Peki okul sadece derslerden mi ibarettir? Bu soruyu sorduğumuzda çoğu kişi, “Evet, sonuçta oraya ders öğrenmeye gidiyoruz.” diyebilir. Ama bence okul bundan çok daha fazlasıdır. Çünkü dışarıda gördüğümüz pek çok insanın en yakın arkadaşı liseden, üniversiteden ya da belki ortaokuldan kalmadır. Biz onlarla eğlenir, onlarla konuşuruz. Günümüzün büyük bir kısmını onlarla geçirir; ilk doğrularımızı ve yanlışlarımızı onlarla yaparız. Çoğu zaman en zor anlarımızda yanımızda olan kişiler de yine onlardır.
Okulda sadece matematik, fizik ya da edebiyat öğrenmeyiz; aslında büyürüz. İlk heyecanlarımızı, ilk hayal kırıklıklarımızı ve ilk başarılarımızı da okulda yaşarız. Bazen bir sınavdan aldığımız not bizi çok mutlu eder, bazen de beklediğimiz gibi gitmeyen bir sonuç bizi üzer. Küçük bir başarı bile kendimize olan güvenimizi artırabilir. Tüm bu duygular zamanla bizi biz yapar. Kişiliğimiz ve benliğimiz orada şekillenir. Özellikle 16–17 yaşları arasında okul, bir insanın dünyasının kurulduğu yerdir.
Herkes hayallerini orada kurar ve geleceğini orada şekillendirir. Gelecekte hangi mesleği yapacağımıza, nasıl bir yolda ilerleyeceğimize, neler yapacağımıza tek bir günde değil; zamanla, okulda karar veririz. Ama sadece ne yapacağımıza değil, kiminle yapacağımıza da burada karar veririz. Çünkü bazı dostluklar bir ömür sürer ve o dostlukların temeli okul sıralarında atılır.
Bu yüzden okul, sadece derslerin işlendiği bir yer değil; hayatımızın ilk gerçek sahnesidir. Çünkü o sahnede yalnızca bilgiyi değil, kendimizi keşfederiz.
Aysu Özyurt 9-B




