Acıbadem Kent Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Yunus Akkeçili, antidepresanlarla ilgili toplumda yaygın olan yanlış inanışlara dikkat çekti. “İlaçlara alışırım, bırakamam” düşüncesinin en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri olduğunu belirten Akkeçili, doğru tanı ve kişiye özel tedavi planının önemini vurguladı.

En yaygın yanlış inanış bağımlılık korkusu

Akkeçili, depresyon, anksiyete bozuklukları ve obsesif kompulsif bozukluk (OKB) gibi ruhsal hastalıkların günümüzde etkili şekilde tedavi edilebildiğini söyledi. Antidepresanlarla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan birinin bağımlılık korkusu olduğunu ifade eden Akkeçili, şöyle konuştu:

"En sık duyduğumuz cümlelerden biri ‘İlaçlara alışırım, bırakamam.’ oluyor. Oysa antidepresanlar bağımlılık yapan ilaçlar değildir. Bu ilaçlar kişinin kişiliğini değiştirmez, uyuşturmaz ya da zamanla sürekli daha yüksek doz gerektirmez. Tedavi süresi tamamlandığında hekim kontrolünde güvenli şekilde azaltılarak sonlandırılabilir."

Akkeçili, sosyal medya ve çevreden edinilen yanlış bilgilerin kişilerin profesyonel destek aramasını geciktirebildiğini belirterek, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre depresyon ve anksiyete bozukluklarının dünya genelinde en sık görülen ruhsal hastalıklar arasında bulunduğunu ifade etti.

Ruhsal hastalıkların tek nedeni genetik değil

Depresyon ve anksiyete bozukluklarının tek bir nedene bağlı gelişmediğini belirten Akkeçili, biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığını söyledi.

Aile öyküsünün bazı kişilerde biyolojik yatkınlığı artırabileceğini belirten Akkeçili, çocukluk yaşantıları, travmatik deneyimler, uzun süreli stres, sosyal destek eksikliği ve yaşam olaylarının da hastalıkların gelişiminde etkili olabileceğini kaydetti.

Her üzüntü ve kaygı ilaç gerektirmiyor

Her ruhsal yakınmanın antidepresan kullanımını gerektirmediğini vurgulayan Akkeçili, tedavinin temelinde doğru tanının bulunduğunu söyledi. Üzüntü, kaygı, isteksizlik, uykusuzluk ve stresin tek başına antidepresan başlanması için yeterli olmadığını belirten Akkeçili, şöyle konuştu:

"Bu belirtiler yaşamın doğal bir parçası olabileceği gibi farklı ruhsal ya da bedensel hastalıkların da belirtisi olabilir. Bu nedenle öncelikle bir psikiyatri uzmanı tarafından ayrıntılı değerlendirme yapılması, yakınmaların bir ruhsal hastalık kapsamında olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Tedavi kararı yalnızca belirtilerin varlığına göre verilmemelidir. Yakınmaların süresi ve şiddetinin yanı sıra kişinin günlük yaşamının ne ölçüde etkilendiği ve eşlik eden diğer tıbbi durumların da değerlendirilmesi gerekir. Psikiyatride temel yaklaşım önce doğru tanıya ulaşmak, ardından kişiye en uygun tedavi planını oluşturmaktır. Bazı kişiler için psikoterapi yeterli olabilirken, bazı hastalarda ilaç tedavisi önemli bir gereklilik haline gelebilir. En doğru tedavi, kişiye özel planlanan tedavidir."

"Antidepresanlar bilinçsiz kullanılmamalı"

Antidepresanların yalnızca gerekli durumlarda ve hekim değerlendirmesi sonrasında başlanması gerektiğini vurgulayan Akkeçili, bilinçsiz kullanımın risk taşıyabileceğine dikkat çekti.

Doğru tanı konulduğunda antidepresanların güvenli ve etkili tedavi seçenekleri olduğunu belirten Akkeçili, şu ifadeleri kullandı:

"Ancak uygun değerlendirme yapılmadan başlanmaları, altta yatan farklı bir ruhsal hastalığın seyrini olumsuz etkileyebilir. Örneğin bipolar bozukluk gibi bazı hastalıklarda yeterli değerlendirme yapılmadan antidepresan başlanması istenmeyen klinik sonuçlara yol açabilir. Ayrıca her ilaçta olduğu gibi antidepresanların da kişiye özgü yan etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimleri olabilir. Bu nedenle tedavi kararı mutlaka psikiyatri uzmanı tarafından verilmelidir."

İyi hissetmek tedavinin bittiği anlamına gelmiyor

Ruhsal hastalıklarda tedavinin yalnızca belirtilerin azalmasıyla sınırlı olmadığını belirten Akkeçili, kişinin kendisini iyi hissetmeye başlamasının ilacı hekim önerisi olmadan bırakması anlamına gelmediğini söyledi.

Tedavi süresinin kişiden kişiye değiştiğini ifade eden Akkeçili, tedavinin sonlandırılması kararının psikiyatri uzmanıyla birlikte verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

"Bazı ruhsal hastalıklarda psikoterapi ön plandayken, bazı durumlarda ilaç tedavisi önemli bir gereklilik haline gelebilir. Çoğu zaman ise bu iki yaklaşım birbirini tamamlar. Tedavi planı; hastalığın özellikleri, kişinin yaşam öyküsü, beklentileri ve bilimsel tedavi rehberleri birlikte değerlendirilerek oluşturulur."

Kemalpaşa’nın yollarına büyük dokunuş!
Kemalpaşa’nın yollarına büyük dokunuş!
İçeriği Görüntüle

Kaynak: İHA