Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, tatil döneminde artabilen alkol tüketiminin riskli kullanıma ve bağımlılığa dönüşme ihtimali hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Tatil sürecinde günlük rutinin, uyku ve beslenme düzeninin değişebildiğini belirten Çetin, bu dönemde alkol tüketiminin de artabileceğini ifade etti. Tatilin sorumluluklardan uzaklaşma ve rahatlama dönemi olarak görülebildiğini aktaran Çetin, “Alkol tüketimi de bu değişimlerden etkilenebiliyor.” dedi.
Alkol tüketiminin tatilde artmasının tek başına bağımlılık anlamına gelmediğini, ancak bazı davranışların riskli kullanıma işaret edebileceğini belirten Çetin, şu ifadeleri kullandı:
“‘Tatildeyim, bir şey olmaz’ düşüncesiyle başlayan sık ve yüksek miktarda alkol tüketimi, kişinin alkolle kurduğu ilişkinin değişmesine yol açabilir. Özellikle her gün alkol alma, içilen miktarı giderek artırma ve alkolsüz eğlenemeyeceğini düşünme gibi davranışlar riskli kullanımın göstergeleri arasında yer alır.”
Alkolü duygularla başa çıkma aracı olarak kullanmak riski artırıyor
Alkolün kısa süreli gevşeme ve rahatlama hissi verebildiğine dikkat çeken Çetin, bu etkinin kişiyi stres, kaygı ve olumsuz duygularla başa çıkmak için alkole yöneltebileceğini söyledi.
Kişinin zamanla yalnızca sosyal ortamlarda değil, sıkıldığında, kaygılandığında, uyumakta zorlandığında veya kendisini kötü hissettiğinde de alkol kullanmaya başlayabileceğini belirten Çetin, “Alkolün duyguları düzenleyen bir araç haline gelmesi, bağımlılık gelişimi açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir durumdur.” dedi.
Tolerans arttıkça tüketim miktarı yükselebiliyor
Aynı rahatlama veya keyif hissini yaşayabilmek için zamanla daha fazla alkol tüketme ihtiyacının ortaya çıkabileceğini belirten Çetin, bu durumun tolerans gelişimi olarak tanımlandığını aktardı.
Çetin, “Başlangıçta bir veya iki kadehle yetinebilen kişi, ilerleyen günlerde aynı etkiyi hissedebilmek için daha fazla alkol tüketebilir. Tatil döneminde birkaç gün üst üste devam eden yüksek miktardaki tüketim, kişinin alkol toleransını artırabilir. Tatil sona erdiğinde tüketim eski düzeyine dönmüyorsa veya kişi alkol kullanmadığı zaman huzursuzluk yaşıyorsa profesyonel destek düşünülmelidir.” diye konuştu.
Bağımlılıkta önemli ölçüt kontrol kaybı
Alkol bağımlılığının yalnızca her gün alkol içmekle açıklanamayacağını vurgulayan Çetin, kullanım sıklığının yanı sıra kontrol kaybının da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kişinin planladığından daha fazla içmesi, azaltma veya bırakma girişimlerinde başarısız olması, sorumluluklarını aksatması ya da zarar görmesine rağmen alkol kullanmayı sürdürmesinin ciddi bir soruna işaret edebileceğini belirten Çetin, yalnızca tatil veya hafta sonlarında alkol kullanan kişilerin de kısa sürede yüksek miktarda tüketim yapabileceğini ifade etti.
Çetin, “Kişinin her gün alkol kullanmaması, kullanım biçiminin güvenli olduğu anlamına gelmez.” dedi.
Kısa sürede yüksek miktarda alkol tüketiminin muhakeme bozukluğu, denge kaybı, trafik kazaları, düşmeler, şiddet davranışları, korunmasız cinsel ilişki ve alkol zehirlenmesi gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Çetin, bu nedenle tüketim sıklığının yanı sıra bir seferde alınan miktarın ve ortaya çıkan sonuçların da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Tatil sonrasında devam eden tüketim uyarı işareti olabilir
Tatil bittikten sonra alkol kullanımının sürmesinin, içmek için fırsat yaratılmasının veya eski yaşam düzenine dönmekte zorlanılmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Çetin, şöyle konuştu:
“Kişinin akşamları rahatlamak, uyumak veya günlük stresini azaltmak gibi sebeplerle alkol kullanmaya devam etmesi, geçici bir tatil davranışının kalıcı bir alışkanlığa dönüşmeye başladığını gösterebilir.”
Çetin, planlanandan daha fazla ya da daha uzun süre alkol tüketme, bırakma veya azaltma girişimlerinde başarısız olma, giderek daha fazla içme, alkol kullanılmadığında huzursuzluk, titreme, terleme veya uyku sorunu yaşama gibi belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.
Alkol nedeniyle aile, iş veya sosyal yaşamda sorunlar yaşanması, riskli durumlarda alkol kullanılması, fiziksel ya da psikolojik zararlara rağmen tüketimin sürdürülmesi, sosyalleşmek veya rahatlamak için alkole ihtiyaç duyulduğunun düşünülmesi ve kullanımın çevreden gizlenmesinin de sorun işareti olabileceğini belirten Çetin, tatil sonrasında aynı tüketim düzeninin devam etmesinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Alkol kullanımı ruhsal sorunlarla birlikte değerlendirilmeli
Bağımlılık riskinin herkes için aynı olmadığını ifade eden Çetin, gençlerin, dürtü kontrolünde güçlük yaşayanların, depresyon veya kaygı bozukluğu bulunanların ve ailesinde bağımlılık öyküsü olan kişilerin daha yüksek risk altında olabildiğini belirtti.
Alkolün bazı ruhsal sorunların belirtilerini geçici olarak bastırıyor gibi görünebildiğini, ancak uzun vadede kaygı, depresif belirtiler, uyku sorunları ve dürtüsel davranışları artırabileceğini dile getiren Çetin, alkolün psikolojik sıkıntılardan uzaklaşmak amacıyla kullanılması halinde hem alkol tüketiminin hem de altta yatan ruhsal sorunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yoğun alkol kullananlar bırakma sürecini uzman desteğiyle planlamalı
Uzun süredir düzenli ve yüksek miktarda alkol kullanan kişilerin, tıbbi değerlendirme olmadan alkolü aniden bırakmasının riskli olabileceği uyarısında bulunan Çetin, şu açıklamayı yaptı:
“Bağımlılık gelişmiş kişilerde alkolün aniden kesilmesi; titreme, terleme, çarpıntı, yoğun kaygı, uykusuzluk, nöbet ve bilinç değişiklikleri gibi ciddi yoksunluk belirtilerine yol açabilir. Bu nedenle düzenli ve yoğun alkol kullanan kişiler, bırakma sürecini mutlaka bir sağlık profesyonelinin desteğiyle planlamalı.”
Alkol kullanımındaki değişimin erken fark edilmesinin önemine dikkat çeken Çetin, yardım almak için kişinin hayatının tamamen bozulmasının beklenmemesi gerektiğini vurguladı.
Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Alkol kullanımıyla ilgili yardım istemek için kişinin hayatının tamamen bozulmasını beklemek gerekmez. Tüketim miktarı artmışsa, kontrol etmek zorlaşmışsa, tatil sonrasında kullanım devam ediyorsa veya alkol kişinin ruhsal ve fiziksel sağlığını etkilemeye başlamışsa bir psikiyatri uzmanına başvurulmalı. Erken dönemde alınan destek, riskli kullanımın bağımlılığa dönüşmesini önleyebilir ve tedavi sürecini kolaylaştırabilir.”




