Avrupa’ya gitme hayalini kuran gençlerin rotası sessizce değişiyor. Uçak biletlerinin yükseldiği, Schengen randevularının aylar sürdüğü bir dönemde Fas, renkli kültürü, vizesiz giriş avantajı ve ekonomik tatil imkânıyla Türkiye’den genç gezginlerin yeni gözdesi haline geldi. Akdeniz’in öte yakasında, Afrika’nın kuzeyinde bambaşka bir dünya sunan ülke, Sharm El Sheikh’i bile geride bırakacak kadar hızlı yükselişte.
Berberi mirasıyla şekillenen gizemli tarih
Fas’a adım atanları, binlerce yıllık Berberi geçmişinin izlerini taşıyan güçlü bir kültür karşılıyor. Ülkenin sokaklarında sadece Arap etkisini değil, Orta Çağ Endülüs medeniyetinin mimarisini ve Fransa ile İspanya’nın sömürge döneminden kalan şehir düzenini de okumak mümkün. Medinaların labirent gibi sokaklarında dolaşırken hem İslam mimarisinin ince süslemeleri hem de Endülüs sanatının zarafeti hissediliyor. Casablanca’daki Fas Yahudi Kültürü Müzesi ise ülkenin çok katmanlı kimliğinin göz ardı edilen bir başka yüzünü gözler önüne seriyor.

Nane çayıyla başlayan misafirperverlik
Fas’ta misafirperverliğin başlangıcı her zaman aynı: nane çayı. “Berberi viskisi” olarak adlandırılan bu içecek sadece bir ikram değil, sosyal hayatın da temel taşı. Geleneksel riadların avlularında, medina çarşılarının kalabalığında ya da yerel pazarların köşesinde, köpüklü bir çay bardağı eşliğinde sohbet etmek ülkeye ait olmanın en keyifli yollarından biri. Fas’ın ruhu ise sadece çayında değil, el işlerinde de saklı. Deri çantalar, renkli seramikler, el dokuması halılar ve ahşap oyma sanatları ülkenin kültürel zenginliğini evlere taşıyor.
Tagin kokularıyla dolu sokaklar
Fas mutfağının sunduğu aromalar, ziyaretçilerini adeta yavaşlatıyor. Toprak kapta saatlerce pişen tagin yemekleri, kuru meyvelerle tatlı-tuzlu dengesi kuran pastilla ve Cuma günlerinin vazgeçilmezi kuskus sofraları, bu coğrafyanın köklü gastronomik geleneğini yansıtıyor. Msemen, harcha ve khobz gibi hamur işleri sabahları sokakları mis gibi kokuturken, Ramazan ayının sembolü harira çorbası ülkenin her köşesinde aynı sıcak duyguyu hissettiriyor.
Gençlerin gözdesi şehirlere akın büyüyor
Marrakeş, Fas’ın en çok konuşulan yüzü olmaya devam ediyor. Jemaa el-Fnaa Meydanı günün her saati yaşayan bir sahne gibi; sokak sanatçıları, baharat tüccarları ve hikâye anlatıcıları şehrin ritmini belirliyor. Fes’in eski medinası, tarihin içinden geçer gibi hissettiren dar sokaklarıyla ülkenin ruhani kalbi sayılıyor. Casablanca, modern yüzüyle genç müzisyenlerin, tasarımcıların ve girişimcilerin buluşma noktası haline gelirken; başkent Rabat ise sakin sokakları ve sahil kasbahlarıyla dengeli ve huzurlu bir atmosfer sunuyor. Enstagram’ın mavi cenneti Chefchaouen ise son yıllarda adeta bir fotoğraf mabedi haline gelmiş durumda.

Vizesiz olması gençleri cezbediyor
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının 90 güne kadar vizesiz girebilmesi, Fas’ın gençler arasında yükselişindeki en büyük etkenlerden biri. Özellikle son dönemde artan Avrupa vize reddi oranları ve masraflar düşünüldüğünde, ekonomik uçuş seçenekleriyle Fas kısa sürede “Avrupa rüyasının alternatifi” olarak anılmaya başladı. Para birimi Fas Dirhemi’nin Türkiye’ye göre daha uygun bir seyahat bütçesi sunması da bu tercihi pekiştiriyor.
Kasbah gölgelerinde yeni bir seyahat anlayışı
Genç gezginler artık sadece deniz-kum-güneş peşinde değil; kültürel etkileşim, özgün sokak deneyimleri ve farklı yaşam tarzlarını keşfetme isteği çok daha baskın. Kasbah’ların taş duvarları arasında gün batımını izlemek, eski şehirlere gizlenmiş riadlarda konaklamak ve medinalarda pazarlık kültürünü deneyimlemek yeni neslin aradığı tatil anlayışını Fas’ta fazlasıyla karşılıyor.
Fas artık sadece bir seyahat destinasyonu değil; gençlerin dışa açılma hayallerini yeniden tasarlayan, Avrupa’ya alternatif bir kültür tüneli. Uygun bütçesi, vizesiz giriş imkânı ve bambaşka atmosferiyle “yeni jenerasyonun rotası” olmaya çoktan hazır.



