bakım ve güvenlik eksikliğinden kaynaklanan maddi hasarlı trafik kazasına ilişkin tazminat uyuşmazlığında adli yargının görevli olduğuna hükmedildi.
Bu nedenle aracın zarar gördüğü yer tek başına görevli mahkemeyi belirlemeye yetmiyor. Başvurulacak yargı yolunun, zararın kaynağına ve hukuki niteliğine göre değerlendirilmesi gerekiyor.
Araç sahipleri hasarı belgelemeli
Avukat Mehmet İlker Birgan, sel nedeniyle araçları zarar gören vatandaşların hasarı belgelemelerinin ve yasal başvuru sürelerini takip etmelerinin önemine dikkat çekti.
Kasko teminatı bulunan araç sahipleri sigorta şirketlerine başvurabilirken, kaskosu olmayanların zararın oluşumunda kamu kurumlarının sorumluluğu bulunup bulunmadığını araştırması gerekiyor.
Tazminat hakkının her olayda kendiliğinden doğmadığını belirten Birgan'ın değerlendirmesine göre, zararın önlenebilir bir altyapı eksikliğinden veya kamu hizmetindeki aksaklıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, sorumluluğun belirlenmesinde temel unsurlar arasında yer alıyor.




