Eğitim hayatının en kritik dönemlerinde öğrencilerin karşılaştığı en büyük engellerden biri olan sınav kaygısı, doğru yönetilmediğinde ciddi bir başarı ve sağlık sorununa dönüşebiliyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunarak, gerçekçi olmayan beklentiler ve çevre baskısının bu süreci tetiklediğini belirtti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Luş, sınav kaygısının nedenleri, belirtileri ve bu durumla başa çıkma yöntemleri hakkında şu bilgileri paylaştı:
Gerçek tehdit değil, algı problemi
Kaygının, günlük hayattaki somut tehlikelerden kaynaklanan korku hissinden farklı olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, durumu şu sözlerle açıkladı:
“Sınav kaygısı da genellikle sınavı veya herhangi bir performans durumunu gözümüzde büyütmemizden ve kendimizi bu görevi yerine getiremeyecek kadar yetersiz hissetmemizden kaynaklanır.”
Uzman, özellikle kişinin kendi mükemmeliyetçi yapısının, ailesinden gördüğü yoğun baskının ve ulaşılması güç hedefler koymasının kaygıyı tırmandıran temel unsurlar olduğuna dikkat çekti.
Hangi durumlarda uzman desteği şart?
Hafif düzeydeki stresin motivasyon sağlayabileceğini ancak aşırıya kaçtığında performansı baltaladığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Luş, tehlike sinyallerini şu şekilde sıraladı:
• Deneme sınavlarında başarının düşmesi ve bildiğin soruları heyecandan yanlış yapma,
• Ders çalışma düzeninin ve hazırlık sürecinin sekteye uğraması,
• Uyku ve iştah düzeninin bozulması, yoğun fiziksel belirtiler,
• Günlük yaşamda karamsarlık ve sınavla ilgili olumsuz düşüncelerin aşırı artması.
Dr. Öğr. Üyesi Luş, durumun ciddiyetini şu sözlerle aktardı:
“Aslında belirli bir düzeyde kaygı faydalıdır ve performansı artırabilir. Ancak kaygı aşırı seviyelere ulaştığında ve bu belirtiler ortaya çıktığında, artık çözülmesi gereken bir kaygı problemine dönüşebilir. Böyle durumlarda bir uzmandan destek almak önemlidir.”
Yaşam tarzı kaygıyı dengeliyor
Sınava hazırlık sürecindeki öğrencilerin stres kaynaklarından ve sürekli sınav konuşulan ortamlardan uzak durması gerektiğini belirten uzman; fiziksel aktivitelere zaman ayırmanın, hedefleri daha gerçekçi seviyelere çekmenin ve keyif veren etkinlikler yapmanın önemine değindi.
Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Uyku ve beslenme düzenine dikkat etmek, bunları mümkün olduğunca korumak da kaygıyı yönetmeye yardımcı olur. Bunun yanı sıra keyif veren aktivitelere zaman ayırmak, duygu durumunun dengelenmesine katkı sağlar.” diyerek günlük rutinin gücünü vurguladı.
Sınav günü ve öncesi için altın kurallar
Sınavdan hemen önceki gün ders çalışmayı bırakıp dinlenmenin ve zihni başka konularla rahatlatmanın daha doğru olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sınav anı için de şu tavsiyelerde bulundu ve uyarılarını tamamladı:
“Sınav sırasında kaygının yükseldiği fark edildiğinde kısa bir duraklama yapmanın ve daha önce öğrenilmiş nefes egzersizlerini uygulamanın faydalı olabileceğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Bu nedenle nefes egzersizlerinin sınav öncesinde düzenli olarak çalışılması önemlidir. Ayrıca kaygıyı artırabilecek kahve, enerji içeceği gibi kafeinli ürünlerden uzak durmak da sınav performansını olumlu yönde destekleyebilir.”




