Şikayetin dört haftadan uzun sürmesi, tekrarlaması veya giderek belirginleşmesi durumunda altta yatan nedenin araştırılması gerekiyor. Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, özellikle uzun süren ses değişikliklerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Ses kısıklığı; sesin normalden farklı, daha boğuk, çatallı, nefesli veya kısık çıkması olarak tanımlanıyor. Ses tellerinde meydana gelen şişme, tahriş, hareket bozuklukları ve yapısal değişiklikler ses kısıklığına yol açabiliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları, sesin uzun süre ve yüksek şiddette kullanılması, reflü, alerjiler ve sigara kullanımı sık karşılaşılan nedenler arasında bulunuyor.

A W774668 01

Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, ses kısıklığının tek başına bir hastalık olmadığını ve farklı sağlık sorunlarının belirtisi olarak ortaya çıkabileceğini belirterek şöyle konuştu:

"Ses kısıklığı, ses tellerinin normal titreşimini etkileyen pek çok farklı nedenden kaynaklanabilir. Özellikle soğuk algınlığı veya üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında ses tellerinde oluşan ödem, geçici ses değişikliklerine yol açabilir. Bunun yanı sıra yüksek sesle konuşmak, bağırmak, uzun süre konuşmak veya sesi yoğun kullanmak da ses tellerinin zorlanmasına neden olabilir.

Reflü de ses kısıklığının gözden kaçabilen nedenlerinden biridir. Mide içeriğinin yemek borusundan yukarı doğru gelerek gırtlak bölgesine ulaşması, ses tellerinde tahrişe yol açabilir. Bu durumda sabahları belirgin ses kısıklığı, boğaz temizleme ihtiyacı ve öksürük gibi yakınmalar eşlik edebilir.

Gençlerde kasık ve uyluk ağrısı neden olur? Uzmanı açıkladı
Gençlerde kasık ve uyluk ağrısı neden olur? Uzmanı açıkladı
İçeriği Görüntüle

Ses kısıklığının nedenleri arasında ses teli nodülleri, polipleri ve kistleri gibi yapısal sorunlar da bulunur. Daha nadiren ses teli hareket bozuklukları, bazı nörolojik hastalıklar ve gırtlak bölgesindeki tümörler de ses değişikliğine neden olabilir. Bu nedenle ses kısıklığının ne kadar sürdüğü, beraberinde başka belirtilerin bulunup bulunmadığı ve kişinin risk faktörleri değerlendirilmelidir."

Dört haftayı aşan şikayet araştırılmalı

Üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ses kısıklığı çoğunlukla geçici seyrediyor. Ancak ses kısıklığının dört hafta içinde düzelmemesi veya belirgin şekilde gerilememesi halinde ses telleri ve gırtlak bölgesinin değerlendirilmesi gerekiyor. Daha ciddi bir hastalığı düşündüren belirtilerin bulunması durumunda ise dört haftanın beklenmemesi gerekiyor.

Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, uzun süren ve tekrarlayan ses değişikliklerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, "Ses kısıklığının süresi, değerlendirme açısından önemli bir göstergedir. Bir enfeksiyon sonrasında ortaya çıkan ses değişikliğinin giderek düzelmesi beklenir. Buna karşın dört haftayı aşan, tekrarlayan veya giderek belirginleşen ses kısıklığında nedenin ortaya konulması gerekir. Özellikle sigara kullanımı, mesleki olarak yoğun ses kullanımı, boyunda kitle, nefes almada güçlük veya yutma güçlüğü gibi bulguların eşlik ettiği durumlarda daha erken değerlendirme yapılmalıdır" dedi.

Sesi yoğun kullananlar daha dikkatli olmalı

Sesin yoğun ve yanlış kullanılması; öğretmenler, çağrı merkezi çalışanları, sanatçılar, avukatlar, sağlık çalışanları ve gün içinde uzun süre konuşmak zorunda olan kişilerde ses sorunları riskini artırabiliyor. Gürültülü ortamlarda yüksek sesle konuşmak, uzun süre aralıksız konuşmak ve bağırmak ses telleri üzerinde yük oluşturabiliyor.

Ses sağlığının korunmasında günlük alışkanlıkların da önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, yeterli sıvı tüketilmesi, uzun süreli ve yüksek sesli konuşmalardan kaçınılması ve gerektiğinde sesin dinlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sürekli boğaz temizleme alışkanlığının da ses tellerinde tahrişe neden olabileceğine dikkat çeken Yalçınozan, bu davranışın sık tekrarlanması halinde altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini belirtti.

Sigara dumanının gırtlak ve ses tellerinde tahrişe neden olabildiğini ifade eden Yalçınozan, uzun süren ses kısıklığında sigara kullanımının önemli bir risk faktörü olduğunu söyledi. Sabahları belirginleşen ses kısıklığı, sık boğaz temizleme ve kronik öksürük gibi yakınmaların reflüyle ilişkili olabileceğini belirten Yalçınozan, değerlendirme sırasında eşlik eden belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Hangi belirtilerde beklenmemeli?

Ses kısıklığına nefes almada veya yutkunmada güçlük, kanlı balgam, boyunda kitle ya da konuşurken ve yutkunurken ağrı eşlik ediyorsa değerlendirme geciktirilmemeli. Ani başlayan ve özellikle yoğun ses kullanımının ardından ortaya çıkan belirgin ses kaybının da dikkate alınması gerekiyor.

Ses kısıklığının nedenini belirlemek için öncelikle kişinin öyküsü ve belirtilerin özellikleri değerlendiriliyor. Gerekli durumlarda gırtlak ve ses telleri görüntülenerek ses değişikliğine yol açan neden araştırılıyor. Böylece enfeksiyon, ses kullanımına bağlı zorlanma, reflü, ses tellerindeki yapısal değişiklikler veya farklı bir sağlık sorununun etkisi değerlendirilebiliyor.

Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, ses kısıklığının günlük yaşamın doğal bir parçası olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, "Ses değişikliğinin geçici olması ile uzun süre devam etmesi arasında önemli bir fark vardır. Özellikle nedeni açıklanamayan, tekrarlayan veya giderek artan ses kısıklığında belirtilerin süresi ve eşlik eden bulgular dikkate alınmalıdır. Ses kısıklığının altında yatan nedenin belirlenmesi için gerekli değerlendirmelerin yapılması önem taşır" ifadelerini kullandı.

Kaynak: İHA