Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite, hem dünya genelinde hem de Türkiye’de ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 800 milyon kişi obezite ile mücadele ederken, her yıl 3,7 milyon kişi bu nedenle hayatını kaybediyor. Türkiye’de durum alarm verici boyutta. Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması Raporu’na göre, ülkemizde her 10 kişiden 3’ü obezite hastası. Bu oranla Türkiye, Avrupa’da obezite sıralamasında ilk sırada yer alıyor.

Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, obezitenin estetik bir sorun olarak görülmesinin yanlış olduğuna dikkat çekiyor:

“Obezite ve yol açtığı hastalıklar maalesef ölümle sonuçlanabilen bir metabolik hastalıklar havuzudur. Öyle ki tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu, kalp ve damar hastalıkları, kanser, kolesterol yüksekliği, kas ve kemik hastalıkları ile hormon bozuklukları gibi birçok ölümcül hastalığın temelini oluşturmaktadır. Obeziteyle birlikte erken ölüm riski 5-10 kat artmakla beraber, yaşam beklentisi de 10-15 yıl kısalabilmektedir.”

Sağlıklı sanılan sebze ve meyvelerde görünmeyen tehlike
Sağlıklı sanılan sebze ve meyvelerde görünmeyen tehlike
İçeriği Görüntüle

Obezite cerrahisi: Hayat kurtaran müdahale

Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, obezite cerrahisinin dünya genelinde ve Türkiye’de giderek daha fazla tercih edilen bir yöntem olduğunu belirterek, şu bilgileri paylaşıyor:

“Obezite cerrahisinde temel amaç, hastaların ömür boyu sağlıklı bir yaşam ve doğru beslenme alışkanlığı kazanmalarını sağlamaktır. Ameliyat, aynı zamanda aşırı kiloya bağlı ortaya çıkmış veya ileride oluşabilecek hastalıklardan korunmayı da mümkün kılmaktadır. Uzun ve kısa dönem sonuçları bilinen, güvenilirliği kanıtlanmış obezite cerrahisi bu etkisiyle kilo sorunu yaşayan hastaların hayatını kurtarmaktadır.”

En çok merak edilen sorular

Obezite cerrahisi ne zaman gündeme geliyor?

Beden kitle indeksi 35 ve üzerindeki kişilerde, sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kilo verilemediğinde cerrahi yöntem öneriliyor. Deneyimli merkezlerde yapılması, sürecin güvenliği açısından büyük önem taşıyor.

Ameliyat öncesinde diğer yöntemleri denemek şart mı?

Diyet ve spor programları uygulanmadan cerrahi önerilmiyor. Dr. Korkmaz, şunları vurguluyor:
“İlaçlar, zayıflama çayları ve iğneleri bir deneme olarak kabul edilmemektedir. Tıbben kanıtlanmamış yöntemler risk taşır ve sürecin gerçekçi değerlendirilmesini engeller.”

Yaş sınırı var mı?

Cerrahi için alt yaş sınırı 12, üst sınır 65 olarak tanımlanıyor. Ancak Dr. Korkmaz, kronolojik yaşın tek başına yeterli olmadığını belirtiyor:

“Hastanın fizyolojik durumu, eşlik eden metabolik ve sistemik hastalıkları, obeziteye bağlı komplikasyonlar ve psikososyal durumu, cerrahi uygunlukta belirleyici rol oynar.”

Hangi cerrahi yöntemler uygulanıyor?

Obezite cerrahisinde genellikle laparoskopik (kapalı) yöntemler tercih ediliyor. Başlıca yöntemler şöyle:

• Tüp mide (Sleeve gastrektomi): Midenin büyük kısmı çıkarılır, yaklaşık 100-150 ml mide bırakılır. Hem iştahı düzenler hem de gıda alımını kısıtlar.
• Loop bipartisyon bypass: Tip 2 diyabet hastalarında kilo ve metabolik kontrol amacıyla uygulanır.
• Roux-en-Y gastric bypass: Kilo kaybı yanında mide fıtığı ve reflü tedavisinde etkilidir.
• Minigastrik bypass, transit bipartisyon, duodenal switch: Hastaya özel durumlarda tercih edilir.

Kilo kaybı ne zaman başlar?

Kilo kaybı genellikle ameliyatın ilk gününden itibaren başlıyor. Örneğin, 200 kilo bir birey bir ayda 25–30 kilo verirken, 120 kilo bir birey 12–15 kilo kaybedebiliyor. Dr. Korkmaz:
“Asıl hedef hızlı kilo kaybı değil, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak ve kas ile kemik dokusunu korumaktır.”

Tekrar kilo alma riski var mı?

Cerrahi sonrası kilo kaybının büyük kısmı kalıcı olsa da, sağlıklı beslenme ve egzersizden uzak kalan hastalarda kilo alımı kaçınılmaz. Başarısız cerrahi ve yetersiz takip de riski artırıyor.

Kalıcı kilo kaybı için neler önemli?

Obezite cerrahisi sonrası kilo kaybının kalıcı olması için yaşam tarzının tamamen değişmesi gerekiyor. Günlük yürüyüş ve egzersizler, protein ağırlıklı beslenme, vitamin-mineral desteği ve günde 2–3 litre su tüketimi kilit rol oynuyor.

Obezite, yalnızca estetik bir sorun değil, erken ölüm riskini ciddi şekilde artıran bir hastalık olarak Türkiye’de ciddi boyutlarda yayılıyor. Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam için obezite cerrahisinin bilinçli ve kontrollü şekilde uygulanmasının hayat kurtarıcı olduğunu vurguluyor.

Kaynak: BASIN BÜLTENİ