Sınav döneminin sadece bilgi ölçümü değil, aynı zamanda yoğun bir psikolojik süreç olduğunu belirten Müge Yaşar, öğrencilerin ve ailelerin sınav kaygısını doğru yönetmesinin kritik önem taşıdığını söyledi.

Son dakika: YKS giriş belgeleri erişime açıldı!
Son dakika: YKS giriş belgeleri erişime açıldı!
İçeriği Görüntüle

Medicana Sağlık Grubu bünyesinde görev yapan Yaşar, sınav öncesi yaşanan yoğun stresin biyolojik temelleri bulunduğunu ifade ederken, sınav sonrası dönemde ise gençlerin performans değerlendirmesinden çok anlayış ve duygusal desteğe ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

“Ergen beyni için hayatta kalma simülasyonu”

Sınav döneminin gelişmekte olan ergen beyni için oldukça zorlu bir süreç olduğunu belirten Yaşar, aile tutumunun gençlerin psikolojik dayanıklılığını doğrudan etkilediğini söyledi.

“Sınav dönemi, gelişmekte olan bir ergen beyni için tam anlamıyla bir hayatta kalma simülasyonudur” diyen Yaşar, süreci şöyle anlattı:

"Çocuğunuzun o günlerde yaşadığı durum basit bir heyecan değil; stres hormonu kortizolün sistemi ele geçirdiği, amigdalanın alarm verdiği nörobiyolojik bir krizdir. Böyle bir anda mantık merkezi devre dışı kalmış bir gence ‘sakin ol’ demek ya da uzun rasyonel tavsiyeler sıralamak genelde duvara konuşmak gibidir. Çocuğunuzun omuzlarındaki bu devasa yükü hafifletmenin en gerçekçi yolu, kendi kaygınızı kontrol edip evin içine sızdırmamaktır. Ebeveynlerin sakin, rutini bozmayan ve tutarlı duruşu, gençlere ‘sonuç ne olursa olsun burası senin güvenli limanın’ mesajını süslü kelimelerden çok daha doğrudan ve ikna edici bir şekilde iletebilir."

“Kaygı, yetersizlik göstergesi değildir”

Sınav kaygısının çoğu zaman yanlış yorumlandığını belirten Yaşar, gençlerin yaşadığı yoğun duyguların yetersizlikten değil, biyolojik sistemin aşırı yüklenmesinden kaynaklandığını ifade etti.

Yaşar, öğrenci ve velilere şu uyarılarda bulundu:

"Öncelikle zihinlerinin kendilerine oynadığı oyunun farkına varmalılar. Hissettikleri yoğun kaygı, yetersiz olduklarının değil, biyolojik sistemlerinin aşırı yüklendiğinin göstergesi. Bu anlarda çözüm kendilerine kızmaları değil, derin nefeslerle fiziksel tepkiyi yönetmektir. Sınav sonrasında yaşanan duygusal süreç de en az sınava hazırlık dönemi kadar önemli. Öğrenciler, sınav çıkışında yoğun bir zihinsel yorgunluk yaşamaktadır. Bu yüzden sınavın bitiş zili çaldığında ve yüksek seviyelere ulaşan adrenalin aniden çekildiğinde, geriye kalan devasa zihinsel yorgunluğu doğru okumak gerekir. Çocuğunuz sınav kapısından çıktığı an ona kaç net yaptığına dair sorular sormak, zihinlerindeki o travmatik alarm durumunu uzatmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Gençler o an karşılarında bir eğitim koçu değil, yargısız ve şefkatli bir sığınak ararlar."

“Sonuçtan çok emek görülmeli”

Sonuçların açıklanmasına kadar geçen sürecin de öğrenciler için ayrı bir psikolojik yük oluşturduğunu söyleyen Yaşar, ailelerin çocuklarını günlük hayatın doğal ritmine geri döndürmesinin önemine dikkat çekti.

Yaşar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Sonuçlar açıklanana kadar geçen o arafta kalma sürecinde, öğrencilerin kendi iç sesleri zaten yeterince felaket senaryosu üretecektir. Ailelere düşen en büyük görev onları hayatın sıradan, tanıdık ve iyileştirici günlük ritüellerine geri çekmektir. Yüksek puanlar elbette kutlanmalıdır. Ancak asıl görülmesi ve tebrik edilmesi gereken şey, o masada aylar boyunca gösterilendir

Kaynak: İHA