Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde başlayan ve 7 Şubat’a kadar sürecek fuar kapsamında gerçekleştirilen PAN Geriatrics Sempozyumu’nda konuşan Türkiye Alzheimer Derneği (TAD) İzmir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin, unutkanlıkla hastalık arasındaki kritik farkları anlattı.
Kare Fuarcılık organizasyonuyla kapılarını açan fuarda, yaşlılık dönemine ilişkin en çok endişe yaratan başlıklardan biri olan Alzheimer hastalığına ilişkin güncel değerlendirmeler paylaşıldı.
“Her unutkanlık Alzheimer değil”

Prof. Dr. Sevnaz Şahin, unutkanlık şikâyetiyle başvuran birçok kişinin Alzheimer korkusu yaşadığını belirterek, yaşa bağlı dalgınlık ile hastalık düzeyindeki bilişsel kaybın karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Şahin, normal yaşlanma sürecindeki unutkanlığın her zaman hastalık anlamına gelmediğini şu sözlerle anlattı:
“Farkındalığımızı artırmamız, bilgimizi artırmamız; onun için burada olmak çok önemli. Alzheimer tabii önceden yoktu çünkü bu kadar yaşamıyorduk; artık uzun yaşayınca Alzheimer oluyoruz. Bakın, yaşlı nüfus oranı yüzde on virgül altı. Ne kadar yüksek! Yani on kişiden biri. İzmir'de daha da fazla. Alzheimer'dan korkuyoruz. Alzheimer'ın en önemli bulgusu unutkanlık biliyorsunuz. Peki, her yaşlı unutur mu? Hayır, her yaşlı unutmuyor. Sadece yaşlılarda değil, çok yoğun çalışan gençlerde de kafa çok yoğun olduğunda bazı şeyleri unutuyoruz. Ona bakarsanız çocuklar da unutuyor; ama onlara 'Alzheimer mı oldu?' demiyoruz. Ama bir yaşlı unutuyorsa eyvah eyvah! Eyvahlanmayın.”
Kritik eşik: “Kişi unuttuğunu da unutuyor”
Basit unutkanlıkta kişinin bazı bilgileri ipuçlarıyla hatırlayabildiğini vurgulayan Şahin, hastalık düzeyindeki unutkanlıkta ise farkındalığın kaybolduğunu ifade etti. Günlük yaşam alışkanlıklarındaki bozulmanın da önemli bir uyarı işareti olduğunu belirtti.
“Basit unutkanlık diye bir şey var; bazı şeyleri ipuçlarıyla hatırlıyorsak hiçbir önemi yok. Hastalık düzeyinde unutkanlık olduğunda kişi unuttuğunu da unutuyor. Genelde hastalar şunu söylüyorlar: 'Yo, benim hiçbir şeyim yok ki. Siz bakmayın kızıma hocam ya, unutuyor o kadar olur, kocam da unutuyor.' Ama bir diğeri de şunu söylüyor: 'Hocam, ben galiba böyle bir şeyleri unutuyorum, biraz canım sıkıldı.' Yani birisi farkında unutkanlığının, diğeri hiç değil. Eğer kişi unuttuğunun farkında değilse bu önemli. Öz bakımı kötüleştiyse; kişi artık daha az saçını tarıyor, daha az banyoya giriyor, eskisi gibi dişlerini fırçalamıyorsa ve bunu unutuyorsa bunlar önemlidir.”
Her unutkanlık demans değil
Unutkanlığın her zaman Alzheimer ya da demans anlamına gelmediğine dikkat çeken Şahin, bazı sağlık sorunlarının da benzer tabloya yol açabildiğini söyledi. Bu nedenlerin büyük bölümünün tedavi edilebilir olduğunun altını çizdi:
“Bunlar demans demek değildir. Bunlar tedavi edilebilir unutkanlık sebepleridir. Biz hekimler önce bunlara bakarız. Demans, Alzheimer, bunama hep birbiri yerine kullanılıyor ama demans demek 'dementia' yani zihnin gitmesi demektir. Hastalığın adı Alzheimer, ortaya çıkan durum demans. Bir çatı gibi düşünün; çatıda demans var, odalarda da hastalıklar var ve en önemlisi Alzheimer hastalığıdır.”
Genetik geçiş oranı sınırlı
Alzheimer risk faktörlerine de değinen Şahin, ileri yaşın en belirgin risk olduğunu, eğitim düzeyi ve yaşam süresinin de etkili olduğunu söyledi. Aile öyküsünün her zaman genetik geçiş anlamına gelmediğini belirtti:
“Kesin olan risk faktörü yüz yaştır. Onun dışında eğitim düzeyi yüksekse Alzheimer az, eğitim düzeyi düşükse Alzheimer fazladır. Kadınlarda daha çok görülüyor çünkü kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşıyorlar. Ailenizde ileri yaşta Alzheimer çıktıysa bu genetik geçiş demek değildir. Ailenizde kırklı yaşlarda Alzheimer varsa genetik riski var ama şu var ki; yüzde beş ila yüzde yedi oranında genetik geçiş vardır, diğerleri genetik değildir.”
Kesin tedavi yok, belirtiler azaltılabiliyor
Mevcut tedavilerin hastalığı tamamen ortadan kaldırmadığını ancak şikâyetleri hafifletmeye yönelik uygulamalar bulunduğunu aktaran Şahin, geleceğe dair umut olduğunu ancak kesin çözümün henüz geliştirilemediğini söyledi:
“Umut var mı? Umudumuz var, tamamen tedavi edecek ilaçlar çıkacak ama o gün bugün değil maalesef,” dedi.
Riskin önemli bölümü önlenebilir
Prof. Dr. Şahin, demans riskinin önemli bir kısmının yaşam tarzı ve sağlık kontrolleriyle azaltılabileceğini belirterek korunma yollarını yaş gruplarına göre sıraladı:
“Demans yüzde kırk beş oranında engellenebilir. Korunmak için; küçük yaşlarda yüksek eğitim, orta yaşlarda kolesterolü düşürmek, işitme kaybını azaltmak, depresyonu tedavi etmek, egzersiz yapmak ve diyabet/tansiyon kontrolü önemlidir. Altmış beş yaşından sonra ise sosyal izolasyondan kaçınmak, hava kirliliğinden korunmak ve görme kaybını tedavi ettirmek riski azaltır. Yeni şeyler öğrenmek, halk dansları, koroya katılmak ve tazelenme üniversitelerine devam etmek zihni korur. Ayrıca her salı Tarihi Asansör binasının orada bulunan Alzheimer Derneği ziyaret edilebilir.”




