Uzmanlar, “doğal” algısıyla masum görülen bu ürünlerin bazı türlerinin ilaç benzeri etkiler gösterebildiğine dikkat çekiyor.
Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Seymen, özellikle ‘zayıflatır’ ve ‘ödem attırır’ iddiasıyla satılan karışım çayların içeriğinin çoğu zaman gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Yanlış lanse edilen bu bitki çayları böbrek hasarından, bağırsak tembelliği, sıvı-elektrolit dengesizliği ve kalp problemlerine neden olabiliyor” dedi.
Prof. Dr. Seymen, kafein ve tanin oranı yüksek olan bazı çay türlerinin aşırı tüketilmesi halinde uyku bozukluğu, demir emiliminde azalma, çarpıntı ve anksiyete artışı gibi yan etkilerin de görülebildiğini ifade etti.
Aşırı tüketim ciddi riskler doğurabiliyor
Papatya, adaçayı, sinameki, yeşil çay, rezene ve mate gibi yaygın olarak tüketilen bitki çaylarının bilinçsiz ve uzun süreli kullanımının ciddi sorunlara yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Seymen, “Böbrek ve karaciğer hasarına neden oluyor. Yoğun veya uzun süreli bitki çayı tüketimi karaciğer enzimlerinde yükselme ve böbrek üzerine ek yük oluşturabiliyor. Kalp ritim bozukluğu ve Tansiyon problemleri öne çıkıyor. Örneğin meyan kökü gibi bitkiler yüksek tüketildiğinde hipertansiyon ve potasyum düşüklüğü gibi sorunlara yol açabiliyor. Hormon dengesizlikleri, mide ve bağırsak sorunları öne çıkıyor. Bitki çaylarının aşırı tüketimi özellikle hassas bireylerde alerji, uyku bozulması, çarpıntı ve huzursuzluk yapabiliyor” ifadelerini kullandı.
“Bitki çayları ilaç değildir”
Bitki çaylarının yanlış ve uzun süreli kullanımının farklı organ ve sistemler üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Seymen, bu riskleri şöyle sıraladı:
“Karaciğer: Özellikle yeşil çay ekstresi, sinameki ve bazı zayıflama çayları karaciğer enzimlerini yükseltebilir. Uzun süreli kullanım karaciğer toksisitesine kadar ilerleyebilir.
Böbrekler: İdrar söktürücü etkisi olan kiraz sapı, mısır püskülü gibi çayların aşırı tüketimi sıvı-elektrolit dengesini bozarak böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir.
Kalp ve Damar Sistemi: Adaçayı, ginseng ve meyan kökü gibi bazı bitkiler tansiyonu yükseltebilir ya da kalp ritmini etkileyebilir. Özellikle kalp hastaları dikkatli olmalı.
Mide ve Bağırsaklar: Sinameki ve aloe vera gibi bağırsak hareketlerini artıran bitkiler, bağımlılığa yol açabilir ve uzun vadede bağırsak tembelliğine neden olabilir.
Sinir Sistemi: Kafein içeriği yüksek bitki çayları (mate, yeşil çay gibi) aşırı tüketildiğinde çarpıntı, huzursuzluk ve uyku bozukluklarına yol açabilir.
Hormon Dengesi: Rezene, soya içerikli bitkiler ve bazı karışım çaylar hormonal dengeyi etkileyebilir.”
Prof. Dr. Seymen, bitki çayı tüketimi konusunda özellikle risk gruplarını da uyararak, “İlaç kullanıyorsanız, kronik hastalığınız varsa veya hamileyseniz, bitki çayı tüketimi öncesinde mutlaka doktora danışın” dedi.




